Son İletiler

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10
11
FİRAVUN' UN BEDENİNİN ÇÜRÜTÜLMEDEN; ARKASINDAN GELENLERE İBRET OLSUN DİYE 3000 SENE SAKLANMASI, KUR' AN- I KERÎM' İN BİR MÛCİZESİDİR

           FİRAVUN' UN BEDENİ ÇÜRÜTÜLMEDİ; ARKASINDAN GELENLERE İBRET OLSUN DİYE SAKLANDI:

           FİRAVUN' UN CESEDİNİN BOZULMADAN 3000 SENE MUHAFAZA EDİLMESİ, KUR' AN- I KERÎM' İN BİR MÛCİZESİDİR:

           10. Yunus Sûresi 92. Âyet- i Kerîme(220. Sayfa):
           “92- Biz de bugün senin bedenini arkandan gelenlere bir ibret olsun diye kurtaracağız. Bununla beraber, insanların birçoğu Âyet’ lerimizden yine de gâfildirler.”


           Firavun’ un 3000 yıllık bedeni, namaz kılar vaziyette Nil Nehri kenarında bulundu. Tahnit edilmiş(mumyalanmış) gibi, derisi üzerinde kurumuş vaziyette olup; çürümemiştir.

           1400 küsur sene önce Firavun Allah’ a isyan edenlerden olduğu için, Kur’ an’ da “Biz de bugün senin bedenini arkandan gelenlere bir ibret olsun diye kurtaracağız. Bununla beraber, insanların birçoğu Âyet’ lerimizden yine de gâfildirler.” Hükmü ile bedenini muhafazalı olarak 1400 sene sonrasında buldurmuş; inanmayanlar "Âyet' lerimizden gafildirler" diye de uyarılmışlardır. Aşağıdaki internet haberinde bildirildiği üzere:

           "Londra British müzesinde bulunan 3000 yıllık Firavun cesedinin ayrıntılı görüntüleri ortaya çıktı. Secde eder vaziyette bulunan Firavun' un cesedi görenleri hayrete düşürüyor.

           Firavun' un cesedi ilk olarak, Süveyş kanalı açılırken denizin kenarında küçük bir tepecikte bulunmuş ve Londra’ya getirilmişti. Görüntülerde Firavun'un saçlarının bir kısmının halen yerinde olduğu ve başının bazı azalarının etlerininde çürümeden durduğu görülüyor. Cesedin alın kısmında ise et kalmamış.

           İBRET OLSUN DİYE MUMYALANMADAN KORUNMUŞ

           Elleri ve ayakları secde eder vaziyette olan cesed diğer Firavunlar gibi mumyalanmamış. Fakat mumyalanmamasına rağmen tam 3000 senedir çürümeyen cesedi, Allahü Teala'nın, ibret olsun diye, koruduğuna inanılıyor."

           Tam bir ibret vesikası olarak vücudu hiç bozulmamış, etleri çürümemiş ve tüyleri dahi dökülmemiş şekilde ve secde eder vaziyette bulunmuştur."


           Bundan daha büyük bir MÛCİZE olabilir mi?

           KUR' ÂN- I KERÎM, BÖYLE, BİRÇOK MÛCİZELERLE DOLUDUR. İBRET ALANA.

           İbret alıp, yaşantımızı Allah’ ın istediği gibi dizayn etmemiz dileklerimle.

           Saygılarımla. 02.05.2022 02:57

ÖNEMLİ NOT:

           1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

           2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!
12
KUR' AN ÂYET' LERİ(006) / GAYBI BİLMEK ANCAK ALLAH' A MAHSUSTUR
« Son İleti Gönderen: is Mayıs 02, 2022, 01:19:48 ÖÖ »
GAYBI BİLMEK ANCAK ALLAH' A MAHSUSTUR
ALLAH İNSANLARA ZERRE KADAR ZULMETMEZ
HER ÜMMETİN BİR PEYGAMBER' İ VARDIR
HER ÜMMETİN BİR ECELİ VARDIR
LEVH- İ MAHFUZ/ APAÇIK BİR KİTAP


           GAYBI BİLMEK ANCAK ALLAH' A MAHSUSTUR:
           10. Yunus Sûresi 20. Âyet- i Kerîme(211. Sayfa):
           "20. Bir de «Ona Rabbinden daha başka bir âyet indirilse ya!» diyorlar. De ki: «Gaybı bilmek ancak Allah’a mahsustur, bekleyiniz bakalım, ben de sizinle beraber bekleyeceğim şüphesiz.»"


***

           ALLAH İNSANLARA ZERRE KADAR ZULMETMEZ:

           İNSANLAR KENDİ KENDİLERİNE ZULMEDİP DURUYORLAR:

           10. Yunus Sûresi 44. Âyet- i Kerîme(215. Sayfa):
           “44- Şurası kesindir ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar.”


***

           HER ÜMMETİN BİR PEYGAMBER' İ VARDIR:
           10. Yunus Sûresi 47. Âyet- i Kerîme(215. Sayfa):
           "47. Her ümmetin bir peygamberi vardır. O peygamberleri gelince aralarında adaletle hüküm verilir. Onlar hiç zulüm görmezler."


***

           HER ÜMMETİN BİR ECELİ VARDIR. ECELLERİ GELİNCE ARTIK NE BİR AN GERİ, NE BİR AN İLERİ GİDEBİLİRLER:
           10. Yunus Sûresi 49. Âyet- i Kerîme(215. Sayfa):
           "49. De ki, «Ben, Allah’ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebilirim». Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince artık ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler."


***

           LEVH- İ MAHFUZ/ APAÇIK BİR KİTAP:

           APAÇIK BİR KİTAP/ LEVH- İ MAHFUZ:

           -HANGİ İŞİ YAPARSAN YAP,
           -KUR'ÂN'DAN NE OKURSAN OKU,
           -NE İŞTE ÇALIŞIRSAN ÇALIŞ, UNUTMAYIN Kİ, --SİZ ONA DALIP GİTMİŞKEN, BİZ SİZİN ÜZERİNİZDE ŞAHİDİZ.
           -NE YERDE,
           -NE DE GÖKTE ZERRE KADAR HİÇ BİR ŞEY RABBİNİN GÖZÜNDEN KAÇMAZ.
           -NE ZERREDEN DAHA KÜÇÜK,
           -NE DE ONDAN DAHA BÜYÜK! ANCAK BUNLARIN HEPSİ APAÇIK BİR KİTAPTADIR:

           10. Yunus Sûresi 61. Âyet- i Kerîme(216. Sayfa):
           “61- Hangi işi yaparsan yap, Kur'ân'dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış, unutmayın ki, siz ona dalıp gitmişken, biz sizin üzerinizde şahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunların hepsi apaçık bir kitaptadır.”


           Burada önemli olan Allah' ın her saniye kâinatı gözetim altında tutmasıdır. Hiçbir şey Allah' tan gizli yapılamaz. Kâinatta her şeyi gören sadece Allah' tır. Kullarının yaptıklarını kaydeden melekler vasıtasıyla, tüm hayat filmi kaydedilir ve Levh- i Mahfuz' da herkesin hayat filmleri muhafaza edilir. Kâinatın sahipsiz olmadığı gerçeğinden hareketle, yeryüzü de sahipsiz değildir. Yarattığı her şeyi gözetimi altında tutan Allah' tır.

           Her ne yaparsak yapalım, Allah' ın gözetimi altında olduğumuzu unutmayalım. Çalanlar, yağmalayanlar, kul hakkı demeden küplerini doldurmaya çalışanlar; rüşveti, torpili kendileri için hak görenler; başkalarının haklarını gasp etmekten çekinmeden, Allah' ın mutlaka hesap soracağını hesaba katmadan yaşayanlar; hesaplarının tutulduğunu bildiren bu 'Ayet' i okumadan gaflet içinde haram yiyenlar, yanlarında, sağlarında ve sollarında sevap ve günahlarının hesaplarını, bir bir tutan melekleri(ki bunlara Kirâmen Kâtibîn Melekleri denmektedir.) hiç dikkate almadan, pervasızca KUL HAKKI YİYENLER' in hesaplarının kolay olmayacağını söylememiz, bu Âyet- i Kerîme hükmünce, uyarılmalarına vesile olur dileklerimizle.

           Saygılarımla. 02.05.2022 01:17 

ÖNEMLİ NOT:

           1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

           2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!
13
KUR' AN ÂYET' LERİ(006) / İNSANLAR HAYRI ÇARÇABUK İSTERLER
« Son İleti Gönderen: is Mayıs 01, 2022, 07:37:43 ÖS »
ALLAH, İNSANLARA, HAYRI ÇARÇABUK İSTEDİKLERİ GİBİ ŞERRİ DE ALEL- ACELE VERSEYDİ, ONLARIN HEMEN ECELLERİNİ GETİRİVERİRDİ

           İNSANLAR HAYRI ÇARÇABUK İSTERLER:

           ALLAH, İNSANLARA, HAYRI ÇARÇABUK İSTEDİKLERİ GİBİ ŞERRİ DE ALEL- ACELE VERSEYDİ, ONLARIN HEMEN ECELLERİNİ GETİRİVERİRDİ:

           10. Yunus Sûresi 11. Âyet- i Kerîme(210. Sayfa):
           "11- Eğer Allah, insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de alel-acele verseydi, onların hemen ecellerini getiriverirdi. Fakat bize kavuşmayı ummayanları kendi hallerine bırakırız da azgınlıkları içinde bocalayıp giderler."


           İnsanlar her istediklerinin çarçabuk olmasını beklerler. Ancak en doğruyu bilen Allah, dualarımızın karşılığında, en hayırlı zamanda isteklerimizi kabul eder. Zira en doğruyu, en doğru zamanda veren Allah’ tır.

           İnsanların dualarının tek kabul edeni, tek muhatabı Allah’ tır. Ancak Allah, dualarımızın kabulünün en doğru zamanda olmasını istediğinden, kabul zamanı biz insanların beklentilerinin çok ötesinde bir zaman dilimine kaymış olduğu görülebilir. Dualarımızın kabulünün uzak zamanlara kaymış olması durumunda, dualarımızın kabul olmadığı düşüncesiyle, bu gecikmeyi buruk karşılarız. Neden kabul edilmediğini sorgulamaya kalkarız. Aslında, kabul edildiği zamanın, "en hayırlı zaman olduğunu" bilmediğimizden acele ederiz.
 
           ALLAH İNSANLARA ZERRE KADAR ZULMETMEZ:
           10. Yunus Sûresi 44. Âyet- i Kerîme(215. Sayfa):
           “44- Şurası kesindir ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar.”
 
           ALLAH, HİÇ KİMSEYE ZERRE KADAR ZULÜM ETMEZ:
           4. Nisâ Sûresi 40. Âyet- i Kerîme(86. Sayfa):
           “40. Şüphesiz ki Allah, hiç kimseye zerre kadar zulüm etmez. Eğer yapılan iyilik zerre kadar da olsa, onun sevabını kat kat artırır. Ve kendi katından büyük bir mükafat verir.”

           Bu Âyet' lerin hükümleri çerçevesinde, Allah' ın dualarımızı kabul etmemesi düşünülemez. Muttaki kullar dua ederler, ne zaman kabul edileceğini Allah’ a bırakırlar. O zaman kabul edilme zamanının geciktiğini düşünmelerine gerek kalmaz. "En hayırlısı, Allah’ ın tâyin ettiği zamandır” diyebilirler.

           Duaların kabul edilmemesi durumunda, inanmış kimselerin “vardır bunda da bir hayır” diyebilmeleri, imanlarının gereğidir. Bir şeyin hayır mı; şer mi olduğunu ancak Allah bilir. Allah hayırlı olmayan bir duayı kabul etmediğinde; inanmış olmanın, daha doğru ifade ile imanlı olmanın gereği olarak:

           -Allah' ın bildiğini biz bilmiyoruz. Duamın hayırlı olmadığını bilen Allah kabul etmedi. O halde Allah' ım beni seviyor. Benim mutsuzluğumu istemiyor" diyebilmeliyiz. 

           Bunu kalben kabul edenlerin huzuru, bu çerçevede yaşadıkları takdirde, en hayırlı zamanda kabul edileceğini bilmelerinden ya da hayırlı olmadığını bilmelerinden kaynaklanır. Hiçbir zaman huzursuzluk hissi ile yaşamazlar. Zira Allah’ ın takdirine inanmak yüzde itibariyle % 5- 10 inanırım/ yüzde itibariyle % 85- 90 inanırım şeklinde olmamalıdır.

           İNANMAK, asıl anlamı ile İMAN ETMEK şeklinde olmalı, şu kadar inanırım bu kadar inanırım hesaplarına girilmemeli; iman etmek

           % 100 İNANMA şeklinde olmalıdır.

           Âyet, “Allah, insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de alel-acele verseydi, onların hemen ecellerini getiriverirdi” demek suretiyle, dualarımızı Allah’ a arz ettikten sonra, kabul edilmesinin mutlaka Allah’ ın takdirine bırakılmasının şart olduğunu anlamamız gerektiğini bildirmektedir. Zira:

           “EN HAYIRLI ZAMANI BİLEN ALLAH’ TIR.”

           Allah’ ın bizlere en hayırlısını vereceğine inanarak şükredebilen kullarından olmak dileklerimle.

           Saygılarımla. 01.05.2022 19:39

ÖNEMLİ NOT:

           1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

           2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!
14
KUR' AN ÂYET' LERİ(006) / RABB' İMİZ ALLAH, GÖKLERİ VE YERİ ALTI GÜNDE YARATTI:
« Son İleti Gönderen: is Mayıs 01, 2022, 07:19:33 ÖS »
RABB' İMİZ ALLAH, GÖKLERİ VE YERİ ALTI GÜNDE YARATTI:
HERŞEYİ İLK BAŞTAN YARATAN ALLAH' TIR:


           RABB' İMİZ ALLAH, GÖKLERİ VE YERİ ALTI GÜNDE YARATTI:

           ALLAH' IN İZNİ OLMADAN HİÇ KİMSE ŞEFAATÇİ OLAMAZ:

           10. Yunus Sûresi 3. Âyet- i Kerîme(209. Sayfa):
           "3. Rabbiniz o Allah’dır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra arş üzerine istiva etti (onu hükmü altına aldı), işi tedbir eyliyor. O’nun izni olmaksızın hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O’na ibadet ediniz! Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?"


***

           HERŞEYİ İLK BAŞTAN YARATAN ALLAH' TIR:
           10. Yunus Sûresi 4. Âyet- i Kerîme(209. Sayfa):
           "4. Dönüşünüz hep O’nadır. Allah’ın vaadi haktır. Herşeyi ilk baştan yaratan O’dur. Sonra iman edip salih amel işleyenleri hak ettikleri ölçüde mükâfatlandırmak için geri döndürecek olan yine O’dur. Kâfirlere de inkâr ettikleri için kaynar sudan bir içki ve acıklı bir azap vardır."


Saygılarımla. 01.05.2022 19:21

ÖNEMLİ NOT:

           1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

           2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!
15
KUR' AN ÂYET' LERİ(006) / MÜNÂFIKLAR VE KÂFİRLERİN HALLERİ
« Son İleti Gönderen: is Mayıs 01, 2022, 06:59:48 ÖS »
MÜNAFIKLARIN ERKEKLERİ DE KADINLARI DA BİRBİRLERİNE BENZERLER
CEHENNEM ATEŞİNDE EBEDÎ KALACAKLAR
ERKEK VE KADIN MÜ’ MİNLER BİRBİRLERİNİN DOSTLARI VE VELÎLERİDİRLER
ALLAH' IN HUDUDUNU KORUYANLAR


           MÜNAFIKLARIN ERKEKLERİ DE KADINLARI DA BİRBİRLERİNE BENZERLER:
           -KÖTÜLÜĞÜ EMREDER,
           -İYİLİKTEN SAKINDIRIRLAR VE
           -ALLAH YOLUNDA HARCAMAKTAN ELLERİNİ SIKI TUTARLAR:

           9. Tevbe Sûresi 67. Âyet- i Kerîme(198. Sayfa):
           "67. Münafıkların erkekleri de kadınları da birbirlerine benzerler. Kötülüğü emreder, iyilikten sakındırırlar ve Allah yolunda harcamaktan ellerini sıkı tutarlar. Allah’ı unuttular da, Allah da onları unuttu. Gerçekten de münafıklar hep fâsık kimselerdir."


***


           CEHENNEM ATEŞİNDE EBEDÎ KALACAKLAR:
           -ERKEK KADIN BÜTÜN MÜNÂFIKLAR,
           -ERKEK KADIN BÜTÜN KÂFİRLERDİR. ALLAH ONLARA LÂNET ETMİŞTİR

           9. Tevbe Sûresi 68. Âyet- i Kerîme(198. Sayfa):
           “68- Allah, erkek kadın bütün münafıklara ve bütün kâfirlere cehennem ateşini ebedî olarak vaad buyurdu. O ateş onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir. Onlara bitmez tükenmez bir azap vardır.”


***

           ERKEK VE KADIN MÜ’ MİNLER BİRBİRLERİNİN DOSTLARI VE
VELÎLERİDİRLER:
           -İYİLİĞİ EMREDERLER,
           -KÖTÜLÜKTEN VAZGEÇİRİRLER,
           -NAMAZI KILARLAR,
           -ZEKÂTI VERİRLER,
           -ALLAH’ A VE RESÛLÜNE İTAAT EDERLER:

           9. Tevbe Sûresi 71. Âyet- i Kerîme(199. Sayfa):
           "71- Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir."


***

           ALLAH' IN HUDUDUNU KORUYANLAR(ALLAH’ IN EMİRLERİYLE YASAKLARININ ÖLÇÜLERİNE RİAYET EDENLER):
           -O TÖVBEKÂR OLANLAR,
           -O İBADET EDENLER,
           -O HAMD EDENLER,
           -O ORUÇLULAR,
           -O RÜKÛA VARANLAR,
           -O SECDEYE KAPANANLAR,
           -İYİLİĞİ EMREDİP, KÖTÜLÜKTEN VAZGEÇİRENLERDİR:

           9. Tevbe Sûresi 112. Âyet- i Kerîme(206. Sayfa):
           "112. (Bunlar), O tevbekâr olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruçlular, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiliği emredip, kötülükten vazgeçirenler, Allah’ın hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarının ölçülerine riayet edenler)dır. Müjde ver o müminlere, müjde!"


           Allah' ın emirleriyle yasaklarının ölçülerine riayet eden kullardan olmak dileklerimle.

           Saygılarımla. 01.05.2022

ÖNEMLİ NOT:

           1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

           2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!

16
KUR' AN ÂYET' LERİ(006) / SADAKA VERİLECEK KİMSELER
« Son İleti Gönderen: is Mayıs 01, 2022, 06:12:00 ÖS »
SADAKA VERİLECEK KİMSELER

           SADAKALAR ANCAK ŞUNLAR İÇİNDİR:
           -FAKİRLER,
           -YOKSULLAR,
           -O İŞTE ÇALIŞAN GÖREVLİLER,
           -MÜELLEFE- İ KULÛB(KALBLERİ İSLÂM' A ISINDIRILACAKLAR),
           -KÖLELER,
           -BORÇLULAR,
           -ALLAH YOLUNDAKİLER,
           -YOLDA KALMIŞLAR. ALLAH TARAFINDAN BÖYLE FARZ KILINDI.

           9. Tevbe Sûresi 60. Âyet- i Kerîme(197. Sayfa):
           “60- Sadakalar ancak şunlar içindir: Fakirler, yoksullar, o işte çalışan görevliler, müellefe-i kulûb (kalbleri İslâm'a ısındırılacaklar), köleler, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar. Allah tarafından böyle farz kılındı. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”


           Her şeyi bilen Allah, hüküm ve hikmet sahibidir.

           İnsanların, muhtaç kimselere yardım yolları, herkesçe bilinmektedir. Âyet’ lerle sabit olanların öncelikle ödenmesi, üzerimizde, fakirin hakkı olarak kalmaması gerekir. Bunların başında ZEKÂT bulunmaktadır. Ramazan Bayramlarında verilen FİTRE de, muhtaç olan kimselerin bayram sevincine katılabilmeleri için, imkânı olan kimselerce verilen yardımlardan biridir. Ayrıca insanların imkânları olduğunda dağıttıkları, SADAKA’ lar da yapılması gerekli yardımlardandır.

           “Veren el, alan elden üstündür.” Düstur(genel kural tdk.- gts.)’ unun hikmetini unutmadan, fakirlerin ihtiyaçlarını gidermenin verdiği mutluluklardan uzak olmamamız dileklerimle.

           Saygılarımla. 01.05.2022 18:13

ÖNEMLİ NOT:

           1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

           2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!
17
KUR' AN ÂYET' LERİ(006) / ALLAH İSRAF EDENLERİ SEVMEZ
« Son İleti Gönderen: is Mayıs 01, 2022, 05:30:17 ÖS »
ALTIN VE GÜMÜŞLERİ KENDİ CANINIZ İÇİN BİRİKTİRMEYİN:
ALLAH İSRAF EDENLERİ SEVMEZ


           ALTIN VE GÜMÜŞLERİ KENDİ CANINIZ İÇİN BİRİKTİRMEYİN:

           ALLAH İSRAF EDENLERİ SEVMEZ:

           9. Tevbe Sûresi 35. Âyet- i Kerîme(193. Sayfa):
           "35. O gün o altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak (onlara): «İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakalım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!» denilecek."


           Allah, mal biriktirmeyi yasaklamış:

           İHTİYAÇTAN FAZLASINI İNFAK EDİN:
           2. Bakara Sûresi 219. Âyet- i Kerîme(35. Sayfa):
           "219. Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz." Demiştir. Bu Âyet- i Kerîme çerçevesinde, ben Müslüman' ım diyen herkesin mallarının ihtiyacından fazlasını yoksul akrabaya, yoksul komşuya, uzak akrabaya, uzak komşuya, yolda kalmışlara, miskinlere, savaşanlara, dağıtması gerekmektedir. Ölçü kesin olarak: "İHTİYAÇTAN FAZLASI" için geçerlidir. İhtiyacı olan kısmını da dağıtmaya kalkan kimse:

           ALLAH İSRAF EDENLERİ SEVMEZ:
           7. A’ râf Sûresi 31. Âyet- i Kerîmeler(155. Sayfa):
           "31. Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde güzel giysilerinizi giyin ve yiyin, için, fakat israf etmeyin, Çünkü Allah israf edenleri sevmez." Âyet' ine muhatap olur ki, bu da Allah' ın, israftan sakınmamız gerektiğini bildirdiği Âyet’ lerdendir. Yardım ölçüsünü kaçırıp, kendi ailesinin ihtiyacı olanları da dağıtmaya kalkan kimselere:

           BUNUNLA BERABER MALINI SAÇIP SAVURMA:
           17. İsrâ Sûresi 26. Âyet- i Kerîme(285. Sayfa):
           "26. Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma." demek suretiyle, Allah, infak etme konusunda bile aşırıya gidilmemesini bildirmektedir. Bu bildirmenin de ötesinde:

           MALLARINI SAÇIP SAVURANLAR  ŞEYTANLARIN KARDEŞLERİDİR:
           17. İsrâ Sûresi 27. Âyet- i Kerîme(285. Sayfa):
           "27. Çünkü (malını) saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür." demek suretiyle, mallarını infak etmede aşırıya gitmenin ne kadar kötü bir hareket olduğunu "şeytanların kardeşleri" diye ifade eden Allah, bu Âyet' i ile de, mallarını aşırı dağıtıp israf etmekten dolayı, ihtiyaç sahibi haline gelebilecek olan aile fertlerini korumaktadır.

           İhtiyaçtan fazlasının biriktirilmemesi, infak edilmesi, Allah' ın bir emri olup; fakir fukaranın haklarının gözetilmesi dileklerimle.

           Saygılarımla. 01.05.2022 17:33

ÖNEMLİ NOT:

           1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

           2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!
18
KUR' AN ÂYET' LERİ(006) / ALLAH TUZAKLARIN EN HAYIRLISINI KURAR
« Son İleti Gönderen: is Nisan 28, 2022, 02:28:36 ÖS »
ALLAH TUZAKLARIN EN HAYIRLISINI KURAR
PEYGAMBER İÇLERİNDEYKEN ALLAH HİÇBİR KAVME AZAB ETMEZ
KÂBE' NİN HİZMETİNE EHİL OLANLAR ANCAK MUTTAKİLERDİR


           ALLAH TUZAKLARIN EN HAYIRLISINI KURAR:
           8. Enfâl Sûresi 30. Âyet- i Kerîme(181. Sayfa): 
           “30- Hani bir vakitler, o kâfirler, seni tutup bağlamak veya öldürmek veya sürüp çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı da, onlar tuzak kurarken Allah da karşılığında tuzak kuruyordu. Öyle ya, Allah tuzakların en hayırlısını kurar.”


           Yeryüzü, herkesin tuzak kurmalarla menfaatler elde etme peşinde olduğu, bir garip mekândır. Bu Âyet’ in varlığından habersiz kişilerin/ kuruluşların/ cemaatlerin/ cemiyetlerin/ ülkelerin, tuzaklarını kurarken, bu Âyet’ i hatırlamaları, “Allah tuzakların en hayırlısını kurar” Âyet’ inin hükmü gereği kendi kurdukları tuzaklara kendilerinin düşeceğini/ kazdıkları kuyuya kendilerinin düşeceklerini bilmeleri, tuzakçılara, “dur bakalım kurduğun tuzağın karşısında, TUZAKLARIN EN HAYIRLISINI KURAN ALLAH VAR” diyebilmeleri kendi bilecekleri bir iştir. Neticede, “kendi düşen ağlamaz.”

***

           PEYGAMBER İÇLERİNDEYKEN ALLAH HİÇBİR KAVME AZAB ETMEZ:

           GÜNAHLARINA TÖVBE ETTİKLERİ SÜRECE DE ALLAH ONLARA AZAB EDECEK DEĞİLDİR:

           8. Enfâl Sûresi 33. Âyet- i Kerîme(181. Sayfa):
           “33- Halbuki sen içlerinde iken Allah, onlara azab edecek değildi. İstiğfar ettikleri sürece de Allah onlara azab edecek değildir”


           İnsanlar Peygamber' lerinin kıymetini anlayabilmek için, bu Âyet- i Kerîme' ye bakmalıdırlar. Zira bir kavme azabın gelmesi için, Peygamber' lerinin o kavimde bulunmamaları gerekmektedir. Peygamber' leri içlerindeyken Allah, Peygamberi hürmetine o kavme azab etmez. Günahlarının affı için istiğfar ettiklerinde de Allah onlara azab edecek değildir.

***

           KÂBE' NİN HİZMETİNE EHİL OLANLAR ANCAK MUTTAKİLERDİR:
           8. Enfâl Sûresi 34. Âyet- i Kerîme(182. Sayfa):
           "34. Şimdi ise Allah’ın kendilerine azab etmemesi için neleri var ki? Oysa Mescid- i Haram’dan menediyorlar. Üstelik onun hizmetine ehil kişiler de değiller. Çünkü onun hizmetine ehil olanlar ancak müttakilerdir. Lâkin çoğu bunu bilmezler."


***

           ORTALIKTA FİTNE KALMAYIP, DİN ALLAH' IN DİNİ OLUNCAYA KADAR KÂFİRLERLE SAVAŞIN:

           KÂFİRLER FİTNE ÇIKARMAKTAN VAZGEÇERLERSE, MUHAKKAK ALLAH YAPTIKLARINI GÖRÜR:

           8. Enfâl Sûresi 39. Âyet- i Kerîme(182. Sayfa):
           "39. Ortalıkta fitne kalmayıp, din tamamıyla Allah’ın dini oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse muhakkak ki, Allah yaptıklarını görür."


           Kâfirler, fitne çıkarmaktan vazgeçerlerse, onlarla savaşmak için sebep kalmamıştır. Allah yaptıklarını görendir. Bu nedenle siz de savaşmaktan vazgeçin diyen Allah merhametinin ne kadar fazla olduğunun bilgisini bu Âyet ile vermektedir. Atatürk’ ün söylediği söz ne güzeldir:

           “Mecbur kalmadıkça savaş bir cinayettir.”

***

           KÂFİRLER FİTNE ÇIKARMAKTAN VAZGEÇMEZLERSE, SAVAŞMAYA DEVAM EDİN. ALLAH NE GÜZEL MEVLÂ, NE GÜZEL YARDIMCIDIR:
           8. Enfâl Sûresi 40. Âyet- i Kerîme(182. Sayfa):
           "40. Yok vazgeçmez de tekrar eskiye dönerlerse artık bilin ki, Allah sizin yardımcınızdır. O ne güzel mevla, ne güzel yardımcıdır."


***

           SAVAŞ GANİMETİNİN BEŞTE BİRİ ALLAH İÇİNDİR:
           8. Enfâl Sûresi 41. Âyet- i Kerîme(183. Sayfa):
           "41. Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. O da peygambere ve ona yakınlığı olanlara, yetimlere, miskinlere ve yolda kalmışlara aittir. Eğer siz Allah’a iman etmiş, hak ile batılın ayrıldığı o gün, iki ordunun karşı karşıya geldiği o (Bedir) günü kulumuza indirdiğimiz âyetlere iman getirmiş iseniz bunu böyle biliniz. Ve biliniz ki, Allah, herşeye kâdirdir."


           Ganimetin beşte biri Allah için ayrılmalıdır. Bu kısım:
           -Peygamber' e,
           -Peygamber' e yakınlığı olanlara,
           -Yetimlere,
           -Miskinlere,
           -Yolda kalmışlara dağıtılmalıdır. Bu dağıtılması istenen kısım ganimetin beşte biridir. Beşte dörtlük kısmı gazilere ve şehit yakınlarına dağıtılan kısımdır.

***

           KÂFİRLER BARIŞTAN YANA OLURLARSA, SEN DE BARIŞTAN YANA OL. ALLAH' A GÜVEN. ÇÜNKÜ ALLAH İŞİTEN VE BİLENDİR:
           8. Enfâl Sûresi 61. Âyet- i Kerîme(185. Sayfa):
           "61. Eğer onlar barıştan yana olurlarsa, sen de barıştan yana ol! Ve Allah’a güven. Çünkü işiten ve bilen O’dur."


           Allah bir sebep yokken savaş çıkaranları sevmez. Zira Allah barıştan yanadır. Bu âyet ile de bu hususu çok açık şekilde Peygamber' ine bildirmiştir.

           Saygılarımla. 28.04.2022 14:23

ÖNEMLİ NOT:

           1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

           2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!
19
KUR' AN ÂYET' LERİ(006) / GERÇEK MÜMİNLERİN TÂRİFİ
« Son İleti Gönderen: is Nisan 28, 2022, 01:24:56 ÖS »
GERÇEK MÜMİNLER, NAMAZI GEREĞİ GİBİ KILARLAR; RIZIKLARINDAN ALLAH YOLUNDA HARCARLAR:
ALLAH KÂFİRLERİN KURDUĞU TUZAĞI BOŞA ÇIKARIR
YERYÜZÜNDE DOLAŞAN CANLILARIN ALLAH KATINDA EN KÖTÜSÜ ANLAMAYAN VE DÜŞÜNMEYEN SAĞIRLARLA DİLSİZLERDİR


           GERÇEK MÜ' MİNLER:
           -ALLAH ANILDIĞI ZAMAN YÜREKLERİ ÜRPERİR.
           -ÂYETLERİ OKUNDUĞU ZAMAN İMANLARINI ARTIRIRLAR.
           -YALNIZCA RABB' LERİNE TEVEKKÜL EDERLER:

           8. Enfâl Sûresi 2.Âyet- i Kerîme(178. Sayfa):
           "2. Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, âyetleri okunduğu zaman imanlarını arttırır. Ve bunlar yalnızca Rablerine tevekkül ederler."


***

           GERÇEK MÜMİNLER:
           -NAMAZI GEREĞİ GİBİ KILARLAR.
           -KENDİLERİNE RIZIK OLARAK VERİLENLERDEN ALLAH YOLUNA HARCARLAR:

           8. Enfâl Sûresi 3. Âyet- i Kerîme(178. Sayfa):
           “3- Onlar ki, namazı gereği gibi kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yoluna harcarlar.”


***

           ALLAH KÂFİRLERİN KURDUĞU TUZAĞI İŞTE BÖYLE BOŞA ÇIKARIR:
           8. Enfâl Sûresi 18. Âyet- i Kerîme(180. Sayfa):
           “18- Gördünüz ya, Allah, kâfirlerin kurduğu tuzağı işte böyle boşa çıkarır.”


***

           EY İMAN EDENLER,
           -ALLAH' A VE RESULÜ' NE İTAAT EDİN.
           -İŞİTİP DURDUĞUNUZ HALDE ONUN EMİRLERİNDEN YÜZ ÇEVİRMEYİN:

           EY İMAN EDENLER,
           -İŞİTMEDİKLERİ HALDE "İŞİTTİK" DİYENLER GİBİ OLMAYIN. ÇÜNKÜ
           -YERYÜZÜNDE DOLAŞAN CANLILARIN ALLAH KATINDA EN KÖTÜSÜ ANLAMAYAN VE DÜŞÜNMEYEN SAĞIRLARLA DİLSİZLERDİR:

           8. Enfâl Sûresi (20.- 22.) Âyet- i Kerîmeler(180. Sayfa):
           "20. Ey iman edenler, Allah’a ve Resulü’ne itaat edin. İşitip durduğunuz halde onun emirlerinden yüz çevirmeyin!"

           "21. Ve işitmedikleri halde «işittik» diyenler gibi olmayın!"

           "22. Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir."


***

           MALLAR VE EVLÂTLAR BİRER İMTİHANDIR. BUNLARIN İMTİHANLARININ MÜKÂFATI, ALLAH KATINDAN VERİLİR:

           MALLARINIZ VE EVLATLARINIZ BİRER İMTİHAN ARACINDAN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR. ALLAH KATINDA BÜYÜK ECİR VARDIR:

           8. Enfâl Sûresi 28. Âyet- i Kerîme(181. Sayfa): 
           "28. Ve iyi biliniz ki, mallarınız ve evlatlarınız birer imtihan aracından başka birşey değildir. Allah katında büyük ecir vardır."


           Allah mallarla ve evlâtlarla insanları imtihana tâbî tutar.  Mallarınızın yerli yerince sarfdilmesinden, zekâtın verilmesinden, ihtiyaçtan fazla mallarınızla fakirlerin infak edilmesinden, imtihan edilirsiniz. Evlâtların yetiştirilmesi de imtihandır. Onların iyi birer insan olarak yetiştirilmesi, vatanına, milletine, dinine hayırlı işlerle katkıda bulunmaları, hepsi birer imtihandır. Bu imtihanları geçebilenlerin büyük ecirleri Allah katındadır.

           Gerçek Mü' min olmanın yollarını, yukarıdaki Âyet' leriyle gösteren Allah' ın rızasını kazanmanın güzelliklerini idrak edebilmemiz dileklerimle.

           Saygılarımla. 28.04.2022 13:15

ÖNEMLİ NOT:

           1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

           2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!
20
KUR' AN ÂYET' LERİ(006) / SABAH AKŞAM DEMEDEN, ALLAH' I ZİKRET
« Son İleti Gönderen: is Nisan 28, 2022, 04:51:05 ÖÖ »
SABAH AKŞAM DEMEDEN, ALLAH' I ZİKRET
EN BÜYÜK İBADET "ALLAH" İSMİNİN TESBİHATI, DİL İLE SÖYLENİP; KALP İLE TASDİK EDİLMESİDİR.
GAFİLLERDEN OLMAMANIN ŞARTI DÂİMÎ ZİKİRDE OLMAKTIR


           SABAH AKŞAM DEMEDEN,
           -KENDİ İÇİNDEN,
           -KORKARAK VE
           -YALVARARAK,
           -ALÇAK SESLE RABB' İNİ AN VE
           -GAFİLLERDEN OLMA:

           EN BÜYÜK İBADET "ALLAH" İSMİNİN TESBİHATI, DİL İLE SÖYLENİP; KALP İLE TASDİK EDİLMESİDİR. GAFİLLERDEN OLMAMANIN ŞARTI BUDUR:

           7. A’ râf Sûresi 205. Âyet- i Kerîme(177. Sayfa):
           "205. Sabah akşam demeden, kendi içinden, korkarak ve yalvararak, alçak sesle Rabbini an ve gafillerden olma."


           Bu Âyet- i Kerîme, daima Allah' ı anmanın, Müslüman' ın Allah' ın emirlerinden gafil olmaması için gerekli olduğunun açık delilidir. "Sabah akşam demeden..." ifadesinde gün boyu Allah' ı anmanın gerekliliği bildirilmektedir. Tasavvufçular bu Âyet’ in hükmü ile yapılacak anma işlemine, “dâimî zikir” demektedirler. Birçok Âyet' te "öyle ise Allah' ı zikret" demek suretiyle, Allah' ın daima anılmasının tenbihlendiğini unutmamalı, gaflet içerisine düşmemeliyiz. Bu tenbihlemede dikkat edilecek hususlar:

           -Sabah akşam demeden,
           -Kendi içinden,
           -Korkarak,
           -Yalvararak,
           -Alçak sesle Allah' ı zikretmektir. Gafillerden olmamanın şartı da bunlardır.

           Bu tenbihleme Allah katından' dır. Kulların bu Âyet' e uymalarının, birilerinin tâlimatıyla yapılacak dualardan daha makbul olduğunu bilmemeleri, mümkün değildir?

           Bu Âyet’ te bildirilen, daima Allah’ ın isminin zikredilmesi olup, gün boyu işlerimizi yaparken, işlerimizi aksatmadan yapabilmemizin kastedildiğini unutmamalıyız. “İşe daldığımızda zikir yapamayız” düşüncesi akla gelebilir. Elbette, bu uyarı, bütün işlerinizi aksatıp zikirle vaktinizin geçirilmesi anlamına gelmemektedir.

           Ailesinin rızkını kazanmak için tüm insanların yaptıkları çalışmaların, ibadet yerine geçmekte olduğu Hadis- i Şeriflerle bildirilmiştir. O halde “her tür dünyalık işlerinizi bırakıp zikirle uğraşın” diyen bir Allah’ ın kulu bulunmaz. Zira günlük işlerin temini de ibadet hükmündedir.

           Bu dâimî zikir, yanlış anlamalara açık gibi görünse de, yaptıkları işlerinde Allah’ ı unutanların çalıp çırpmada, yolsuzlukta, hırsızlıkta, hak yemede, torpil yapmada, rüşvetle para kazanmada Allah’ ı hatırlayıverseler, yaptıkları yanlışlığın idrakine vararak, bu yanlışlarından dönmeleri söz konusu olabilir. Zira Allah, bu görevi kullarına, inkâr edilmesi mümkün olmayan bu Âyet' i ile bildirmiştir. Bunun önüne geçecek olan, kulların, tenbihledikleri/ görev olarak verdikleri derslerinin/ tesbihatlarının hükmü, bu Âyet karşısında, yetersiz kalır. Diyebiliriz ki, kulların çeşitli telkinlerle, Allah' ın Âyet' i ile verdiği görevlerin ihmalini gerektirecek dersler, Allah katında hükümsüz olmaz mı?

           Ey Allah' ın kulları!

           Allah' ın bu Âyet ile verdiği görevin önüne, her türlü, şu veya bu kişilerin dersleri/ tesbihleri/ görevleri, geçmemelidir. Bu Âyet' in emrinin ihmalini gündeme getirmemelidir. Muttaki kullar öncelikle, Âyet' ler ile verilen görevleri yaparlar; ola ki zamanları var ise, kulların verdikleri görevlere tevessül ederler. Ancak:

           AKILDAN ÇIKARILMAMASI GEREKEN EN ÖNEMLİ HUSUS:

           "AYAKTA, OTURURKEN VE YANLARINIZ ÜZERİNDE HEP ALLAH’ I ZİKREDİN":
           4. Nisâ Sûresi 103. Âyet- i Kerîme(96. Sayfa):
           “103. O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allah’ı zikredin. Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam erkanı ile kılın. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır.” diyen bu Âyet'in kullara verdiği görevin yerine getirilmesi, "Ben Müslüman" ım diyen herkesin, en başta gelen görevidir. Bunun ihmalini gerektirecek herhangi bir ders/ tesbihat/ görev v.s. bu hükmün yerine geçemez.

           İMAN ETMİŞ OLANLARIN KALPLERİ ALLAH’ IN ZİKRİ İLE YATIŞIR(MUTMAİN OLUR):
           13. Ra’ d Sûresi 28. Âyet- i Kerîme(253. Sayfa):
           “28. Onlar, iman etmiş ve kalbleri Allah zikriyle yatışmış olanlardır. Evet, iyi bilin ki, kalbler Allah’ın zikri ile yatışır.”

           Bu Âyet’ de belirtildiği üzere, ayaktayken, otururken ve yan üstü yatarken Allah’ ın zikredilmesi ile, kulların kalplerinin huzur bulacağı, daimî zikir yapanların mutmain olacakları bildirilmektedir.  Allah, kullarının mutmain olması için gerekenin Allah’ ın tesbihatı ile mümkün olduğunu bildirmektedir ki, bu bildirimin garantisi Allah’ tan gelmektedir.

           Allah' ın zikrini her şeyin üzerinde tutarak ve hiçbir dünyalık görevlerimizi de aksatmamak kaydı ile, zikrimizin devamı dileklerimle.

***

           RABB' İNİN KATINDA OLANLAR:
           -ALLAH' A KULLUK ETMEKTEN ASLA KİBİRLENMEZLER.
           -ALLAH' I NOKSAN SIFATLARDAN TENZİH EDERLER.
           -ÂLLAH' IN ŞANINI ULULARLAR.
           -YALNIZCA ALLAH' A SECDE EDERLER:

           7. A’ râf Sûresi 206. Âyet- i Kerîme(177. Sayfa):
           "206. Zira Rabbinin katında olanlar, Allah’a kulluk etmekten asla kibirlenmezler, O’nu tenzih eder, şanını ulularlar ve yalnızca O’na secde ederler."


           Saygılarımla. 28.04.2022 04:45

ÖNEMLİ NOT:

           1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

           2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10