Gönderen Konu: YÜRÜYEN MERDİVEN İLAVESİ  (Okunma sayısı 23025 defa)

is

  • Ziyaretçi
YÜRÜYEN MERDİVEN İLAVESİ
« : Ekim 10, 2013, 01:44:11 ÖS »
METROYA YÜRÜYEN MERDİVEN İLÂVESİ

           Sayın Belediye Başkanlarımız,

           ÖNEMLİ NOT: Bir belediyelik deyip geçtiğimiz aşağıdaki örnek, gerçek hayattan alınmadır. Tüm belediye başkanlarına, kendilerine vekâlet veren hemşerileri tarafından tâkip edildiklerinin görüntüsünü vermesi açısından önem arz eder. Ders alınması dileğimizdir.

           Sizler makamında oturup, yapılacak hizmetleri “BELEDİYE KANUNU” ve “BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE KANUNU” gibi kanunlar ve yetkili organlarca alınan kararlar çerçevesinde yürürlüğe koymaya çalışmaktasınız. Bir takım çalışmaların başlaması esnasında, sizlerin/ yetkili fen heyetinizdeki görevlilerinizin sorumluluklarının, çok fazla olduğunu, sizlere ve fen heyetinize/ yetkili birim yöneticilerine hatırlatmama gerek bile yoktur.

           Yapılan işlerde kontrol mekanizmalarının, ilk günden devreye sokulması ile düzgün işleyen bir kontrol mekanizması kurulabilir. “Nasıl olsa bir kontrol eden bulunur” düşüncesiyle hareket edilmesinde ya da kontrolü yapan firma yetkililerinin “bir zaman sonra kontrol ederiz” yönlü düşünceleriyle, hiçbir kontrol yapılmadan işlerin tamamlanmaya çalışılmasında; yapılan işin usulsüz olacağını söylemeye gerek bile yoktur. Düzgün yapılan bir kontrol sistemi ile bu ifadeler arasında karlı dağlar gibi farklar vardır.

           Normal düşünce potansiyeli olan yöneticilerin yaptıkları işlerde, kontrol mekanizmalarının, nizamî (sistemli/ düzenli/ ölçülü) olarak devreye sokulması genel kaidedir. Ancak tatbikatta istisna olarak yapılmış da olsa, yapılan yanlışlar nedeniyle, hemşerilerimize hizmet için yola çıkmış siz başkanlara, bir vatandaşlık görevi olmak üzere hemşerilerinizce ikaz görevlerinin yapılması esastır. Bilindiği üzere yapılan yanlışlarda vebal vardır. Bu veballerin hesabının, dünyada/ âhirette mutlaka sorulacağının bilinmesinde fayda vardır düşüncesiyle ve de “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” Hadîs- i Şerîfi çerçevesinde, yanlışları tüm sorumlulara iletmek görevini yapmamız gerektiği kanaatindeyim.

           Herkesin görevini bihakkın(hakkı ile) yapması genel kaidedir. Yapılmayan hizmetlerin istisna seviyesinde olsa bile, hesabının hemşerilerce sorulması, ileride yapılacak faaliyetlerdeki hataların azaltması açısından önem arz eder. Bu aynı zamanda vekâlet veren hemşerilerinizin, işlerin rayında ve zamanında gitmediğini görmeleri durumunda ikazlarının “vatandaşlık görevi” olduğu gerçeğini değiştirmez. Vatandaşlık görevi için her bir ferdin seferber olması gerekir ki, vekâlet alan siz başkanların rehâvete düşmeleri engellenmiş olsun. Aksi takdirde sorumsuzluklar alır başını gider. 

           Bu kadar ikazdan sonra gelelim örneğimize. Bir belediyelikte sonradan yapılan yürüyen merdiven için metro kapısı, 2- 3 aylık bir süre hiçbir işlem yapılmadan, yüklenici firma tarafından, tamamen kapatılarak, yolcuların ilerideki merdivenlere yönlendirilmesi söz konusu olmuştur. Defalarca ikazlarımız fayda vermemiştir. Neden? Zira firmaya iş veren belediye yetkililerinin, hemşerilerini dinleyecek zamanı yoktu ki, hiçbir muhatap bulunamadı. 2- 3 ay sonunda merdivenin yarısı kapatılmış, yarısından inilmesi sağlanmıştır. Olması gereken ve kapatılmasından itibaren sözlü olarak itiraz edip, önerdiğimiz usul de bu iken, bizler gibi, ikaz eden yolcuların itirazlarının 2- 3 ay müddetle değerlendirilmemesi anlaşılamamıştır. İşin enteresan tarafı, sorumlulara itirazlarımızı iletecek kanallar/ yollar da bulunamamaktadır. İhtiyar insanlara zulüm edilmesini, bu kadar zaman, revâ gören, firma yetkililerini ikaz etmeyenlerin sorumluluklarının neticesinde, yüklendikleri veballerin hesabını nasıl verebileceklerdir? Bu satırları yazmamdaki neden, ileride yapılacak böyle eziyetlerin hemşerilere yapılmaması için dikkat edilmesi konusunda ikaz görevimizin yapılmasıdır. Zira kul hakkı ile Âhirete gidenlerin çekecekleri azabın yürekleri parçalayacağını bilmemek için, insanların kalp gözlerinin kör olması gerekir.

           Başkanlık mesleği “ateşten gömlek” olarak değerlendirilmektedir. Doğrudur. Ateşten gömleği alacak ve sırtına geçirecek başkanlarımızın, bu tür eziyetlere derhal el koyarak, “ne demek, hiçbir işlem yapmadan yol kesmek olacak iş midir? Buna müsaade edemem. Bizler hizmete tâlip olurken kul hakkı yemek için gelmediğimizin bilinci içerisindeyiz” diyebilecek başkanları/ görevli fen heyetinden(bu işe müdahale görevi ve sorumlulukları olan) yetkili kişileri, iş başında görmek istediğimiz halde, 2- 3 ay metroyu kullanan hemşerilere, bu eziyet revâ görülmüştür. Firma yetkililerinde bu şuurla hareket edecek kimselerin olmaması, belediye başkanları/ yetkili kişilerin sorumluluklarını, kendi üzerlerinden atmalarına vesile yapılamaz. Zira başkanlar seçildikleri günden itibaren, kadrolarını çalışkan kimselerden seçmeleri esastır. Her konuda da olmalıdır. Bunu bilmeyenlerin yanlışlarda yol aldıkları bir gerçektir. Hatır için/ parti için/ tamamen duygusal nedenlerle seçilmiş kadrolarla çalışan başkanların, yapacakları “yanlış hesaplar Bağdat’ tan döner”. Hesaplarını her durumda ödemek zorunda kalırlar. Bizlerin bunları hatırlatması vatandaşlık görevimizdir.

           Güzelliklerin gün yüzüne çıkarılarak, insanlarımıza hizmetin “Hakka Hizmet” olduğu bilinci içerisinde iş başına getirilmiş olan başkanların görevlerinin ihmalinde nasıl bir vebal altına girdiklerinin gözler önüne serilmesi için verilmiş olan bu örnekten hareketle, güzel örneklerin genel kâide olduğu günlere ulaşmamız temennilerimle…

           Saygılarımla…10.09. 2013 14:41
« Son Düzenleme: Temmuz 19, 2017, 12:38:53 ÖÖ Gönderen: is »