Köşe Yazılarına Yorumlar

Sabit Konular => KUR' AN ÂYET' LERİ(003) => Konuyu başlatan: is - Temmuz 10, 2021, 10:46:31 ÖÖ

Başlık: İSLÂM' DA HIRSIZLIĞIN CEZASI
Gönderen: is - Temmuz 10, 2021, 10:46:31 ÖÖ
           İSLÂM' DA HIRSIZLIĞIN CEZASI

           HIRSIZLIK EDEN ERKEK VE KADININ, YAPTIKLARINA KARŞILIK ALLAH' TAN BİR CEZA OLARAK ELLERİNİ KESİN:
           5. Maide Sûresi (38.- 39.) Âyet- i Kerîmeler(115. Sayfa):
           “38- Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir.”
           “39- Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, halini düzeltirse, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.”


           Hırsızlık eden erkek ya da kadın olsun, ellerinin kesilmesi emredilmekte, ancak 39. Âyet- i Kerîme’ de tövbe ederlerse, tövbesi Allah tarafından kabul edileceği için, tövbesine karşılık olmak üzere, elini kesmeyip, bağışlama yoluna gidileceği anlaşılmaktadır. “39- Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, halini düzeltirse, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.”

           Bu durumda, hırsızlık yapanın, yaptığı haksızlıktan sonra tövbe edip, halini düzeltmesi durumunda, Allah’ ın tövbeleri kabul edeceği bildirildiğine göre, ellerinin kesilmesine hükmedilebilir mi? Elbette Âyet apaçık ortada dururken, hırsızın elini kesmek düşünülemez. Zira tövbe kapısı herkes için açıktır. Hırsız için de açıktır. Tövbe eder, elleri kesilmez. Ancak bu tövbesinden sonra bir daha hırsızlık yapmaması gerekir. Sözünden dönmesi durumunda, tekrar hırsızlık yaparsa, elinin kesilmesi kaçınılmaz olarak gündeme getirilir.

           HIRSIZLIK YAPANA TÖVBE KAPISI ALLAH TARAFINDAN AÇILMIŞTIR:

           Düşünenler için bunda büyük bir ibret vardır. İslâm ülkelerinde el bir kesilir; iki kesilir; belki üç kesilir. Binlerle, on binlerle, bizdeki gibi yüz binlerle hırsızlar hapishaneleri doldurmaz. Allah düşünesiniz diye kullarına akıl vermiştir. Düşünesiniz ki, doğruyu bulasınız.

           Sene 1976. Babam Rahmetlik, Hacca gitti. Kâbe’ nin karşısında dükkânı olan Mehmet Amca, Babam’ ın da akrabası olur. Zamanında Kâbe’ ye gidip Mekke’ de yerleşmiş. Oturup sohbet ederlerken Cuma Ezanı okunmaktadır. Mehmet Amcamız hemen kalkmış, dükkânın kapısını, yukarıda asılı duran bir bez parçasını aşağı indirerek kapıyı kapatıp câmi’ ye gitmeye hazırlanınca; Rahmetlik Babam:
-Ne yapıyorsun Mehmet Abi, herşey, altınlar, paralar, değerli eşyalar açıkta, deyince, Mehmet Amcamız.

           "Hiçbir şey olmaz Salih. Burada hırsızlık yoktur. Hırsızın eli, kılıçla, sabaha kesildiği için, burada hırsızlık yapan kimse bulunmaz” demiş. Düşünününüz. Sene 1976. Peygamber’ imizin vefatından bu yana geçen 1400 seneden sonra bile, kıyamete yaklaşırken bozulan insanlığın yanında, bozulmayan tek kural Allah’ ın koyduğu el kesme kuralının koruyuculuğu, insanlık için az bir şey midir?

           Elbette bir hırsızlık durumunda öncelikle hırsızlık sebepleri araştırılır. O yola girmesine sebep olan unsurlar göz önüne alınarak; hırsızlıktan dolayı hemen ellerinin kesilmesine hükmedilmez. Öncelikle tövbe yollarını açan Allah olduğuna göre, tövbe etmesinin önü açılır. Tövbe etmesi söz konusu değilse, gereken yapılır.

           En önemli husus da, hırsızlığa iten sebeplerin sorgulanmasının şart olduğudur.

           Hazreti Ömer’ in halifeliği sırasında bir hırsızlık olur. Getirirler hırsız genci, Hazreti Ömer’ in karşısına. Hazreti Ömer sorar:

           -Neden hırsızlık yaptın? Genç:

           -Yâ Ömer ben çalışıyorum. Verilen ücret yetmiyor. Bunun üzerine Hazreti Ömer, iş sahibini çağırtır. Karşısında iş sahibi(şimdiki ifade ile patron):

           -Yâ …. sen bu gence yeterli ücreti vermiyormuşsun. Bu gence …. kadar ücret vereceksin der. Gençten bir daha hırsızlık yapmaması için tövbe etmesinin ardından, sözünü alır, serbest bırakır. Zamanımızda da olması gereken bu değil midir?

           Resmî bir yardım kuruluşunun başında, hem de, daha öncesinde fahrî olarak(ücret almadan) görev yapıldığının örnekleri görülmüş bir kurumda, asgarî ücretin 10 katı maaş alan bir kimsenin aldığını hak etmesi mümkün müdür? 8 saat çalışan bir işçinin verdiği emeğin 10 katı verilebilir mi? Bunlar sosyal adaleti zedeleyen hususlar olup; adalet duygusu içerisinde dengelenmesi gereken ücretlerin dengelenmemesi durumunda,

(zira işçiye kaşıkla veremediğiniz fazla ücreti, bir başka kişiye kepçeyle verirseniz, adalet duygusunu zedeler; Hazreti Ömer zamanında ki genç gibi ihtiyaç sahibi olarak bıraktığınız kimselerin çalmasına kapı açmış olursunuz.)

çalana da hesap sorulamaz hâle getirildiğini hiç akletmeyecek miyiz?

           Sosyal adalet, her ferdin, korunup, kollanması ile tecelli eder. Yoksa, açlığa mahkkûm edilmiş kitlelerin bolluğu ile övünerek hapishaneleri doldurmak İslâm’ ın hiçbir yerinde yoktur. Olamaz da. Sosyal adalet de bu değildir. Sosyal adalet her türlü önleme rağmen çalmakta ısrar edenlere verilen cezanın bu kadar ağır olması ile, çalma, gasp, dolandırma, irtikâp hallerinin önüne ancak geçilmesiyle insanlara verilen huzurun ne kadar bol olduğu ile övünebildiğimizde, cemiyetin tüm fertleri huzur içinde olacaklardır.

           Saygılarımla. 10.07.2021 10:45

ÖNEMLİ NOT:

KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

BU FORMAT, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.