Son İletiler

Sayfa: 1 ... 8 9 [10]
91
Kur' ân- ı Kerim Âyetleri / BORÇLU DARLIK İÇİNDEYSE SÜRE TANIYIN
« Son İleti Gönderen: is Kasım 26, 2021, 09:06:07 ÖS »
BORÇLU DARLIK İÇİNDEYSE SÜRE TANIYIN, ALACAĞINIZI SADAKA EDİN

           BORÇLU DARLIK İÇİNDEYSE, SÜRE TANIYIN. ALACAĞINIZI BAĞIŞLAYIP SADAKA EDİN:

           2. Bakara Sûresi 280. Âyet- i Kerîme(48. Sayfa):

           “280- Eğer borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylığına kadar bir süre tanıyın. Ve bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka etmeniz eğer bilirseniz sizin için, daha hayırlıdır.”


           Allah katında en güzel hareket, borçlu kimsenin ödeme zorluğu çektiğinde, ona süre vererek borçlu kimseyi zorda bırakmamak, Allah katında daha hayırlıdır. Bağışlamanız, “Karz- ı Hasen” ya da “güzel borç” anlamına gelir ki, “Allah’ a borç vermek” anlamında olup; yapılan bu hareket borç verdiğiniz kimseye borç verirken, bu parayı alanın, ödeme zorluğu çektiğinde, almayacağınızı niyete alırsanız, Allah’ a güzel bir borç vermiş olursunuz ki, bu Karz- ı Hasen’ dir. Allah’ ın sevdiği bir hareket tarzıdır.

           Saygılarımla. 26.11.2021 21:05

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!
92
Kur' ân- ı Kerim Âyetleri / FAİZ HARAM ALIŞVERİŞ HELÂLDİR
« Son İleti Gönderen: is Kasım 25, 2021, 07:06:48 ÖS »
FAİZ HARAM ALIŞVERİŞ HELÂLDİR

           FAİZ HARAM, ALIŞVERİŞ HELÂLDİR:
           2. Bakara Sûresi 275. Âyet- i Kerîme(48. Sayfa):
           “275- Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır…”


           Faizin haram oluşu emek karşılığı olmamasındandır. Kolay kazanç, hiçbir zaman ve hiçbir kimse tarafından doğru karşılanmamıştır. Bu kolay kazancın altında yatan asıl hikmet ise, faize veren kolay kazanırken; faize muhatap olan kimse zorlanarak faizi ödemek durumundadır. Zira faiz sistemi, her zaman, insanların emeğini sömürme üzerine kurulmuştur. Faizde yatan paraların ülke kalkınmasına, üretime katkı sağladığı da söylenemez. Zira faizle para alan kimselerin yaptığı meşru işler olmakla birlikte; gayri meşru yapılan işlerin getireceği kazançların da tartışma konusu olduğu bir gerçektir.

           Faizin bilhassa “zalim faizler” in, ödenebilmesi için, kısa zamanda çok para kazanmak, söz konusudur. Aksi takdirde, yüksek faizlerin karşılanması mümkün değildir. Tatbikatta, haberlere geçen faizlerin ayda % 100 ler ve daha üst seviyelerde istenmesi sonucu, çok fazla kirli işlere bulaşmadan, bu tür faizlerin ödenemeyeceği konusunda tüm kamuoyu hemfikirdir.

           Faizsiz bankacılık/ kâr payı dağıtan bankacılık uygulamaları, teoride güzel bir düşüncedir. Zira paraların bir araya getirilerek iş kurulması Esasına dayalı bir sistemde, üretime yönelme konusunda, para veren ile para alan arsında bir ortaklık anlaşması yapılarak "KÂR- ZARAR ORTAKLIĞI" ile faizsiz bankacılık/ kâr paylı bankacılık, yerinde bir oluşumdur. Ekonomiye katkı sağlar. Bu şekli ile bankalar, kişilerle ortaklıklar kurarak, kâra/ zarara ortak olmak suretiyle, üretime yönelmeleri durumunda, ekonomik yönden de gelişmeyi sağlayacak faaliyetler olarak görülebilir. 

           Ancak gerçek yaşantı içerisinde bu böyle olmamakta; bankalar kâr ortaklığı adı altında piyasaya girseler de, gerçek hayatta aynen faizciler gibi hareket etmekte; çekilen kredilere, her ne kadar “kâr payı” denilse de, piyasada yasal faizler civarında alınan kâr paylarının adı, faiz olmasa da, yine faiz hükmündedir. Zira bu kâr payları başlangıçta tespit edilmiş olup; kredi alana, “şu kadar ödeyeceksiniz” denildiği anda, faiz olmaktan kurtulamaz. Kâr payı olabilmesi için, ortakların(banka ve kredi alanların) yapılan kâr/ zararı ortak olarak paylaşmaları gerekir. Zira:

           Faizsiz bankacılıkta faizler baştan belirlendiği andan itibaren, bu işin “suyu çıkarılmış bankacılık” ya da “kitabına uydurulmuş bankacılık” ile karşı karşıya kalmışız demektir.

           Banka kredi alacak kimseye başlangıçta şu kadar “Kâr payı ödeyeceksiniz” dese de, alınan bal gibi faizdir. Faizsiz bankacılık, gerçek olarak yapılabilse, iş yapacak kimse, banka ile ortaklık yaparcasına kâr/ zarar ettiğinde, bankanın da bu durumu kabullenmesi gerekir.

           Elbette bu tür gerçek ortaklıklarda, kurulacak tesisin fizibiletesinin çok iyi yapılması, kâr edebilecek şartların oluşturulması ile kârlılık gündeme getirilebilir. Bu işlemler için, bankanın da elini taşın altına koyması, üretim fizibileteleri için teknik elemanlar çalıştırması gerekir. Var mı böyle bir banka? Yok. Neden, zira bankaların dertleri kâr/ zarar ortaklığı değildir. O sadece alacağı faizi, yâni kârını bilir. Zamanımızdaki “FAİZSİZ BANKALAR” alacakları ücretlere “kâr payı” deseler de, bal gibi faiz almaktadırlar.

           Rahmetli yeğenimin kendisi gibi faizsiz bankacılıkta görev yapan arkadaşı, sorduğumda şu açıklamayı yapmıştı:

           “Bizler piyasada iş yapan müteahhidlere alacağı çimento için para veririz. Dışarıda çimento’ nun torbası 100.- TL. dir. Biz bu müteahhide, ihtiyacı olan 1000 torba çimentoyu piyasadan alırız. 105.- TL. den satarız. Biz 5000.- kazanırız. Müteahhid parasını belli taksitlerle öder.” Demişti.

           Ticaret serbest olduğuna göre, burada ince bir nokta, müteahhid taksitle borcunu öderken, banka, aylık şu kadar da kâr vereceksin derse, o zaman bu da faiz’ e girer. 105.-TL. den aldığı çimento bedelini başka hiçbir ücret v.s. ödemeden geri öderse, tamam. Ancak anlatılan tatbikatta böyle midir?

           Faizden uzak kalmak; Allah’ ın Âyet’ inin hükmü ile yaşama güzelliğine, herkesin ulaşması dileklerimle.

           Saygılarımla. 25.11.2021 19:07

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!


93
Kur' ân- ı Kerim Âyetleri / YARDIMLARI BAŞA KAKMA; GÖNÜL İNCİTME
« Son İleti Gönderen: is Kasım 25, 2021, 06:44:48 ÖS »
YARDIMLARI BAŞA KAKMA; GÖNÜL İNCİTME

           İNFAK EDİLEN MALI BAŞA KAKMAYAN, GÖNÜL İNCİTMEYİ UYGUN GÖRMEYENLER:
           2. Bakara Sûresi 262. Âyet- i Kerîme(45. Sayfa):
           “262- Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar, üzülmeyeceklerdir.”


           Bir iyilik yaptıktan sonra başa kakılmaması, gönül incitilmemesi gerektiği açıkça bildirilmektedir. Yapılan hayırların başa kakılması, onuruyla yaşayan kimseye, zaten yakışmaz. Ancak bu tür başa kakanlar var ise, bu Âyet' le uyarılmaktadırlar. Yanlış bir davranıştan dönülmesi, verilen sadaka/ yardımların/ adakların arkasından, başa kakılmaması, gönül incitilmemesi gerekmektedir.

*-*-*-

           ALLAH, DİLEDİĞİNE HİKMET VERİR, HİKMET VERİLENE İSE PEK ÇOK HAYIR VERİLMİŞ DEMEKTİR VE BUNU ANCAK ÜSTÜN AKILLILAR ANLAR:
           2. Bakara Sûresi 269. Âyet- i Kerîme(46. Sayfa):
           “269- Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar.”


*-*-*-

           SADAKALARIN GİZLİ VERİLMESİNİN FAZİLETİ:
           2. Bakara Sûresi 271. Âyet- i Kerîme(47. Sayfa):
           “271- Sadakaları açıkça verirseniz o, ne iyi olur; yok eğer onları gizler de fakirlere öyle verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın birçoğunun bağışlanmasına sebep olur. Bilin ki, Allah, her ne yaparsanız hepsinden haberdardır.”


           Gizli verilen sadaka günahların birçoğunun bağışlanmasına vesile olacak kadar faziletli bir harekettir. Yapılan yardımların gizlenmesi, gösteri yapılmaması önemli bir huy güzelliği olsa gerektir.

*-*-*-

           İYİLİK CİNSİNDEN NE İNFAK EDERSENİZ O SİZE AYNEN ÖDENİR:
           2. Bakara Sûresi 272. Âyet- i Kerîme(47. Sayfa):
           “272. Onları yola getirmek senin boynuna borç değildir, ancak Allah dilediğini yola getirir. Yaptığınız her iyilik sırf kendiniz içindir. Siz yalnızca Allah rızasını gözetmenin dışında infak etmezsiniz. İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz.”


           …İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz.” Burada infak edilen/ fakire sadaka olarak verilen bedellerin karşılığı, Allah tarafından aynen ödenmesi söz konusu olduğuna göre, Allah kullarının ödediklerini geri ödemeye, garanti sözü vermiş demektir. Bu sözle birlikte, akla gelen, zekât verildiğinde buğday başağı gibi çoğalacağının, Âyet- i Kerîme ile ifade edilmiş olması, bu garantiye uymakta; verilenin karşısında, Allah’ ın garantisinin bulunduğu, 272. bu Âyet- i Kerîme ile de tescillenmiş olmaktadır.

*-*-*-

           SADAKALARINIZI KENDİLERİNİ ALLAH YOLUNA ADAMIŞ OLAN FAKİRLERE VERİNİZ. ONLAR:
           -YERYÜZÜNDE GEZİP DOLAŞMAYA GÜÇ YETİREMEZLER.
           -UTANGAÇ OLDUKLARINDAN DOLAYI, BİLMEYENLER, ONLARI ZENGİN SANIRLAR.
           -OYSA SEN ONLARI YÜZLERİNDEN TANIRSIN.
           -YÜZSÜZLÜK YAPIP KİMSEDEN BİR ŞEY DE İSTEYEMEZLER.
           -NE TÜRDEN BİR İYİLİK YAPARSANIZ, ŞÜPHE YOK Kİ, ALLAH ONU BİLİR.

           ALLAH YAPTIĞINIZ İYİLİKLERİ, VERDİĞİNİZ SADAKALARI BİLİR:

           2. Bakara Sûresi 273. Âyet- i Kerîme(47. Sayfa):
“273- Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden bir şey de isteyemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilir.”


           Yardım olarak verilen sadakaları, zekâtları, adakları, başa kakmadan, gönül kırmadan, gizli olarak vermenin güzelliğine erişebilmenin hazzına, sahip olmamız dileklerimle.

           Saygılarımla.. 25.11.2021 18:35

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!
94
Kur' ân- ı Kerim Âyetleri / ZEKÂT VERİLEN MALLARI ÇOĞALTIR
« Son İleti Gönderen: is Kasım 25, 2021, 05:40:14 ÖS »
ZEKÂT VERİLEN MALLARI ÇOĞALTIR

           ZEKÂT, VERİLEN MALLARI ÇOĞALTIR:

           MALLARINI ALLAH YOLUNDA HARCAYANLAR:
           -ZEKÂT VERENLER,
           -SADAKA VERENLER,
           -FİTRE VERENLER,
           -İNFAK EDENLERDİR.

           2. Bakara Sûresi 261. Âyet- i Kerîme(45. Sayfa):
           “261- Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah'ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilir.”


           Bu kimselerin harcadıklarının geri dönüşleri, Allah’ ın Âyet’ lerinin ifadesiyle, “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var...” hesaplandığında bir buğday tanesinden 700 tane buğday çıktığı belirtilmiştir. Harcanan malın karşılığında Allah’ ın kullarına vaad ettiği miktar, 1’ e 700 mislidir. Bu Allah’ ın vaadi olduğuna göre, sözünden dönmeyen Allah’ ın garantili sözüdür. Hiç kimsenin, bu vaad' in yerine getirilmeyeceğini söylemesi de, mümkün değildir.

           O halde, kazancı bol bir iş yapmak istiyorsak, öncelikle hayra yönelerek kazancımızı temizlememiz, temizlenmiş bir kazançla ailemizin geçimini temin etmemiz, her şeyden önce, sosyal sorumluluklarımız açısından da, çok önemlidir.  Âyet’ in sonunda, “…Allah, dilediğine daha da katlar. Allah'ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilir.”  ifadesiyle, harcayanların kazançları arasına maddî, manevî kazançların da katılacağının bildirilmiş olduğu görülmektedir.

           Cimrilik etmeden ihtiyacından fazla olan kazancını Allah yolunda harcayıp; zekât, sadaka, fitre verenler ile, fakirlerin infakı için maddî manevî harcamalar yapanların Allah katında değerleri artmakta, verilenlerden daha fazlasını Allah, garanti etmektedir. Bu garanti çerçevesinde, maddî varlıklarımızın yerlerine ulaştırılması dileklerimle.

           Saygılarımla. 25.11.2021 17:27

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!


95
Kur' ân- ı Kerim Âyetleri / DİNDE ZORLAMA YOKTUR
« Son İleti Gönderen: is Kasım 25, 2021, 03:36:46 ÖS »
DİNDE ZORLAMA YOKTUR

           DİNDE ZORLAMA YOKTUR:
           2. Bakara Sûresi 256. Âyet- i Kerîme(43. Sayfa):
           “256-Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkâr edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir.”


           Dinde zorlama yoktur Âyet- i Kerîmesi çerçevesinde, hiç kimse, bir diğer müslüman/ gayri müslim/ mecûzî(ateşe tapan)/ ateist(Allah’ a inanmayan) hiç kimseye, zorla bir şeyi kabul ettirmesi gerekmez. Görevi de değildir. Bu Âyet’ in ifade ettiği anlam budur.

           “…Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir…” demek suretiyle, Kur’-ân’ ın eğri ve doğruyu bildirdikten sonra, kimsenin kimseye eğri/ doğruyu anlatmasına gerek kalmadığı âşikârdır. Hiç kimse, bir başkasına, zorla bir şey yaptırmaya, yetkili de değildir. Ancak "emr- i bil ma' ruf; ve nehy- i anil münker" her Müslüman' a farz olduğu için, herkesin iyiliği emretme, kötülükten men etme görevi, hiçbir zaman göz ardı edilemez; "aman canım sende" denilemez.  Peygamber' e tebliğ görevi verilmiş olduğuna göre, insanların da dinin kuralları olan Âyet' leri herkese anlatmak/ tenbihlemek/ iletmek zorundadır. "Benim görevim değil" diyemez.

           Allah(c.c.), insanların gönüllerine hitab ederek İslâm’ ın kurallarını kabul etmelerini istemiştir. Zorla bir şey yapılmaması için Peygamberimizi, yaklaşık 55' den fazla Âyet- i Kerîme’ de uyarmıştır:

ALLAH HER PEYGAMBERİ KENDİ KAVMİNİN DİLİYLE GÖNDERDİ Kİ, ONLARA APAÇIK ANLATSIN:
14. İbrâhim Sûresi 4. Âyet- i Kerîme(256. Sayfa):

ALLAH MUHAMMED’ İ ŞÂHİT, MÜJDELEYİCİ VE UYARICI OLARAK GÖNDERMİŞTİR:
48. Fetih Sûresi 8. Âyet- i Kerîme(512. Sayfa):

ALLAH MUHAMMED' İ ŞAHİT, MÜJDELEYİCİ VE UYARICI OLARAK GÖNDERMİŞTİR Kİ, MUHAMMED' E SAYGI GÖSTERESİNİZ VE SABAH AKŞAM ALLAH' I TESBİH EDESİNİZ:
48. Fetih Sûresi 9. Âyet- i Kerîme(512. Sayfa):

ALLAH PEYGAMBERİ MÜJDECİ VE UYARICI OLARAK GÖNDERMİŞTİR:
25. Furkan Sûresi 56. Âyet- i Kerîme(366. Sayfa):

ALLAH PEYGAMBERİNİ BÜTÜN İNSANLARA BİR MÜJDECİ VE BİR UYARICI OLARAK GÖNDERMİŞTİR:
34. Sebe’ Sûresi 28. Âyet- i Kerîme(432. Sayfa):

ALLAH’A İTAAT EDİN, PEYGAMBER’E DE İTAAT EDİN. YÜZ ÇEVİRİRSENİZ BİLİN Kİ, ELÇİMİZE DÜŞEN APAÇIK BİR DUYURMADIR:
64. Teğâbun Sûresi 12. Âyet- i Kerîme(558. Sayfa):

ALLAH’ IN BÜYÜK LÜTFU GÖNDERDİĞİ PEYGAMBERLERİDİR:
3. Âl- i İmran Sûresi 164. Âyet- i Kerîme(72. Sayfa):

BEN ALLAH TARAFINDAN GÖNDERİLMİŞ APAÇIK BİR UYARICIYIM:
51. Zâriyat Sûresi (50.- 51.) Âyet- i Kerîmeler(523. Sayfa):

BEN ANCAK APAÇIK BİR UYARICIYIM:
26. Şuarâ Sûresi 115. Âyet- i Kerîme(373. Sayfa):

BEN ANCAK APAÇIK BİR UYARICIYIM:
46. Ahkâf Sûresi 9. Âyet- i Kerîme(504. Sayfa):

BEN İMAN EDECEK BİR KAVME MÜJDE VEREN VE UYARAN BİR PEYGAMBERDEN BAŞKA BİRİ DEĞİLİM:
7. A’ râf Sûresi 188. Âyet- i Kerîme(176. Sayfa):

BEN  UYARAN VE MÜJDE VEREN PEYGAMBERİM:
7. A’ râf Sûresi 188. Âyet- i Kerîme(176. Sayfa):

BİZ HANGİ MEMLEKETİ HELÂK ETTİKSE, MUHAKKAK ONU UYARICI PEYGAMBER' LERİ OLMUŞTUR:
26. Şuarâ Sûresi 208. Âyet- i Kerîme(377. Sayfa):

BİZ GÖNDERİLMİŞ ELÇİLERİZ. BİZE DÜŞEN DE SADECE APAÇIK TEBLİĞDİR:
36. Yâsin Sûresi 12. Âyet- i Kerîme(441. Sayfa):

BİZ PEYGAMBERLERİ ANCAK MÜJDECİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ:
18. Kehf Sûresi 56. Âyet- i Kerîme(301. Sayfa):

BİZ PEYGAMBERLERİ, ANCAK RAHMETİMİZİN MÜJDECİLERİ VE AZABIMIZIN HABERCİLERİ OLMAK ÜZERE GÖNDERİRİRİZ:
6. En’ âm Sûresi 48. Âyet- i Kerîme(134. Sayfa):

BİZ SANA ARAPÇA BİR KUR' AN İNDİRDİK Kİ, ŞEHİRLERİN ANASI OLAN MEKKE HALKINI VE ETRAFINDAKİLERİ UYARASIN:
42. Şûrâ Sûresi 7. Âyet- i Kerîme(484. Sayfa):

BİZ SENİ HAK İLE HEM BİR MÜJDECİ, HEM BİR UYARICI OLARAK GÖNDERDİK:
35. Fâtır Sûresi 24. Âyet- i Kerîme(438. Sayfa):

DE Kİ: BEN ANCAK APAÇIK BİR UYARICIYIM:
67. Mülk Sûresi 26. Âyet- i Kerîme(564. Sayfa):

EY CİN VE  İNSAN TOPLULUĞU! SİZE ÂYET' LERİMİ ANLATAN VE UYARAN PEYGAMBERLER GELMEDİ Mİ? DEYİNCE CİN VE İNSANLAR TOPLULUĞU "KENDİ ALEYHİMİZE ŞÂHİDİZ" DEDİLER:
6. En’ âm Sûresi 130. Âyet- i Kerîme(145. Sayfa):

EY KİTAP EHLİ! SİZE GELEN RESULÜMÜZ, MÜJDELEYİCİ VE UYARICIDIR:
5. Maide Sûresi 19. Âyet- i Kerîme(112. Sayfa):

EY MUHAMMED! ARTIK SANA DÜŞEN SADECE AÇIK BİR ŞEKİLDE TEBLİĞDEN İBARETTİR:
16. Nahl Sûresi 82. Âyet- i Kerîme(277. Sayfa):

«EY MUHAMMED DE Kİ: «BEN SADECE SİZİN GİBİ BİR İNSANIM»:
41. Fussilet Sûresi 6. Âyet- i Kerîme(478. Sayfa):

EY RESÛLÜM SEN YALNIZCA BİR UYARICISIN:
11. Hûd Sûresi 12. Âyet- i Kerîme(223. Sayfa):

HABÎBİM DE Kİ: «EY İNSANLAR! BEN SİZE ANCAK APAÇIK ANLATAN BİR UYARICIYIM. »
22. Hacc Sûresi 49. Âyet- i Kerîme(339. Sayfa):

HALBUKİ PEYGAMBER ÂLEMLER İÇİN BİR ÖĞÜTTÜR:
68. Kalem Sûresi 52. Âyet- i Kerîme(567. Sayfa):

HAYDİ ÖĞÜT VER; SEN ŞİMDİ SIRF BİR ÖĞÜTÇÜSÜN. ONLARIN ÜZERİNDE BİR ZORBA DEĞİLSİN:
88. Ğaşiye Sûresi (21.- 22.) Âyet- i Kerîmeler(594. Sayfa):

HAZRETİ MUHAMMED ALLAH TARAFINDAN MÜJDE VERMEK VE UYARMAK İÇİN GÖNDERİLMİŞ BİR PEYGAMBER' DİR:
11. Hûd Sûresi 2. Âyet- i Kerîme(222. Sayfa):

HER KAVİM İÇİN BİR HİDAYETÇİ VARDIR:
13. Ra’ d Sûresi 7. Âyet- i Kerîme(251. Sayfa):

HER ÜMMETİN BİR PEYGAMBER' İ VARDIR:
10. Yunus Sûresi 47. Âyet- i Kerîme(215. Sayfa):

KİM DE SAPARSA ONA DEKİ: «BEN SADECE UYARICILARDANIM»:
27. Neml Sûresi 92. Âyet- i Kerîme(386. Sayfa):

KUR’ AN, PEYGAMBER İÇİN DE, KAVMİ İÇİN DE BİR ÖĞÜTTÜR:
43. Zuhruf Sûresi 44. Âyet- i Kerîme(493. Sayfa):

"MÛCİZELER ANCAK ALLAH KATINDANDIR. BEN İSE SADECE BİR UYARICIYIM" DE:
29. Ankebût Sûresi 50. Âyet- i Kerîme(403. Sayfa):

MUHAMMED RİSÂLET GÖREVİ VERİLMİŞ PEYGAMBER' LERDENDİR:
36. Yâsin Sûresi (2.-3.) Âyet- i Kerîmeler(441. Sayfa):

NUH ALEYHİSSELÂM:
-"BEN SİZE AÇIK BİR UYARICIYIM.
-ALLAH' A KULLUK EDİN.
-ALLAH' TAN KORKUN.
-BANA İTAAT EDİN." DEDİ:

71. Nuh Sûresi (2.- 3.) Âyet- i Kerîmeler(571. Sayfa):

O, AÇIK BİR UYARICIDAN BAŞKA BİRİ DEĞİLDİR:
7. A’ râf Sûresi 184. Âyet- i Kerîme(175. Sayfa):

PEYGAMBER, ALLAH TARAFINDAN:
-HEM BİR ŞAHİT,
-HEM BİR MÜJDECİ,
-HEM BİR UYARICI,
-ALLAH’ A BİR DAVETÇİ VE
-NURLAR SAÇAN BİR KANDİL OLARAK GÖNDERİLMİŞTİR:

33. Ahzâb Sûresi (45.- 46.) Âyet- i Kerîmeler(425. Sayfa):

PEYGAMBER ANCAK MÜJDECİ VE UYARICIDIR:
17. İsrâ Sûresi 105. Âyet- i Kerîme(294. Sayfa):

PEYGAMBER’ E DÜŞEN ANCAK TEBLİĞ ETMEKTİR:
3. Âl- i İmran Sûresi 20. Âyet- i Kerîmeler(53. Sayfa):

PEYGAMBER' E DÜŞEN SADECE AÇIK AÇIK DUYURMAKTIR:
24. Nur Sûresi 54. Âyet- i Kerîme(358. Sayfa):

PEYGAMBER’ E DÜŞEN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR:
13. Ra’ d Sûresi 40. Âyet- i Kerîme(255. Sayfa):

PEYGAMBER' E DÜŞEN SADECE TEBLİĞDİR:
42. Şûrâ Sûresi 48. Âyet- i Kerîme(489. Sayfa):

PEYGAMBERE DÜŞEN YALNIZ AÇIK BİR TEBLİĞDİR:
29. Ankebût Sûresi 18. Âyet- i Kerîme(399. Sayfa):

PEYGAMBER’ İMİZE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDİR:
5. Maide Sûresi 92. Âyet- i Kerîme(124. Sayfa):

PEYGAMBER’ İN GÖREVİ SADECE DUYURMADIR:
5. Maide Sûresi 99. Âyet- i Kerîme(125. Sayfa):

PEYGAMBERLER DEDİLER Kİ:
BİZ GERÇEKTEN SİZE GÖNDERİLMİŞ ELÇİLERİZ. BİZE DÜŞEN DE SADECE APAÇIK TEBLİĞDİR:

36. Yâsin Sûresi (16.- 17.) Âyet- i Kerîmeler(442. Sayfa):

PEYGAMBERLERİN VAZİFESİ AÇIK SEÇİK BİR TEBLİĞDEN İBARETTİR:
16. Nahl Sûresi 35. Âyet- i Kerîme(272. Sayfa):

RABB' İMİ TENZİH EDERİM. NİHAYET BEN DE, PEYGAMBER OLAN BİR İNSANDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLİM:
17. İsrâ Sûresi 93. Âyet- i Kerîme(292. Sayfa):

RESULÜM! KUR' AN OKUMAYI, TEBLİĞ ETMEYİ VE ONA UYMAYI SANA FARZ KILAN ALLAH' TIR:
28. Kasas Sûresi 85. Âyet- i Kerîme(397. Sayfa):

RESÛLÜM! KUR' ÂN' I RÛH- ÜL EMİN(CEBRÂİL), UYARICILARDAN OLASIN DİYE, AÇIK PARLAK BİR ARAPÇA İLE, KALBİNİN ÜZERİNE İNDİRDİ:
26. Şuarâ Sûresi (193.- 195.) Âyet- i Kerîmeler(376.)

SEN BİR UYARICIDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLSİN:
13. Ra’ d Sûresi 7. Âyet- i Kerîme(251. Sayfa):

SEN KABİRLERDEKİNE İŞİTTİRECEK DEĞİLSİN:
35. Fâtır Sûresi 22. Âyet- i Kerîme(438. Sayfa):

SEN ONLARA KARŞI ZOR KULLANACAK DEĞİLSİN. O HALDE SEN, BENİM TEHDİDİMDEN KORKANLARA BU KUR' ÂN İLE ÖĞÜT VER:
50. Kâf Sûresi 45. Âyet- i Kerîme(521. Sayfa):

SEN SADECE BİR UYARICISIN:
BİZ SENİ HAK İLE HEM BİR MÜJDECİ, HEM BİR UYARICI OLARAK GÖNDERDİK:

35. Fâtır Sûresi 23. Âyet- i Kerîme(438. Sayfa):

"ŞÜPHESİZ BEN APAÇIK BİR UYARICIYIM":
15. Hicr Sûresi 89. Âyet- i Kerîme(267. Sayfa):

            “Yâ Muhammed senin görevin tebliğden ibaret, sen ancak tebliğcisin” demiştir.

           Hal böyle olunca, kimsenin bir diğerine zorla dinimizin kurallarını kabul ettirme yetkisi bulunmamaktadır. İslâmiyet’ in kuralları gereği, bir emir ya da yasak, gönüllere hitab ederek kabul ettirilir. Bu nedenle, doğru yolda olan kimseler kurallara uyacak, sapıklık edenler uymayacaktır. Âyet’ te bunun bilindiği gerçeği vurgulanarak; “…doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir…” denilmektedir.

           Allah’ ın hiçbir zaman kopmayan kulpuna yapışanlar doğru yoldadırlar. Kur' ân- ı Kerîm' in hükümlerine uyanlar, kıyamete kadar kurtulanlardan olacaklardır. En son Kutsal  Kitap, Kur' ân- ı Kerîm' dir. Bunun bilinmesi doğru yolun bilinmesi için önemlidir. Bir kısım insanlarımız, geçmişte Peygamberlere indirilmiş Kitap' lara müracaat etmektedirler. Burada çok ince bir nokta, yürürlükte oldukları süre içerisinde, bu Kutsal Kitap' lar(Tevrat ve İnciller) müracaat edilebilen Kitap' lardı. Ancak tahrif edilip, hükümleri değiştirildiği için, en son Kur' ân- ı Kerîm indirildi. Bu Kitap' ları Allah, İsrailoğulları kavminin lisanı ile ve yaşadıkları süre içerisindeki olaylara göre, kısım kısım indirmiştir. Her şeye Muktedir olan Allah demez miydi:

           "Ey kullarım Tevrat' ın/ Zebur' un/ İncil' in değiştirilen hükümleri şunlardır. Düzeltin." Demedi. Zira yeni bir kavim olan Arap kavmine, içlerinden çıkmış olan Hazreti Muhammed’ e, uyulması gereken hükümleri bildirmek için, yeni ve son Kitap olan Kur’ an- ı Kerîm’ i kendi lisanları olan Arapça lisanı ile indirdi.

           Doğru yolda olma hedefimizden sapmadan, en doğruyu bilen Allah’ a ve Peygamber’ lerine ve Kitap’ larına inanarak yaşayabilmek temennilerimle.

           Saygılarımla. 25.11.2021 15:35

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!


96
Kur' ân- ı Kerim Âyetleri / SİZE VERİLEN RIZIKLARDAN HARCAYIN
« Son İleti Gönderen: is Kasım 25, 2021, 01:59:59 ÖS »
ALLAH' IN SİZE VERDİĞİ RIZIKLARDAN ALLAH YOLUNDA HARCAYIN

           KIYAMET GÜNÜ GELMEDEN ÖNCE, SİZE VERDİĞİMİZ RIZIKLARDAN ALLAH YOLUNDA HARCAYIN:

           KIYAMET GÜNÜ:
           -HİÇBİR ALIŞVERİŞİN,
           -HİÇBİR DOSTLUĞUN,
           -HİÇBİR ŞEFAATİN BULUNMADIĞI BİR GÜN' DÜR:

           2. Bakara Sûresi 254. Âyet- i Kerîme(43. Sayfa):
           “254- Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar zalimlerdir.”

 
           Sizlere verilen rızıklardan Allah yolunda harcanmasının, kıyamet gelmeden önce yapılmasında fayda olduğu için, bu şekilde, Âyet ile bildirilmiştir.

           Öyle bir günün haberi verilmektedir ki, o gün:
           -Hiçbir alışveriş olmayacaktır.
           -Hiçbir dostluk bulunmayacaktır.
           -Hiçbir şefaat kabul edilmeyecektir. O halde:

           Bu günlerde yaşanan “korona virüs pandemisi” ile, evlere kapanan insanların, bu târif edilen günden farkı yok gibidir. Aynen kıyametin olduğu gibi, hiç kimsenin yardım alabileceği bir yakını v.s. bulunmayacaktır. Herkes kendi başına kalacak; kendisine şefaatin dahi kabul edilmeyeceği bir gün olacaktır. Ders almak için sebebimiz çoktur. Korona pandemisi de böyle bir günü hatırlatmak için bir vesile olmuştur.

           Bizlere verilen rızıklardan, yukarıdaki Âyet- i Kerîme’ de belirtildiği üzere, Allah yolunda harcanması istenmektedir. "Kâfirlerin zâlim olduklarının" ifade edilmesi, bu Âyet gereği, Allah  yolunda harcamayacaklarını bilen(gelecekte olanları önceden bildiği için) Allah, bu kimseleri, zâlim olarak değerlendirmektedir. Burada tüm insanların kader hücrelerindeki(Levh- i Mahfuz' da ki) bilgilerin muhafazası akla gelmektedir.

           Levh- i Mahfuz' da bu bilgiler(Allah' ın önceden bildiği bilgiler olması nedeniyle) toplanmakta, insanların ve cinlerin yaratılması ile, bu kimseler hakkında ki hayat boyu yapılanların dökümü diyebileceğimiz bilgiler, Açık bir Kütük' te/ Levh- i Mahfuz' da toplanmak üzere  depolanmakta, kıyamet gününe kadar bu bilgiler saklanmaktadır. Bu nedenle insanların bir kısmının zâlim olduklarını bilen Allah, kâfirleri, "zâlim" olarak önceden bildirebilmektedir. Levh- i Mahfuz’ da saklanan bilgiler sonucu, Allah:

           ECEL NE ÖNE ALINABİLİR; NE DE ERTELENEBİLİR:
           23. Mü’ minûn Sûresi 43. Âyet- i Kerîme(346. Sayfa):
           “43. Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.”

           ALLAH İNSANLARI ZULÜMLERİ YÜZÜNDEN HESABA ÇEKSEYDİ, YERYÜZÜNDE KIMILDAYAN TEK CANLI BIRAKMAZDI:

           ECELLERİ GELDİĞİ ZAMAN, ONU NE BİR SAAT ERTELEYEBİLİRLER; NE DE BİR SAAT ÖNE ALABİLİRLER:

           16. Nahl Sûresi 61. Âyet- i Kerîme(274. Sayfa):
           “61. Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hesaba çekseydi, yeryüzünde kımıldayan tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah onları, belli bir vakte kadar erteler. Müddetleri (ecelleri) geldiği zaman, onu ne bir saat erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.”

           HER ÜMMETİN BİR ECELİ VARDIR. ECELLERİ GELİNCE ARTIK NE BİR AN GERİ, NE BİR AN İLERİ GİDEBİLİRLER:
           10. Yunus Sûresi 49. Âyet- i Kerîme(215. Sayfa):
           "49. De ki, «Ben, Allah’ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebilirim». Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince artık ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler."

           HER ÜMMETİN BİR ECELİ VARDIR. O ECEL GELDİĞİNDE, NE BİR AN ERTELEYEBİLİRLER, NE DE ÖNE ALABİLİRLER:

           ALLAH’ IN İZNİ OLMADAN ÖLMEK YOKTUR:

           7. A’ râf Sûresi 34. Âyet- i Kerîme(155. Sayfa):
           "34. Her ümmetin bir eceli vardır. O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler."

           ECEL GELMEDEN ÖLMEK YOKTUR:
           3. Âl- i İmran Sûresi 145. Âyet- i Kerîme(69. Sayfa):
           “145- Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur. (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız.”

           ALLAH SÜRESİ GELDİĞİ ZAMAN HİÇBİR CANI ERTELEMEZ:
           63. Münâfikûn Sûresi 11. Âyet- i Kerîme(556. Sayfa):
           "11. Allah süresi geldiği zaman hiçbir canı ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır."

           Yukarıdaki Âyet’ lerin bildirdiği üzere, Allah, insanların ve cinlerin hayat filimlerini,  yaratıldıklarında Levh- i Mahfuz’ a/ Açık bir Kitap’ a koymakta, ecellerinin geleceği gün, saat, dakikayı bildirmektedir. Bu sonsuz geleceğin ve sonsuz geçmişin bilgilerini bir anda ihata edebilen Allah’ a zor gelmez.

           Eceli gelen kimse, Kıyamet günü geldiğinde, herkes aynı seviyede olacak, hiç kimse ayrıcalıklı olmayacaktır. Dünyalık işlerde geçen torpillerin, rüşvetlerin, kayırmaların, akrabalık ilişkilerinin hiç biri fayda vermeyecek; insanlar yaptıkları fiillerle, kazandıkları sevaplarıyla mizana tâbî tutulacaklardır. Kazandıkları fazla olanlarla, kazandıkları az olan/ kazanamayanların dereceleri Allah katında farklı olacak; neticede, insanlar, Cennet/ Cehennem' e hak kazanmış olarak, hak ettikleri yerlere gönderileceklerdir.

           İşte Kıyamet, bu derecelendirmelerin, bu kazanan/ kaybedenlerin gündeme getirilmesi için, dünyanın defterinin kapatılmasına vesile olan bir olaydır. Bu nedenle insanlar, bu güne hazırlanılması için, bu Âyet ile uyarılmaktadırlar. İnsanların bu güne hazırlanmaları için de, “…size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın” denilmektedir. Gaflet içinde olup; kazancımızın ihtiyacımızdan fazlasını, ihtiyacı olanlara nafaka olarak vermemiz gerektiğini unutmamalıyız. İnsanların akıllı olmalarının gereği budur. Aşağıdaki Âyet- i Kerîme’ de, insanların uyarılması, Kur’ an’ dan sorguya çekilmesi söz konusu iken:

           KUR’ AN, PEYGAMBER İÇİN DE, KAVMİ İÇİN DE BİR ÖĞÜTTÜR:

           KUR’ AN’ DAN SORGUYA ÇEKİLECEKSİNİZ:

           43. Zuhruf Sûresi 44. Âyet- i Kerîme(493. Sayfa):
“44. Doğrusu o Kur’an, senin için de, kavmin için de : öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.”

Aklını kullanmayanların Kıyamet günü hüsrana uğrayacakları bilinen bir gerçektir. Aklı kullanma, birçok Âyet' lerde sık sık tekrarlanmıştır. Bu kadar fazla tekrardan sonra, insanların bir kısmının, hâlâ akıllanmamış, insanların haklarını gasp eder, zulümle anılır olmalarını anlamak mümkün değildir. Zira aklını kullananların azaba uğramayacağı, aklını kullanmayanların zararda oldukları bilinen bir gerçektir.

           Burada yazılanlar:

           KUR' AN' A TÂBÎ OLAN VE GÖRÜNMEDİĞİ HALDE ALLAH’ TAN KORKAN VE İNANAN KİMSE, İMAN ETMİŞ DEMEKTİR:

           KUR' AN' A TÂBÎ OLAN KİMSE İMAN ETMİŞ DEMEKTİR:

           GÖRÜNMEDİĞİ HALDE ALLAH’ TAN KORKAN VE İNANAN KİMSE, İMAN ETMİŞ DEMEKTİR:

           İMAN ETMEK, GÖRÜNMEDİĞİ HALDE ALLAH' TAN KORKMAK VE İNANMAKTIR:

           36. Yâsin Sûresi 11. Âyet- i Kerîme(441. Sayfa):
           “11. Sen ancak Kur’ân’a tabi olan ve görünmediği halde Rahman olan Allah’tan korkan kimseyi sakındırırsın. İşte onu bir bağışlanma ve çok şerefli bir mükafatla müjdele.”

           “…Allah' a, görünmediği halde iman etmiş…” olanlara bir şey ifade eder. İnanmayanların düşünmeleri için bir fırsattır.

           İnanmayanlar kendileri isterlerse, bu fırsattan faydalanmaları için hâlâ zamanları vardır. Akıllarını kullanarak doğru yolu

(Allah' ın Kur' ân- ı Kerîmi' ndeki Âyet' lerle târif ettiği doğru yolu/ Sırat- ı Müstakîm' i)

bulmaları için bu fırsatlardan faydalanmaları, kendilerinin inisiyatifinde olan bir husustur. Tüm insanların doğru yolu bulmaları temennilerimle.

           Saygılarımla. 25.11.2021 13:59

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!


97
Kur' ân- ı Kerim Âyetleri / ALLAH BAZI KÖTÜLÜKLERİ BAZI İNSANLARLA SAVAR
« Son İleti Gönderen: is Kasım 24, 2021, 02:31:54 ÖS »
ALLAH BAZI KÖTÜLÜKLERİ BAZI İNSANLARLA SAVAR

           KÖTÜLÜK YAPAN İNSANLARI DİĞER İNSANLARLA SAVAN ALLAH' TIR:
           2. Bakara Sûresi 251. Âyet- i Kerîme(42. Sayfa):
           "251. Derken, Allah’ın izniyle onları tamamen bozdular. Davud, Calut’u öldürdü ve Allah, kendisine hükümdarlık ve hikmet (peygamberlik) verdi ve ona dilediği şeylerden de öğretti. Eğer Allah’ın, insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulur giderdi. Fakat Allah, bütün âlemlere karşı büyük bir lütuf sahibidir."


           Bu Âyet- i Kerîme' de, "... Eğer Allah’ın, insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulur giderdi. Fakat Allah, bütün âlemlere karşı büyük bir lütuf sahibidir." demek suretiyle, insanlığın faydasına olmak üzere, Allah' ın, bazı insanları, bazı insanlarla savmasına müsaade ettiğini anlayabiliriz. Zira bu savmaların sebebinin, yeryüzünün hızla bozulmaması için bir garanti olduğu düşünülebilir. Bu savmaların, "bütün âlemlere karşı Allah' ın bir lütfu" olduğunu bilmeliyiz.

           Allah, bazı insanları bazılarına musallat etmeseydi, Kıyamet’ in gelişinin hızlanacağı muhakkaktır. Bu savmalarla, Allah, Kıyametin kopacağı zamana kadar, yeryüzünün ayakta kalmasını temin etmiş olmaktadır. Bir Âyet- i Kerîme’ de:

KIYAMET' İN KOPMA VAKTİNİN BİLGİSİ ALLAH KATINDADIR. FAKAT İNSANLARIN ÇOĞU BUNU BİLMEZLER:
7. A’ râf Sûresi 187. Âyet- i Kerîme(175. Sayfa):
"187. Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O’ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler."

demek suretiyle, Kıyamet’ in kopuş gününü yalnız Allah’ ın bildiğini, başka hiç kimseye, Peygamber’ ler dahil, bu bilginin verilmediği ifade edilmektedir. Bu çerçevede düşünüldüğünde, bazılarının yaptıkları hareketleri de, bir program dahilinde yaptıklarını söyleyebiliriz.

           Allah’ ın bilgisi olmadan tek yaprak kıpırdamayacağına göre, olanları, Merkez Efendi gib, “herşey merkezindedir” demek suretiyle kabullenip; Allah’ a sığınmalıyız.

           Saygılarımla. 24.11.2021 14:31

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!

 
98
Kur' ân- ı Kerim Âyetleri / ANNELER BEBEKLERİNİ TAM İKİ YIL EMZİRSİNLER
« Son İleti Gönderen: is Kasım 24, 2021, 12:25:33 ÖS »
ANNELER BEBEKLERİNİ TAM İKİ YIL EMZİRİRLER

           ANNELER ÇOCUKLARINI TAM  İKİ YIL EMZİRİRLER:
           2. Bakara Sûresi 233. Âyet- i Kerîme(38. Sayfa):
           "233. Anneler, çocuklarını, emzirmenin tamamlanmasını isteyenler için tam iki yıl emzirirler. Çocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borçtur. Bununla beraber herkes ancak gücüne göre mükellef olur. Çocuğu sebebiyle bir anne de, çocuğu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasın. Varise düşen de yine aynı borçtur. Eğer ana ve baba birbirleriyle istişare edip, her ikisinin de rızasıyla çocuğu memeden ayırmak isterlerse kendilerine bir günah yoktur. Eğer çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz vereceğinizi güzel güzel verdikten sonra bunda da size bir günah yoktur. Bununla beraber Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görür."


           Allah' ın koyduğu bu kuralda, bir çok faydalar vardır. O halde anneler çocuklarını iki sene müddetle mutlaka emzirmelidirler. Çeşitli lüzumsuz nedenlerle,

(“göğüslerim sarkacak” gibi çok mantıksız bir nedenle, çocuklarını emzirmekten kaçınanların olduğunu söylersek; yanlış olmaz kanaatindeyim)

çocukların erken zamanlarda meme emmekten vazgeçirilmesi, yanlışların en büyüğüdür. Zira ilim tespit etmiştir ki, anne sütü çok değerli bir gıdadır. Çocukların bağışıklık sistemlerinin güçlü olması için, mutlaka anne sütünü emmelerine ihtiyaçları vardır.

           Yarattığı kulunu en iyi bilen Allah, bu Âyet- i Kerîme ile, annelerin iki sene müddetle emzirdikleri çocuklarının hastalıklara karşı bağışıklıklarının gelişeceği gerçeğini işaret etmektedir. İlmin bulduğu bu gerçekleri Allah 1400 sene öncesinden bu Âyet’ i ile tescil etmiştir. Bundan daha güzel bir ikaz; uyulduğunda, bundan daha güzel bir tedbir olabilir mi? Annelere sesleniyorum:

           -Anneler lütfen çocuklarınızı en az iki sene emzirin ki, çocuklarınızın bağışıklık sistemi güçlensin, onları hastalıklardan koruyasınız.

           İnanan anneler, eğer sütleri az, emzirdiklerinde, çocuklarını yeteri kadar besleyemedikleri kanaatine kapılırlarsa, onlara sütanne bulmaları gerektiğini bilirler. Sütanneler de çocukları, iki sene emmelerini temin etmek üzere, emzirirler. Bu şekilde Âyet' in hikmetine göre bebekler emzirilmiş olur.

           Bebeklerimizin sağlıklarının gelecekte garantisi olacak olan bu Âyet’ in verileri, anneler, babalar açısından çok rahatlatıcı bir bilgidir.

           Tüm annelerin ve babaların, bu Âyet ile Allah’ ın bildirdiği, “bebeklerinizi tam iki sene emzirin” emrine karşı hassas olmaları, bebeklerini tam iki sene emzirme gayretinde bulunmaları dileklerimle.

           Saygılarımla. 24.11.2021 12:19

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!


99
Kur' ân- ı Kerim Âyetleri / ALLAH' I ŞAHİT TUTARAK YEMİN ETMEYİNİZ
« Son İleti Gönderen: is Kasım 24, 2021, 11:58:09 ÖÖ »
ALLAH' I ŞAHİT TUTARAK YEMİN ETMEYİNİZ

           "VALLAHİ" DİYEREK YEMİN ETMEYİNİZ:
           2. Bakara Sûresi 224. Âyet- i Kerîme(36. Sayfa):
           "224. Sözünüzde durmanız, kötülükten sakınmanız ve insanların arasını düzeltmeniz için, Allah’ı yeminlerinize hedef veya siper edip durmayın. Allah, her şeyi işitir ve bilir."

           "...Allah’ı yeminlerinize hedef veya siper edip durmayın..."
Zira:
           -Sözünüzde durmanız;
           -Kötülükten sakınmanız;
           -İnsanların arasını düzeltmeniz için, yemin ederek(Vallahi diyerek) konuşmayınız. "...Allah, her şeyi işitir ve bilir."  Allah' ı şahit tutarak, yemin etmeniz doğru değildir. Bu nedenle, Âyet' e uyarak, her şeyde, her hususta, her zaman, yemin etmekten kaçınmalıyız.

           Her sözümüzü yemin ile doğrulamaktan kaçınmak dileklerimle.

***

KASITSIZ YAPILAN YEMİN' DEN/ BİLMEYEREK YAPILAN YEMİN' DEN, ALLAH KULUNU SORUMLU TUTMAZ:

KALBİN KAZANDIĞI YEMİN' DEN ALLAH KULUNU SORUMLU TUTAR:

2. Bakara Sûresi 225. Âyet- i Kerîme(37. Sayfa):
"225. Allah, sizi yeminlerinizde bilmeyerek ettiğiniz lağıv (herhangi bir kasıt olmadan, kanaate göre yanlış yere yapılan yemin)dan sorumlu tutmaz. Fakat kalbinizin kazandığı yalan yere yapılan yeminden sorumlu tutar. Allah çok bağışlayıcıdır, çok halimdir."


Bazı kimseler kasıtsız olarak yemin ettiğinde, Allah bu kulunu affetmektedir.

Bir kısım kimseler de, Allah' ı devamlı şahit tutarak yemin eder ki, bu durum, kişinin yeminine Allah' ı şahit tutarak, Allah adını istismar ettiğinin görüntüsünü verir.

Genelde insanların bu istismarları, herkes tarafından anlaşılır; ancak bu, devamlı yeminle hareket edenler, kendilerini bilmedikleri için, sözlerine Allah' ı şahit tutarak yaşamayı hayat tarzı edinmişlerdir. Yanlış olduğunun kesin delili, bu Âyet- i Kerîme' dir.

Kalbinizin kazandığı yalan yere yapılan yemin' den Allah sorumlu tutar. Bu nedenle yemin ile sözlerinizi doğrulamak âdetinden vazgeçilmesi dileklerimle.

           Saygılarımla. 24.11.2021 11:57

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!


100
Kur' ân- ı Kerim Âyetleri / PEYGAMBERLER ALLAH' IN KULLARINA LÜTFUDUR
« Son İleti Gönderen: is Kasım 24, 2021, 01:45:32 ÖÖ »
PEYGAMBERLER ALLAH' IN KULLARINA LÜTFUDUR

           ALLAH’ IN BÜYÜK LÜTFU GÖNDERDİĞİ PEYGAMBERLERİDİR:
           3. Âl- i İmran Sûresi 164. Âyet- i Kerîme(72. Sayfa):
           “164- Andolsun ki Allah, müminlere kendilerinden, onlara kendi âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitab ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler”


           Allah, Peygamber' lerini göndermek suretiyle insanlığa büyük bir lütufta bulunmuş; insanların yoldan çıkmamaları için yol gösterici Peygamber' leri göndermiştir.

           Peygamberler kendisine inanan insanlara, ki bunlar MÜ’ MİNLER’ dir:

           -Peygamber' e indirilen Âyet' leri okurlar;
           -Mü’ minleri arındırırlar;
           -Mü’ minlere Kitab ve hikmeti öğretirler.

           Bu nedenlerle Peygamber’ ler, Allah tarafından inanmış kullarına gönderilmiş büyük birer lütuftur.

           Gönderilen Peygamber’ lerin kıymetini bilip, onların izlerinden giden kullarından olmamız temennilerimle.

Saygılarımla. 24.11.2021 00:45

ÖNEMLİ NOT:

1-) KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


           1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
           2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
           3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

           BU FORMAT, TEKRAR ETMELERİ BARINDIRSA DA, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

2-) KİTAPTAN DAHA FAZLA OKUYUCUYA ULAŞABİLECEĞİM İÇİN, SİTEMDE(www.koseyazilarinayorumlar.com), TÜM AÇIKLAMALI ÂYET’ LERİ SUNMAKTAYIM, İNŞALLAH!


Sayfa: 1 ... 8 9 [10]