Gönderen Konu: BUĞDAY ÇİMİ VE BUĞDAY ŞIRASI (Okunma Sayısı 1730 defa)  (Okunma sayısı 24500 defa)

is

  • Ziyaretçi
KANSERİN ÖLÜMÜ
 
           Buğday çimi ekin!
           Buğday şırası için!

           Kanseri engelleyen besinlerin başında, atalarımızın Orta Asya'da içtikleri buğday şırası geliyor. Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesidir. Pakistan'daki Hunzakut Prensliği'nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar. Türkiye'de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.
 
           Ödemiş ile Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ'ın eteklerinde, cennet gölcük kıyısında kanseri yenen; bu zaferi kazandıktan sonra, mücadelesi herkese örnek olsun diye bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz sürüyor:

           -Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.
           -Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir.
           -Buğday müthiş bir kanser ilacıdır.
           -Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır.
           -Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir.
           -Taze olarak kullanılan buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır.
           -Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir.
           -Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi, doğanın en güçlü antikanserojen maddesi olan, "laetril" içermektedir.
           -Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. Japon bilim adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu kanserojen maddeleri etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.

           -Buğday çimini evde üretebilir miyiz?

           -Evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir, evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleridir.

           -Buğday şırasını herkes üretebilir mi?

           -Evet herkes üretebilir. İsterseniz tarif edeyim:
           -Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam kavanoza konur. Üzerine 3 bardak su, klorlu olmamak şartıyla, ilave edilir. Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir. Bu ilk su kullanılmaz, dökülür. Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir. 24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır. Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır. Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir. O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar.

           -Az önce sözünü ettiğimiz "laetril" buğday çiminden başka nelerde bulunur? Çünkü anlaşılıyor ki, "laetril" kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biridir.

           -Türkiye' de en kolay laetril'e ulaşabileceğimiz yer acı badem ve kayısı çekirdeğidir. Elmanın çekirdeğini de yeyiniz! Laetril elma çekirdeğinde de vardır. Elmanın çekirdeği yenilirse çok daha iyi olur. Amerika' daki ilaç sanayiinin maşaları, bu 'laetril' adlı ilacı ABD' de yasaklatmayı başarmışlardır. Ancak Meksika' da satılan "laetril" bu ülkeden alınıp, kaçak olarak ABD' ye sokulmaktadır. Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır. "Kanserin Ölümü" adlı kitabında Manner, laetril ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemiştir.

           -Acı badem ve kayısı çekirdeği de laetril içeriyor öyle mi?

           -Evet öyle. Türkiye'de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği yerlerde resmi bir istatistik yok; ama kanser vakalarının az olduğuna inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var. Bu ülke, Pakistan'a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut. Bu ülkede şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmamıştır. Hanzakut' un özelliği, temel besinleri arasında bolca tüketilen, kayısı ve kayısı çekirdeğinin olmasıdır.

           -Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz. Alternatif tedavilerin bir sıralamasını yapsak en ön sıraya hangisini koyarsınız?

           -Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm. Daha sonra biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir.
Bağışıklık sistemi konusunda Alman doktor Issel' in "tüm beden tedavisi", bugün bu ülkedeki 60/ 70 dolayındaki klinikte başarı ile uygulanmaktadır.
Tüm beden tedavisi, başarılı bir yöntemdir.
 
           -Tüm beden tedavisi nedir?

           -Joseph Issel de bizim gibi kanseri lokal bir hastalık olarak değil; tüm vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalık olarak ele alıyor. Ona göre, vücutta sürekli olarak kanser hücreleri üremekte, fakat sağlıklı bir bağışıklık sistemi bu hücreleri hemen tahrip etmektedir. Issel'in bir diğer tedavi yöntemi de, ayda bir olmak üzere, özel olarak muamele görmüş bir kolibasil aşısı olan Pyrifer ile ateş şoku tedavisi idi. Bu yöntemle hastadan bir miktar kanı alınıyor, bu kan, ozon- oksijen birleşimi ile karıştırılarak yeniden hastanın damarından enjekte ediliyor. Binlerce kanser hastası bu yöntemle iyileşmiştir. Eski Sovyetler' de, şimdiki Rusya' da bu yöntem halen kullanılmaktadır.
 
Dr. Serap KIRMIZI
Uludag University
Faculty of Science and Arts
Department of Biology
16059 Görükle/Bursa TÜRKİYE