Gönderen Konu: YUNUS' TAN HİKAYELER(1)- OYUNCU SEMİH  (Okunma sayısı 11343 defa)

is

  • Ziyaretçi
YUNUS' TAN HİKAYELER(1)- OYUNCU SEMİH
« : Şubat 02, 2013, 02:25:35 ÖÖ »
OYUNCU SEMİH

           Memleketimizin güzel bir kentinde “Oyuncu Semih” diye isim takılan bir genç varmış. Yaşı 16. Çalışkan bir öğrenci. Lise1’ i pekiyi derece ile geçmiş, takdir belgeli çalışkan bir öğrenci. Sınıf geçme hediyesi olarak babası Semih’ e söz verdiği dizüstü bilgisayarı almış. Semih de günlerini bu bilgisayarla geçirir olmuş. Ancak öyle bir hastalık halinde bilgisayar’ a bağlanmış ki, günlerinin(çoğunlukla gecelerinin) en az 8- 10 saatini bilgisayar başında geçirir olmuş.

           Bilgisayarda birçok sitede bulunan oyunlar, Semih’i çok etkilemiş. Bu kadar çeşitli oyun potansiyeline sahip siteler karşısında, sele kapılıp giden kuru ağaçlar misali, kapılıp giden Semih’ e arkadaşları, “oyuncu” lakabını(takma ismini) vermişler. Zira “Oyuncu Semih” bilgisayar başında, oyunlarla geçen bunca zamanın getirdiği yalnızlık içerisinde, arkadaşlarıyla gezip, sohbet etmeyi, faaliyetlere katılmayı kesmiş. Tek başına odasında kapalı kalmaktan ileri gelen bir yalnızlık içerisinde, geçen günlerinin, kendisini ne kadar büyük bir boşluğa düşürdüğünü de fark edememiş. Herkese karşı garip davranmaya başlamış. Arkadaşlarından, birlikte gezme isteğiyle gelenlere, çeşitli bahaneler bularak, onların tekliflerini kabul etmiyormuş. Anne/ babasının pazardan almasını istedikleri ihtiyaç maddeleri isteğini, “işim var” diyerek geri çeviriyormuş. Herkese karşı davranışlarında bir tuhaflık başlamış. Eve gelen misafirlere dahi, “hoş geldiniz” demekten uzak kalmış. Bir şekilde insanlara karşı yabancılaşır olmuş. İnsanlarla karşılaşmaktan bu kadar uzak kaldıkça, temelli yalnızlık çukuruna yuvarlanır olmuş. Bu nedenle de sosyal hayattan tamamen kopmuş.

           Komşularının/ akrabalarının, Semih’ in nasıl olduğunu sorduklarında, annesi, “Savaş, vurdu, kırdı ile günleri geçiyor. Başka bir şey yaptığı yok” demekteymiş. Annesinin kastettiği, bilgisayar oyunlarındaki vurdulu kırdılı oyunlarmış. Semih, ortaokuldan sonra, genellikle gençlerin zorlandığı lise1’ i başarıyla, pekiyi derece ile takdir belgesi alarak geçmiş olmasına rağmen; lise2’ yi geçip geçemeyeceği şüpheli hale gelmiş. Öğretmenleri, “lise1’ deki Semih bu değil, sanki o gitmiş bir başkası gelmiş” demektelermiş. Tabii olarak bu kadar oyun düşkünlüğünün sonucunun, dersleri asmak olduğunu anlamamak, akıl sahipleri için, mümkün müdür? Ancak Semih bunu, oyunların çekiciliği karşısında anlamamış.

           Bir gün Semih internette gezinirken, bir haber görmüş. “D.Ç. isimli bir Çin’ li internet gezgini, hayatına son verdi.” Okumaya devam etmiş. “Sadece tuvalet ve yemek ihtiyacını gidermek için 10 saatte bir bilgisayar’ ın başından kalkabilen Çin’ li D.Ç. 56 saat boyunca, bağımlılık yapan bir oyunu oynadıktan sonra, intihar etmiştir.”

           Bu habere kulp takmak, “aman canım sende” demek, Semih’ e başlangıçta kolay yol olarak görünse de, bilinçaltına yerleşen bu intihar olayının tesirinde kalmış; istemese de zaman zaman aklına takmadan edemiyormuş. Başlangıçta kendisine telkin ederek, “bana ne, kim demiş intihar et diye” dese de, içinden gelen sesi susturarak, ne zamana kadar tahammül edebileceği aklına geldikçe, bilgisayar başında oturmanın zararlarını, yavaş yavaş aklından geçirmeye başlamış.

           “Bilgisayarı ödev yapmak için aldırdım” dese de, günlerce ve saatler boyu bilgisayar oyunlarıyla günlerini geçirmesinin yanlış olduğu fikrini de göz ardı etmemeğe başlamış. Bu intihar haberi de, Semih’ in düşüncelerinde yerini almış; onun yaptığı yanlışlara, Çin’ li D.Ç. gibi olma düşüncesi de eşlik edince, Semih bilgisayar başında oyunlarla geçirdiği saatlerinin hesabını yapar olmuş.

           Sonuçta, bu konuda, bir şeyler yapmak düşüncesi zihninde yer etmiş. Ancak ne yapması/ nasıl yapması gerektiğini düşünürken, her gün başında 8- 10 saatini geçirdiği dizüstü bilgisayarının kendisine yardım edebileceğini fark etmiş. Semih kendi kendine söyleniyormuş:

           -Sloganı, “BİLGİSAYAR BAĞIMLISI OLMAYIN!” olan bir kampanya düzenlesem;    

           -Bilgisayar ile çalışıp, araştırma yapacak genç kardeşlerimiz, eğitmenler denetiminde bilgisayar eğitimi alsa;

           -Bu eğitimlerde, bilgisayarların en iyi şekilde kullanılması; bilgisayarlardan en fazla yararın sağlanabileceği şekilde çalışma ortamının oluşturulması, hedeflense;

           -Bu yararlı çalışmaların neler olduğu konusu genç kardeşlerimize eğitmenler tarafından verilse;

           -Bilgisayar başında, sonu gelmeyen oyunlarla geçirilen boş zamanların genç kardeşlerimize, yaşamlarından neleri kaybettirdiğinin muhasebesi, somut(göze görünür şekilde) olarak verilse;

           -Yapılan bu kampanya ile, bilgisayar bağımlısı gençlerin, bu bağımlılıktan kurtulmaları büyük ölçüde sağlansa;

           Semih bu düşüncelerle internette kampanyasının tanıtımını yapmış. Çok geçmeden zengin bir işadamı kampanyayı görmüş. Semih’ in mail adresine teklifini yapmış:

           -"BİLGİSAYAR BAĞIMLISI OLMAYIN!" sloganlı kampanyana katkı sağlamak istiyorum. Maddi manevi tüm yardımları yapmayı taahhüt ediyorum. Bilgisayar konusunda deneyimli bir eğitmeni temin edeceğim. Çarşı içerisinde boş duran bir mağazamı da, bu kampanyanın yürütülmesi için senin emrine vereceğim. 10 Adet bilgisayarı da bu çalışmalarınız için hazır edeceğim.” Demiş.

           Semih hayretler içerisinde kalmış. Böyle bir teklif nasıl geri çevrilir? Hemen kabul etmiş. Ancak anlamadığı bir konu varmış; iş adamına sormuş:

           -Beyefendi! Anlamadığım bir konu var. Bu yardımları neden yapıyorsunuz? İş adamı, bu yanıt karşısında yaralarına tuz ekilmiş gibi hüzünlenmiş; yarası kanatılmış gibi, şu hayret verici yanıtı göndermiş:

           -Benim bir oğlum var. Yıllardır bilgisayar başından kalkmadı. Odasında ışıkları kapatarak yaptığı internet gezilerinde, film seyretmelerinde, bilgisayar ekranına baka baka gözünü kaybetti. 6 numara gözlükle geziyor. Devamlı sandalyede oturmaktan omurlarında kayma oldu; şu anda korselerle acısını dindirmeye; bilgisayar başında kaybettiği yaşam kalitesini düzeltmeye çalışıyoruz.

           -Evladım! Bilgisayar bağımlılığı, çağımızın en mel’ un bir hastalığıdır. Herkesten ve her şeyden uzaklaşıp, yalnız yaşayan gençlerin, bu hastalığın kurbanı olmaması için elimden gelen tüm imkanları kullanacağım. Servetimi hiç olmazsa, böyle bir hayırlı işte kullanmam, benim dünya ve ahiret huzurumu getirecektir sanırım.

           Semih, kentteki tüm internet bağımlıları gençleri toplamış. Eğitmen nezaretinde kaliteli bir eğitim alacaklarına inanan gençler, Milli Eğitim Bakanlığının açtığı kurslarda sertifika alabilecek seviyeye getirilmişler. Kampanyaya katılan gençlerin tamamına yakını, boş zamanlarında çeşitli firmalarda, birkaç saatlik(part- time) çalışma imkanına kavuşmuşlar. İş adamının imkan sağladığı bu gençlerin ne kadar olumlu çalışmalara giriştiklerini gören diğer iş adamları da, imkanlarını seferber ederek, yardımlarda bulunmuşlar.

           Elbette aklınıza gelecek olan soruyu ben sorayım. Semih ne yapmış?

           Semih bu kampanya ile öğretmenlerinin gözdesi olmuş. Yaptığı bu kampanyanın yankıları, tüm memleketimize yayılmış ve bu tür kampanyaların yapılmasına zemin hazırlamış.

           Semih’ in keyfine diyecek yokmuş. Bilgisayar başında boşa geçen günlerine acısa da, zamanında bilgisayar oyunları bağımlılığından kurtulduğu için(daha doğrusu kısa zamanda direkten döndüğü için) çok şükretmiş. Kaybettiği günlerinin geri gelmeyeceği zihninde yer etmiş olarak, yaşam kalitesini artırmanın ve sosyal yaşantısını normale döndürmüş olmanın mutluluğunu yaşamış. Ailesi, arkadaşları, akrabaları Semih diye birinin varlığından haberdar olmuşlar. Herkes sevinmiş. Hayırlı bir işe kalkıştığı için de, herkes tarafından bu kampanyayı düzenlemiş olması nedeniyle tebrik edilmiş.

           Saygıdeğer gençlerimiz, mübalağa sanatını bu konuda gündeme oturtunuz ve kendinize sorunuz:

           -Yıllardır/ aylardır oynadığım oyunların 10 katını, 100 katını, 1000 katını oynadığımı farz etsem, elime geçecek olan nedir?

           -Baş ağrısı ve oyunun bitirilememesinin verdiği stresten başka elimde maddi olarak ne var? Sorunuz kendinize.

           Yanıtını da yine ancak siz verebilirsiniz. Yanıtınız ne olacak dersiniz? Büyük ihtimalle:

           Koskoca bir HİÇ!

             Hiçliğe düşmeyiniz lütfen! Kendinize geliniz! Dünyada en büyük kayıp nedir?

             BOŞA GEÇEN ZAMAN ve KIYMETİ BİLİNMEYEN SAĞLIK’ tan başka.
   

           Sağlıklarınız ve mutluluğunuz daim olsun.

           Saygılarımla…

           02.02.2013- 02:18
     
Yunus Sezgi 
« Son Düzenleme: Temmuz 30, 2013, 02:49:38 ÖÖ Gönderen: is »