Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
KUR' AN ÂYET' LERİ(001) / FAİZ HARAM, ALIŞVERİŞ HELÂLDİR
« Son İleti Gönderen: is Eylül 25, 2021, 03:35:42 ÖS »
FAİZ HARAM, ALIŞVERİŞ HELÂLDİR

           FAİZ HARAM, ALIŞVERİŞ HELÂLDİR:
           2. Bakara Sûresi 275. Âyet- i Kerîme(48. Sayfa):
           “275- Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır…”

           Faizin haram oluşu emek karşılığı olmamasındandır. Kolay kazanç, hiçbir zaman ve hiçbir kimse tarafından doğru karşılanmamıştır. Bu kolay kazancın altında yatan asıl hikmet ise, faize veren kolay kazanırken; faize muhatap olan kimse zorlanarak faizi ödemek durumundadır. Zira faiz sistemi, her zaman, insanların emeğini sömürme üzerine kurulmuştur. Faizde yatan paraların ülke kalkınmasına, üretime katkı sağladığı da söylenemez. Zira faizle para alan kimselerin yaptığı meşru işler olmakla birlikte; gayri meşru yapılan işlerin getireceği kazançların da tartışma konusu olduğu bir gerçektir.

           Faizin bilhassa “zalim faizler” in, ödenebilmesi için, kısa zamanda çok para kazanmak, söz konusudur. Aksi takdirde, yüksek faizlerin karşılanması mümkün değildir. Tatbikatta, haberlere geçen faizlerin ayda % 100 ler ve daha üst seviyelerde istenmesi, çok fazla kirli işlere bulaşmadan, bu tür faizlerin ödenemeyeceği konusunda tüm kamuoyu hemfikirdir.

           Faizsiz bankacılık/ kâr payı dağıtan bankacılık uygulamaları, teoride güzel bir düşüncedir. Zira paraların bir araya getirilerek iş kurulması, üretime yönelinmesi söz konusu olduğunda, faizsiz bankacılık/ kâr paylı bankacılık, yerinde bir oluşumdur. Ekonomiye katkı sağlar. Bu şekli ile bankalar, kişilerle ortaklıklar kurarak, kâra/ zarara ortak olmak suretiyle, üretime yönelmeleri durumunda, ekonomik yönden de fayda sağlayacak faaliyetler olarak görülebilir. 

           Ancak gerçek yaşantı içerisinde bu böyle olmamakta; bankalar kâr ortaklığı adı altında piyasaya girseler de, gerçek hayatta aynen faizciler gibi hareket etmekte; çekilen kredilere, her ne kadar “kâr payı” denilse de, piyasada yasal faizler civarında alınan kâr paylarının adı, faiz olmasa da, yine faiz hükmündedir. Zira bu kâr payları başlangıçta tesbit edilmiş olup; kredi alana, “şu kadar ödeyeceksiniz” denildiği anda, faiz olmaktan kurtulamaz. Kâr payı olabilmesi için, ortakların(banka ve kredi alanların) yapılan kâr/ zararı ortak olarak paylaşmaları gerekir. Zira:

           Faizsiz bankacılıkta faizler baştan belirlendiği andan itibaren, bu işin “suyu çıkarılmış” ya da “kitabına uydurulmuş bankacılık” ile karşı karşıya kalırız. Neden:

           Banka kredi alacak kimseye başlangıçta şu kadar “Kâr payı ödeyeceksiniz” dese de, alınan bal gibi faizdir. Faizsiz bankacılık, gerçek olarak yapılabilse, iş yapacak kimse, banka ile ortaklık yaparcasına kâr/ zarar ettiğinde, bankanın da bu durumu kabullenmesi gerekir.

           Elbette bu tür gerçek ortaklıklarda, kurulacak tesisin fizibiletesinin çok iyi yapılması, kâr edebilecek şartların oluşturulması ile kârlılık gündeme getirilebilir. Bu işlemler için, bankanın da elini taşın altına koyması, üretim fizibileteleri için teknik elemanlar çalıştırması gerekir. Var mı böyle bir banka? Yok. Neden, zira bankaların dertleri kâr/ zarar değildir. O sadece alacağı faizi, yâni kârını bilir. Zamanımızdaki “FAİZSİZ BANKALAR” alacakları ücretlere, "kâr payı" deseler de, bal gibi faiz almaktadırlar. Hani derler ya!

           “Kitabına uydurmak” deyiminin anlamı burada tam da budur. Kâr payı bankacılarımız da, ismine ne derseniz deyiniz, “kitabına uydurulmuş faizci bankacılık” yapmaktan kendilerini kurtaramazlar.

           Rahmetli yeğenimin kendisi gibi faizsiz bankacılıkta görev yapan arkadaşı, sorduğumda şu açıklamayı yapmıştı:

           “Bizler piyasada iş yapan müteahhidlere alacağı çimento için para veririz. Dışarıda çimento’ nun torbası 100.- TL. dir. Biz bu müteahhide, ihtiyacı olan 1000 torba çimentoyu piyasadan alırız. 105.- TL. den satarız. Biz 5000.- kazanırız. Müteahhid parasını belli taksitlerle öder.” Demişti.

           Ticaret serbest olduğuna göre, burada ince bir nokta, müteahhid taksitle borcunu öderken, banka, aylık şu kadar da kâr vereceksin derse, o zaman bu da faiz’ e girer. 105.-TL. den aldığı çimento bedelini başka hiçbir ücret v.s. ödemeden geri öderse, tamam. Ancak anlatılan tatbikatta böylemidir?

           Faizden uzak kalmak, Allah’ ın Âyet’ inin hükmü ile yaşama güzelliğine, herkesin ulaşması dileklerimle.

           Saygılarımla. 25.09.2021 15:29

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           [color3ayet=red]1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA; [/color]
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!


2
KUR' AN ÂYET' LERİ(001) / SADAKALAR- ZEKÂTLAR- VERİLİŞ ŞEKİLLERİ
« Son İleti Gönderen: is Eylül 25, 2021, 11:39:34 ÖÖ »
İNFAK EDİLEN MALI BAŞA KAKMAYAN, GÖNÜL İNCİTMEYİ UYGUN GÖRMEYENLER:
SADAKALARIN GİZLİ VERİLMESİNİN FAZİLETİ:
SADAKA VERİLECEK KİMSELER:


           İNFAK EDİLEN MALI BAŞA KAKMAYAN, GÖNÜL İNCİTMEYİ UYGUN GÖRMEYENLER:
           2. Bakara Sûresi 262. Âyet- i Kerîme(45. Sayfa):
           “262- Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar, üzülmeyeceklerdir.”

           Bir iyilik yaptıktan sonra başa kakılmaması, gönül incitilmemesi gerektiği açıkça bildirilmektedir. Yapılan hayırların başa kakılması, onuruyla yaşayan kimseye, zaten yakışmaz. Ancak bu tür başa kakanlar var ise, bu Âyet' le uyarılmaktadırlar. Yanlış bir davranıştan dönülmesi, verilen sadaka/ yardımların/ adakların arkasından, başa kakılmaması, gönül incitilmemesi gerekmektedir.

***

           SADAKALARIN GİZLİ VERİLMESİNİN FAZİLETİ:
           2. Bakara Sûresi 271. Âyet- i Kerîme(47. Sayfa):
           “271- Sadakaları açıkça verirseniz o, ne iyi olur; yok eğer onları gizler de fakirlere öyle verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın birçoğunun bağışlanmasına sebep olur. Bilin ki, Allah, her ne yaparsanız hepsinden haberdardır.”

           Gizli verilen sadaka günahların birçoğunun bağışlanmasına vesile olacak kadar faziletli bir harekettir. Yapılan yardımların gizlenmesi, gösteri yapılmaması önemli bir huy güzelliği olsa gerektir.

***

           İYİLİK CİNSİNDEN NE İNFAK EDERSENİZ O SİZE AYNEN ÖDENİR:
           2. Bakara Sûresi 272. Âyet- i Kerîme(47. Sayfa):
           “272. Onları yola getirmek senin boynuna borç değildir, ancak Allah dilediğini yola getirir. Yaptığınız her iyilik sırf kendiniz içindir. Siz yalnızca Allah rızasını gözetmenin dışında infak etmezsiniz. İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz.”

           …İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz.” Burada infak edilen/ fakire sadaka olarak verilen bedellerin karşılığı, Allah tarafından aynen ödenmesi söz konusu olduğuna göre, Allah kullarının ödediklerini geri ödemeye, garanti sözü vermiş demektir. Bu sözle birlikte, akla gelen, zekât verildiğinde buğday başağı gibi çoğalacağının, Âyet- i Kerîme ile ifade edilmiş olması, bu garantiye uymakta; verilenin karşısında, Allah’ ın garantisinin bulunduğu, 272. bu Âyet- i Kerîme ile tescillenmiş olmaktadır.

***

           SADAKALARINIZI KENDİLERİNİ ALLAH YOLUNA ADAMIŞ OLAN FAKİRLERE VERİNİZ. ONLAR:
           -YERYÜZÜNDE GEZİP DOLAŞMAYA GÜÇ YETİREMEZLER.
           -UTANGAÇ OLDUKLARINDAN DOLAYI, BİLMEYENLER, ONLARI ZENGİN SANIRLAR.
           -OYSA SEN ONLARI YÜZLERİNDEN TANIRSIN.
           -YÜZSÜZLÜK YAPIP KİMSEDEN BİR ŞEY DE İSTEYEMEZLER.
           -NE TÜRDEN BİR İYİLİK YAPARSANIZ, ŞÜPHE YOK Kİ, ALLAH ONU BİLİR.

           ALLAH YAPTIĞINIZ İYİLİKLERİ, VERDİĞİNİZ SADAKALARI BİLİR:

           2. Bakara Sûresi 273. Âyet- i Kerîme(47. Sayfa):
           “273- Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden bir şey de isteyemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilir.”

           Sadakaları gizli vermenin, verilen sadaka/ zekâtları/ adakları verirken, başa kakmadan, gönül kırmadan vermenin güzelliğine erişebilmenin hazzına sahip olmamız dileklerimle.

Saygılarımla. 25.09.2021 11:27

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!


3
ZEKÂT MALLARI ÇOĞALTIR
KÖTÜLÜK YAPANLARI DİĞERLERİYLE SAVAN ALLAH' TIR


           ZEKÂT, VERİLEN MALLARI ÇOĞALTIR:

           MALLARINI ALLAH YOLUNDA HARCAYANLAR:
           -ZEKÂT VERENLER,
           -SADAKA VERENLER,
           -FİTRE VERENLER,
           -İNFAK EDENLERDİR:

           2. Bakara Sûresi 261. Âyet- i Kerîme(45. Sayfa):
           “261- Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah'ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilir.”


           Bu kimselerin harcadıklarının geri dönüşleri, Allah’ ın Âyet’ lerinin ifadesiyle, “…bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var...” Hesaplandığında bir buğday tanesinden 700 tane buğday çıktığı belirtilmiştir. Harcanan malın karşılığında Allah’ ın kullarına vaad ettiği miktar, 1’ e 700 mislidir. Bu Allah’ ın vaadi olduğuna göre, sözünden gulf etmeyen(dönmeyen) Allah’ ın garantili sözüdür ki, hiç kimsenin, bu vaad' in yerine getirilmeyeceğini söylemesi de, mümkün değildir.

           O halde, kazancı bol bir iş yapmak istiyorsak, öncelikle hayra yönelerek kazancımızı temizlememiz, temizlenmiş bir kazançla ailemizin geçimini temin etmemiz, her şeyden önce, sosyal sorumluluklarımız açısından da, çok önemlidir.  Âyet’ in sonunda, “…Allah, dilediğine daha da katlar. Allah'ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilir.” ifadesiyle, harcayanların kazançları arasına maddî, manevî kazançların da katılacağının bildirilmiş olduğu görülmektedir.

*-*-*-

           KÖTÜLÜK YAPAN İNSANLARI DİĞER İNSANLARLA SAVAN ALLAH' TIR:
           2. Bakara Sûresi 251. Âyet- i Kerîme(42. Sayfa):
           "251. Derken, Allah’ın izniyle onları tamamen bozdular. Davud, Calut’u öldürdü ve Allah, kendisine hükümdarlık ve hikmet (peygamberlik) verdi ve ona dilediği şeylerden de öğretti. Eğer Allah’ın, insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulur giderdi. Fakat Allah, bütün âlemlere karşı büyük bir lütuf sahibidir."

           Bu Âyet- i Kerîme' de, "... Eğer Allah’ın, insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulur giderdi. Fakat Allah, bütün âlemlere karşı büyük bir lütuf sahibidir." demek suretiyle, insanlığın faydasına olmak üzere, bazı insanları, bazılarının savmasına müsaade ettiğini anlayabiliriz. Zira bu savmaların sebebinin, yeryüzünün bozulmaması için bir garanti olduğunu bilmeliyiz.

           Bu savmaların, "bütün âlemlere karşı Allah' ın bir lütfu" olduğunu da aklımızdan çıkarmamalıyız.

           Saygılarımla. 25.09.2021 00:19
4
KUR' AN ÂYET' LERİ(001) / DİNDE ZORLAMA YOKTUR
« Son İleti Gönderen: is Eylül 13, 2021, 01:59:18 ÖS »
DİNDE ZORLAMA YOKTUR

           DİNDE ZORLAMA YOKTUR:
           2. Bakara Sûresi 256. Âyet- i Kerîme(43. Sayfa):
           “256-Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkâr edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir.”

           Dinde zorlama yoktur Âyet- i Kerîmesi çerçevesinde, hiç kimse, bir diğer müslüman/ gayri müslim/ mecûzî(ateşe tapan)/ ateist(Allah’ a inanmayan) hiç kimseye, zorla bir şeyi kabul ettirmesi gerekmez. Görevi de değildir. Bu Âyet’ in ifade ettiği anlam budur.

           “…Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir…” demek suretiyle, Kur’-ân’ ın eğri ve doğruyu bildirdikten sonra, kimsenin kimseye eğri/ doğruyu zorla anlatmasına gerek kalmadığı âşikârdır. Hiç kimse, bir başkasına, zorla bir şey yaptırmaya, yetkili de değildir.

           Allah(c.c.), insanların gönüllerine hitabederek İslâm’ ın kurallarını kabul etmesini istemiştir. Zorla bir şey yapılmaması için Peygamberimizi, yaklaşık 30' den fazla Âyet- i Kerîme’ lerinde uyarmış:

           “Yâ Muhammed senin görevin tebliğden ibaret, sen ancak tebliğcisin” demiştir.

           Hal böyle olunca, kimsenin bir diğerine zorla dinimizin kurallarını kabul ettirme yetkisi bulunmamaktadır. İslâmiyet’ in kuralları gereği, bir emir ya da yasak, gönüllere hitab ederek kabul ettirilir. Bu nedenle, doğru yolda olan kimseler kurallara uyacak, sapıklık edenler uymayacaktır. Âyet’ te bunun bilindiği gerçeği vurgulanarak; “…doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir…” denilmektedir.

           Allah’ ın hiçbir zaman kopmayan kulpuna yapışanlar doğru yoldadırlar. Kur' ân- ı Kerîm' in hükümlerine uyanlar, kıyamete kadar kurtulanlardan olacaklardır. En son Kitap, Kur' ân- ı Kerîm' dir. Bunun bilinmesi doğru yolun bilinmesi için önemlidir. Bir kısım insanlarımız, geçmişte Peygamberlere indirilmiş Kitap' lara müracaat etmektedirler. Burada çok ince bir nokta, yürürlükte oldukları süre içerisinde, bu Kutsal Kitap' lar müracaat edilebilen Kitap' lardı. Ancak tahrif edilip, hükümleri değiştirildiği için, en son Kur' an indirildi. Geriye dönerek, bozulmuş olan Tevrat/ Zebur / İncil' e müracaat edilmemesi için, Allah(c.c.) Kur' Ân- ı Kerîm' i indirmiştir. Allah demez miydi:

           “Ey kullarım Tevrat' ın/ Zebur' un/ İncil' in değiştirilen hükümleri şunlardır. Düzeltin.” Demedi. Zira yeni bir Peygamberle birlikte, uyulması gereken hükümleri bildirmek için, Kureyş Kabilesi’ ne anlayabilmeleri için,  Arapça, yeni bir Kitap olan Kur’ an’ ı indirdi. Peygamber’ lerine indirdiği Kutsal Kitap' lar, o zamanın kavminin lisanıyla ve yaşadıkları süre içerisinde ki olaylara göre, kısım kısım indirildi. Hüküm Allah' ındır.

           Gönüllere hitabeden Kur' an' ın, hayatımızın her safhasında uygulanması için gayretlerimizi Allah(C.C.) eksik etmesin.

           Saygılarımla. 13.09.2021 13:57

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!


5
KIYAMET, HİÇBİR ALIŞVERİŞİN, HİÇBİR DOSTLUĞUN, HİÇBİR ŞEFAATİN BULUNMADIĞI BİR GÜNDÜR

           KIYAMET GÜNÜ GELMEDEN ÖNCE, SİZE VERDİĞİMİZ RIZIKLARDAN ALLAH YOLUNDA HARCAYIN:

           KIYAMET GÜNÜ:
           -HİÇBİR ALIŞVERİŞİN,
           -HİÇBİR DOSTLUĞUN,
           -HİÇBİR ŞEFAATİN BULUNMADIĞI BİR GÜN' DÜR:

           2. Bakara Sûresi 254. Âyet- i Kerîme(43. Sayfa):
           “254- Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar zalimlerdir.”
 
           Sizlere verilen rızıklardan Allah yolunda harcanmasının, kıyamet gelmeden önce yapılmasında fayda olduğu, bu Âyet ile bildirilmiştir.

           Öyle bir günün haberi verilmektedir ki, o gün:
           -Hiçbir alışveriş olmayacaktır.
           -Hiçbir dostluk bulunmayacaktır.
           -Hiçbir şefaat kabul edilmeyecektir. O halde:

           Bu günlerde yaşanan korona virüs pandemisiyle, evlere kapanan insanların, bu târif edilen günden farkı yok gibidir. Aynen Kıyamet’ in olduğu günde olanlar gibi bir tabloyla karşı karşıya kalacağımız ikaz edilmektedir. Ders almak için sebebimiz çoktur. Korona pandemisi de böyle bir günü hatırlatmak için bir vesile olmuştur.

           Bizlere verilen rızıklardan, yukarıdaki Âyet- i Kerîme’ de belirtildiği üzere, Allah yolunda harcanması istenmektedir. "Kâfirlerin zâlim olduklarının" ifade edilmesi, bu Âyet gereği, Allah  yolunda harcamayacaklarını bilen(gelecekte olanları önceden bildiği için) Allah, bu kimseleri, zâlim olarak değerlendirmektedir. Burada tüm insanların kader hücrelerindeki(Levh- i Mahfuz' da ki) bilgilerin muhafazası akla gelmektedir.

           Levh- i Mahfuz' da bu bilgiler(Allah' ın önceden bildiği bilgiler olması nedeniyle) toplanmakta, insanların ve cinlerin yaratılması ile, bu kimseler hakkında ki hayat boyu yapılanların dökümü diyebileceğimiz bilgiler, Açık bir Kütük' te/ Levh- i Mahfuz' da toplanmak üzere  depolanmakta, kıyamet gününe kadar bu bilgiler saklanmaktadır. Bu nedenle insanların bir kısmının zâlim olduklarını bilen Allah, kâfirleri, "zâlim" olarak önceden bildirebilmektedir.

Kıyamet günü geldiğinde, herkes aynı seviyede olacak, hiç kimse ayrıcalıklı olmayacaktır. Dünyalık işlerde geçen torpillerin, rüşvetlerin, kayırmaların, akrabalık ilişkilerinin hiç biri fayda vermeyecek; insanlar yaptıkları fiillerle, kazandıkları sevaplarıyla mizana tâbî tutulacaklardır. Kazandıkları fazla olanlarla, kazandıkları az olan/ kazanamayanların dereceleri Allah katında farklı olacak; neticede, insanlar, Cennet/ Cehennem' i hak etmiş olarak, hak ettikleri yerlere gönderileceklerdir.

İşte Kıyamet, bu derecelendirmelerin, bu kazanan/ kaybedenlerin gündeme getirilmesi için, dünyanın defterinin kapatılmasına vesile olan bir olaydır. İnsanların bu güne hazırlanmaları, akıllı olmalarının gereğini yerine getirmeleriyle mümkündür. Aşağıdaki:

KUR’ AN’ DAN SORGUYA ÇEKİLECEKSİNİZ:
43. Zuhruf Sûresi 44. Âyet- i Kerîme(493. Sayfa):
“44. Doğrusu o Kur’an, senin için de, kavmin için de : öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.” Âyet’ inin de ifade ettiği hikmet budur.

           Aklını kullanmayanların Kıyamet günü hüsrana uğrayacakları, birçok Âyet' lerle sık sık tekrarlanmıştır. Bu kadar fazla tekrardan sonra, insanların bir kısmının, hâlâ akıllanmamış, insanların haklarını gasp eder, zulümle anılır olmalarını anlamak mümkün değildir. Zira aklı olanın azaba uğramayacağı, aklını kullanmayanların zararda oldukları bilinen bir gerçektir.

           Burada yazılanlar, Allah' ı görmediği halde iman etmiş olanlara bir şey ifade eder. İnanmayanların düşünmeleri için bir fırsattır.

           İnanmayanlar kendileri isterlerse, bu fırsattan faydalanmaları için hâlâ zamanları vardır. Akıllarını kullanarak doğru yolu

(Allah' ın Kur' ân- ı Kerîmi' ndeki Âyet' lerle târif ettiği doğru yolu)

bulmaları için bu fırsatlardan faydalanmaları, kendilerinin inisiyatifinde olan bir husustur.

           Allah’ ın, tüm insanların doğruları görmesine yardım etmesi dualarımızla.

           Saygılarımızla. 13.09.2021 13:23

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!

6
KUR' AN ÂYET' LERİ(001) / ALLAH’ A GÜZEL BİR ÖDÜNÇ VERMEK(KARZ- I HASEN)
« Son İleti Gönderen: is Eylül 13, 2021, 01:04:34 ÖS »
ALLAH’ A GÜZEL BİR ÖDÜNÇ VERMEK(KARZ- I HASEN)

           ALLAH’ A GÜZEL BİR ÖDÜNÇ VERMEK(KARZ- I HASEN):
           2. Bakara Sûresi 245. Âyet- i Kerîme(40. Sayfa):
           “245- Kimdir o adam ki Allah'a güzel bir ödünç versin de Allah da ona birçok katlarını ödesin. Allah darlık da verir, genişlik de verir. Hepiniz de O'na döndürülüp götürüleceksiniz.”

           Karz- ı Hasen, "Allah' a güzel bir borç verilmesi" olup;  borç verdiğiniz bir kimsenin darda kalması durumunda, verdiğiniz borcu almayıp, borçlu kimseye hakkınızı helâl ederek, bağışlamanızdır.

           Böyle bir bağışlama, Allah' ın çok sevdiği bir hareket tarzı olmalıdır ki, Allah, Âyet- i Kerîme' sinde, "Allah' a güzel bir ödünç verme" olarak nitelemiştir.

           O halde, borç verdiğinizde, başlangıçtan itibaren, Allah' a güzel bir borç vereceğinizi düşünerek, borcu verdiğiniz andan itibaren, Karz- ı Hasen yapınız. Bu borcu, borçlu ödeme zorluğu çektiğinde, bağışlayacağınızı, Allah' a baştan iletiniz. Başlangıçtan itibaren Karz- ı Hasen yaptığınızı, Allah' a bildirmiş olunuz.

           Elbette, borçlu kimse parasını kazanır, durumu iyidir ve borcunuzu verir. O başka bir konudur. Alırsınız. Zira almamanız durumunda, borçlu kimsenin gönlü kırılır. Neden almadığınızı sorgulamaya kalkar. Ancak baştan Karz- ı Hasen yaptığınız için, Allah bu hareketinize karşılık, elbette, size bir mükâfat verecektir. Bu iyi niyetinizin karşılığını, size vereceği kendi yanındaki derecenizi yükseltmekle ve sevap hanenize koymakla mükâfatlandıracaktır. En doğruyu Allah bilir. 

           Hiç kimsenin borçlu olarak sıkıştırılmamasının, Allah katında çok güzel bir hareket olduğunun, gönüllerimizde yer etmesi dileklerimle.

           Saygılarımla. 13.09.2021 13:03

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!

7
KUR' AN ÂYET' LERİ(001) / ANNELER ÇOCUKLARINI TAM İKİ YIL EMZİRİRLER:
« Son İleti Gönderen: is Eylül 13, 2021, 12:47:05 ÖS »
ANNELER ÇOCUKLARINI TAM  İKİ YIL EMZİRİRLER:

           ANNELER ÇOCUKLARINI TAM  İKİ YIL EMZİRİRLER:
           2. Bakara Sûresi 233. Âyet- i Kerîme(38. Sayfa):
           "233. Anneler, çocuklarını, emzirmenin tamamlanmasını isteyenler için tam iki yıl emzirirler. Çocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borçtur. Bununla beraber herkes ancak gücüne göre mükellef olur. Çocuğu sebebiyle bir anne de, çocuğu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasın. Varise düşen de yine aynı borçtur. Eğer ana ve baba birbirleriyle istişare edip, her ikisinin de rızasıyla çocuğu memeden ayırmak isterlerse kendilerine bir günah yoktur. Eğer çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz vereceğinizi güzel güzel verdikten sonra bunda da size bir günah yoktur. Bununla beraber Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görür."

           Allah' ın koyduğu bu kuralda, bir çok faydalar vardır. O halde anneler çocuklarını iki sene müddetle mutlaka emzirmelidirler. Çeşitli lüzumsuz nedenlerle,

("göğüslerim sarkacak" gibi çok mantıksız bir nedenle, çocuklarını emzirmekten kaçınanların olduğunu söylersek; yanlış olmaz kanaatindeyim)

çocukların erken zamanlarda meme emmekten vazgeçirilmesi, yanlışların en büyüğüdür. Zira ilim tespit etmiştir ki, anne sütü çok değerli bir gıdadır. Çocukların bağışıklık sistemlerinin güçlü olması için, mutlaka anne sütünü emmelerine ihtiyaçları vardır.

           Yarattığı kulunu en iyi bilen Allah, bu Âyet- i Kerîme ile, annelerin iki sene müddetle emzirdikleri çocuklarının hastalıklara karşı bağışıklıklarının gelişeceği gerçeğini işaret etmektedir. İlmin bulduğu bu gerçekleri Allah 1400 sene öncesinden bu Âyet’ i ile tescil etmiştir. Bundan daha güzel bir ikaz; uyulduğunda, bundan daha güzel bir tedbir olabilir mi? Annelere sesleniyorum:

           -Anneler lütfen çocuklarınızı en az iki sene emzirin ki, çocuklarınızın bağışıklık sistemi güçlensin, onları hastalıklardan koruyasınız.

           İnanan anneler, eğer sütleri az, emzirdiklerinde, çocuklarını yeteri kadar besleyemedikleri kanaatine kapılırlarsa, onlara sütanne bulmaları gerektiğini bilirler. Sütanneler de çocukları iki sene emmelerini temin etmek üzere, emzirirler. Bu şekilde Âyet' in hikmetine göre bebekler emzirilmiş olur.

           Bebeklerimizin sağlıklarının gelecekte garantisi olacak olan bu Âyet’ in verileri, anneler, babalar açısından çok rahatlatıcı bir bilgidir.

           Saygılarımla. 13.09.2021 12:47

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!

8
KUR' AN ÂYET' LERİ(001) / ÖLÜMÜ YAKLAŞANIN VASİYET ETMESİ VÂCİPTİR
« Son İleti Gönderen: is Eylül 13, 2021, 12:28:45 ÖS »
ÖLÜMÜ YAKLAŞANIN VASİYET ETMESİ VÂCİPTİR
HACC VE UMREYİ ALLAH İÇİN TAMAM YAPIN
"VALLAHİ" DİYEREK YEMİN ETMEYİNİZ
KASITSIZ YAPILAN YEMİN' DEN/ BİLMEYEREK YAPILAN YEMİN' DEN, ALLAH KULUNU SORUMLU TUTMAZ
KALBİN KAZANDIĞI YEMİN' DEN ALLAH KULUNU SORUMLU TUTAR:


           ÖLÜMÜ YAKLAŞMIŞ KİMSENİN VASİYET ETMESİ, YERİNE GETİRİLMESİ VÂCİP BİR HAK OLARAK SİZE FARZ KILINDI:
           2. Bakara Sûresi 180. Âyet- i Kerîme(28. Sayfa):
           "180. Birinize ölüm geldiği vakit, bir hayır (bir mal) bırakacaksa, babası, anası ve en yakın akrabası için meşru bir surette vasiyet etmek, Allah’tan korkan kimseler üzerine yerine getirilmesi vacib bir hak olarak size farz kılındı."

***

           HACC VE UMREYİ DE ALLAH İÇİN TAMAM YAPIN:
           2. Bakara Sûresi 196. Âyet- i Kerîme(31. Sayfa):
           “196. Hac ve umreyi de Allah için tamam yapın. Eğer bunlardan alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Bununla beraber bu kurban, kesileceği yere varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olana veya başından bir rahatsızlığı bulunana tıraş için oruç veya sadaka yahut da kurbandan ibaret bir fidye gerekir. Engellemeden kurtulduğunuz zaman da her kim hacca kadar umre ile sevab kazanmak isterse, ona da kolayına gelen bir kurban gerekir. Bunu bulamayana ise üç gün hacda, yedi de döndüğünüzde ki tam on gün oruç tutması lazım gelir. Bu hüküm, ailesi Mescid- i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah’ın azabı gerçekten çok şiddetlidir.”

           Hac gereksiz diye konuşanlar. Âyet- i Kerîme’ yi okuyunuz lütfen! Hâlâ muhalefette ısrar edecek misiniz?

           “196- …Allah'tan korkun ve bilin ki Allah'ın azabı gerçekten çok şiddetlidir.”

           196. Âyet- i Kerîme’ nin bu son cümlesinde, Hacc’ ın engellenmesinde uğranılacak azap bildirilmektedir. Ki bu, farziyyetin, kabul edilmesi gerektiğinin de delilidir. 

***

           "VALLAHİ" DİYEREK YEMİN ETMEYİNİZ:
           2. Bakara Sûresi 224. Âyet- i Kerîme(36. Sayfa):
           "224. Sözünüzde durmanız, kötülükten sakınmanız ve insanların arasını düzeltmeniz için, Allah’ı yeminlerinize hedef veya siper edip durmayın. Allah, her şeyi işitir ve bilir."

           "...Allah’ı yeminlerinize hedef veya siper edip durmayın..." Zira:
           -Sözünüzde durmanız;
           -Kötülükten sakınmanız;
           -İnsanların arasını düzeltmeniz için, yemin ederek(Vallahi diyerek) konuşmayınız. "...Allah, her şeyi işitir ve bilir." Allah' ı şahit tutarak, yemin etmeniz doğru değildir. Bu nedenle, Âyet' e uyarak, her şeyde, her hususta, her zaman, yemin etmekten kaçınmalıyız.

***

           KASITSIZ YAPILAN YEMİN' DEN/ BİLMEYEREK YAPILAN YEMİN' DEN, ALLAH KULUNU SORUMLU TUTMAZ:

           KALBİN KAZANDIĞI YEMİN' DEN ALLAH KULUNU SORUMLU TUTAR:

           2. Bakara Sûresi 225. Âyet- i Kerîme(37. Sayfa):
           "225. Allah, sizi yeminlerinizde bilmeyerek ettiğiniz lağıv (herhangi bir kasıt olmadan, kanaate göre yanlış yere yapılan yemin)dan sorumlu tutmaz. Fakat kalbinizin kazandığı yalan yere yapılan yeminden sorumlu tutar. Allah çok bağışlayıcıdır, çok halimdir."

           Bazı kimseler kasıtsız olarak yemin ettiğinde, Allah bu kulunu affetmektedir.

           Bir kısım kimseler de, Allah' ı devamlı şahit tutarak yemin eder ki, bu durum, kişinin yeminine Allah' ı şahit tutarak, Allah adını istismar ettiğinin görüntüsünü verir.

           Genelde insanların bu istismarları, herkes tarafından anlaşılır; ancak bu, devamlı yeminle hareket edenler, kendilerini bilmedikleri için, sözlerine Allah' ı şahit tutarak yaşamayı hayat tarzı edinmişlerdir. Yanlış olduğunun kesin delili, bu Âyet- i Kerîme' dir.

           Kalbinizin kazandığı yalan yere yapılan yemin' den Allah sizi sorumlu tutar. Bu nedenle davamlı yemin ile sözlerinizi doğrulamak âdetinden vazgeçiniz.

           Saygılarımla. 13.09.2021 12:29

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!


9
KUR' AN ÂYET' LERİ(001) / EVLENİLECEK KADINLAR/ ERKEKLER
« Son İleti Gönderen: is Eylül 13, 2021, 12:07:09 ÖS »
EVLENİLECEK KADINLAR/ ERKEKLER

           EVLENİLECEK KADINLAR/ ERKEKLER: İMAN ETMEMİŞ MÜŞRİK KADINLARI NİKÂHLAMAYIN:

           EVLENİLECEK KADINLAR/ ERKEKLER: İMAN ETMEMİŞ MÜŞRİK ERKEKLERE DE MÜ' MİN KADINLARI NİKÂHLAMAYIN:
[/b]
           2. Bakara Sûresi 221. Âyet- i Kerîme(36. Sayfa):
           “221- Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup, öğüt alırlar.”

           Bu hususların bilinmesi, Allah’ ın emrinin önemini kavramış kimselerin, bu hususlara dikkat etmesi; evlenecek kimselerin bu Âyet hükümlerine göre hareket etmeleri açısından önem arzeder. Allah' ın Âyetlerinde belirtilen kurallar dışında nikâh yapılmasında, mü' minler için fayda yoktur. Âyet' lere aykırı nikâh yapmak düşünülemez. Zira Âyet hükümlerine uymak, imanımızın gereğidir.

           Âyet’ lerin sırlarına ererek, yaşantımızı Âyet hükümleri çerçevesinde düzenlemek temennilerimle.

           Saygılarımla. 13.09.2021 12:05

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!


10
KUR' AN ÂYET' LERİ(001) / ŞARAP VE KUMARIN GÜNAHLARI, MENFAATLERİNDEN DAHA BÜYÜKTÜR
« Son İleti Gönderen: is Eylül 10, 2021, 12:02:38 ÖÖ »
ŞARAP VE KUMARIN GÜNAHLARI, MENFAATLERİNDEN DAHA BÜYÜKTÜR
İHTİYAÇTAN FAZLASINI İNFAK EDİN(NAFAKA OLARAK VERİN)


           ŞARAP VE KUMARDA BÜYÜK BİR GÜNAH, BİR DE İNSANLAR İÇİN BAZI MENFAATLER VARDIR. FAKAT GÜNAHLARI, MENFAATLERİNDEN DAHA BÜYÜKTÜR:

           NAFAKA OLARAK NEYİ VERECEĞİZ? İHTİYAÇTAN FAZLASINI İNFAK EDİN(NAFAKA OLARAK VERİN):

           2. Bakara Sûresi 219. Âyet- i Kerîme(35. Sayfa):
           “219- Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz.”


           Bu Âyet’ i kerîme gerçek bir MÛCİZE’ dir. Zira:

           Allah’ ın, 1400 sene önce Peygamber’ imiz Hazreti Muhammed’ e gönderdiği bu Âyet’ te MÛCİZE olan ifade:

           “…Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır…” sözüdür ki, ilmin 1400 sene sonra ancak ulaştığı, “KALP DAMARLARINI AÇMA” araştırmasının,  1400 sene önce, bu Kur’ an Âyet’ i ile “TESCİL EDİLMESİ” dir. İşte bu Âyet’ in, “…bazı menfaatler vardır…” ifadesi gerçek bir MÛCİZE’ dir.

           Bu Âyet aynı zamanda:

           “KUR’ AN’ I MUHAMMED KENDİ YAZDI” sözlerinin:

           “NE BÜYÜK BİR YANLIŞ” olduğunun ispatıdır. Zira:

           Hazreti Muhammed’ in LABORATUVARLARI mı vardı da:

           KALP DAMARLARINI AÇACAĞINI BU LABORATUVARLARDA BULDU DA:

           “İNSANLAR İÇİN BAZI MENFAATLER VARDIR” mı dedi?

           Kargaların bile güleceği bir tez’ e akıllıyım diyebilen(kendilerine sorun. “Akıllıyım” derler.) bu insanların tutundukları dallarının ne kadar çürük olduğunun ispatıdır.

           Bu Âyet- i Kerîme ‘ nin son 4 cümlesinde:

           “219…Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz.”

           NAFAKA OLARAK NEYİ VERECEĞİZ?
           İHTİYAÇTAN FAZLASINI İNFAK EDİN(NAFAKA OLARAK VERİN):


           “…İhtiyaçtan fazlasını infak edin…” denilmektedir. Burada bizim gelirimizin, zorunlu ihtiyaçlarımız dışında kalan, fazlalık olarak niteleyebileceğimiz kısmını, elbette var ise,

(bilindiği üzere ülkemizde yaşayan insanlarımızın çoğunluğu sınırda yaşamaktadır)

Âyet- i Kerîme çerçevesinde, ihtiyaç sahiplerinin infakı için kullanmalıyız. Lüks içerisinde yaşamak için ayrılan kısmı, bu Âyet- i Kerîme çerçevesinde, “ihtiyaç sahiplerinin hakkı” olarak değerlendirebiliriz. Bunun böyle bilinmesi, Müslüman kimseler olarak, sorumluluklarımız açısından, önem arz eder.

           Elbette bu ifadelerin muhatabı muttaki kullardır. Kur’ ân- ı Kerîm’ in tüm Âyet’ lerini, iman etmiş, muttaki kimseler tam olarak tatbik ederler. İnanmayan kimseye bu sözlerimiz tesir eder mi? Bilinmez. Tesir etmesini dileriz.

           Bu arada, birçok Âyet’ te, Allah(c.c.) israftan kaçınmamızı, ısrarla tavsiye etmektedir.

           MALLARINI SAÇIP SAVURANLAR  ŞEYTANLARIN KARDEŞLERİDİR:
           17. İsrâ Sûresi (26.- 27.) Âyet- i Kerîmeler(285. Sayfa):
           “26. Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma.”

           “27. Çünkü (malını) saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.”


           Bu Âyet, “malını saçıp savuranların, şeytanların kardeşleri” olduğunu söylemektedir. Bu hususta, Allah kullarına öyle bir ölçü vermektedir ki, bu ölçü çerçevesinde, herkesin kendi imanının derecesine göre hareket etmesi söz konusudur.

           Bir insan vardır ki, günlük ihtiyacı hâricinde ki bütün varlığını fakirlere sadaka olarak verir. Bir insan da vardır ki, ihtiyacının çokluğu bahanesi ile, elinin sıkı olacak derecede kapalı olduğunun farkına varamaz.

           Bu durumda Allah ölçüyü koymakta, İsrâ Sûresi 27. Âyet- i Kerîme’ de, “malını saçıp savuranların, şeytanların kardeşleri” olduğunu söylemektedir. Demek ki, insanlar orta noktayı bulmak zorundadırlar:

           -Ne çok fazla dağıtarak, kendi ailesinin ihtiyaç içine düşmesine neden olacak;

           -Ne de elini fazla sıkı tutarak, fakirin ihtiyacını gidermekten geri duracaktır. "Mallarınızın ihtiyaçtan fazlasını infak edin" diyen, Allah' tır. Bu emir ile birlikte, insanların imanlarının derecesi kontrol edilebilmektedir.

           Bu cömertliğin ya da eli sıkı olmanın değerlendirmelerini yapacak olan Allah' tır. Kula düşen ise, ihtiyaç fazlasının sınırlarını tâyin edebilme basiretinde/ hassasiyetinde olabilmesidir.

           Allah, cümlemizi, ihtiyaçlarının sınırlarını zorlamak suretiyle, fakirin hakkı olanı verebilen kullarından eylesin.

           Saygılarımla. 09.09.2021 23:53

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE, TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!



Sayfa: [1] 2 3 ... 10