Gönderen Konu: ZAMLAR  (Okunma sayısı 22 defa)

is

  • Administrator
  • Newbie
  • *****
  • İleti: 16
ZAMLAR
« : Şubat 09, 2020, 05:00:20 ÖS »
ZAMLAR

           Zam bir ürünün maliyetlerinin üzerine konulan gelir payıdır. Yapılan bütün hizmetler belli bir değerle satılırlar. Bu ürün bazında olsun; hizmetler bazında olsun; kâr elde etmeden satış düşünülemez. Kâr düşünülmeden yapılan, ancak zekât, sadaka, adak gibi dini vecibeler/ borçlardır.

           Devletin yönetiminde, yapılan hizmetlerin belli miktarda kâr etmeleri normal karşılanır. Zira devlet, hizmetleri ihtiyaç sahiplerine götürürken, yapılan masraflarını karşılamak üzere, mal/ hizmetleri üzerine bir miktar bedel koyması gerekmektedir. Normal olan bir miktar konulabilir. Elde edilen kâr ile de diğer hizmetlerin finansmanı sağlanır.

           Devletin(bu belediyeler olur, hükûmetlerin yaptıkları işler olur) bütün görevlerini belli miktar bedelle yaptırmaları gereken konularda, maliyetlerinin çok üzerinde ve tüketicilerin deyim yerinde ise “canına okuyacak zamlar” ile insanların isyanlarına sebep olabilecek zamlar yapmamaları/ yaptırmamaları gerekmektedir. Zamların insaf ölçüleri içerisinde kalmaları arzu edilir. Aşırı kâr elde edilmesine sebep olabilecek zamlar, herkesin, her kesimin itirazlarına sebep olur. İnsanları, zamlarla canından bezdirmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Hiçbir ülkede de aşırı zamlar normal karşılanmazlar. Mutlaka mitingler/ protesto gösterileri ile tel’ in edilirler. Zamların geri alınması istenir.

           Zamlarda esas olan, ürünün veya hizmetin zarar etmemesidir. Ancak tüketiciden alınan yüksek bedellerle, işletmecilerin aşırı kazançlar elde etmeleri gözlenmektedir. Bir il/ ilçe düşününüz. Bu il/ ilçelerde belediyelerin sahip oldukları arazilerde bulunan çay bahçeleri, kiralanmak suretiyle, ihalede kazanan kişilere, çalışma hakları devredilir. İşletmecilerin sattıkları ürünlerde insaf ölçüsünün aşılmaması için Belediye Başkanlarının belli sınırlar koyması, vatandaşlarca istenir. Arzu bu yöndedir. Ancak genellikle görülen odur ki, çay bahçelerinde emeklilerin bir iki çay içip vakit geçirmeleri huzur içinde akşam olunca evlerine huzurla dönmeleri mümkün olmamaktadır. Zira aşırı kazanç hırsları yüzünden, çoğu yerde bu işletmeler müşteri yokluğundan dolayı çalıştırılamamaktadır. Bu nedenle kiralanan çay bahçeleri v.s. de yiyecek içecek fiyatlarının belediyelerce kontrol altında tutulması en önemli faktörlerden biridir. Denetimsiz kiralamaların zararı vatandaşa çıkarılmaktadır. Zira verilemeyen hizmetler sebebiyle, tesislerden vatandaşlar faydalanamamaktadırlar.

           Parklardaki çay bahçelerinde el yakan içecek, yiyecek bedelleri bahçelerin işleyişinde aksaklıklara neden olmaktadır. Çoğunlukla zarar ettiği için kapatılarak hizmetten, o bölge halkı yoksun bırakılmaktadır. Çalıştıramayan işletmeciden tesisin alınarak bir başka işletmeciye "çalıştırmak kaydıyla" verilmemesi de ayrı bir kangren durumdur. Oturduğum muhitte, güzel bir park hayal ediniz lütfen! Havuz kenarından köprü ile geçilmektedir. Havuzun ortasında, suyun içinde çay içeceksiniz. Ancak içemiyorsunuz, çünkü birkaç yıldır kapalıdır. Çalıştırılamamaktadır. Halbuki, güzel demli bir çayın oradaki keyfini düşünebiliyor musunuz? İnsanın yorgunluğu giderilmiş olarak evine dönmesi söz konusu iken, dönemiyorsunuz. Zira tesis kapalıdır. Hizmet vermekten uzak kalmasıyla birlikte, işçilerin ekmek tekneleri de kapatılmış, yok edilmiştir.

           Hizmet sektöründen bir bakla yok edilmiş koparılmış oluyor ki, bu duruma el koyacak bir yetkili belediye de bulunmadığından, maalesef kapalı tutulmaktadır. Ne beklenirdi bu parktan? Çevrede oturan insanlar gelecek, yorgunluklarını çıkarmak üzere bir iki yiyecek içecekle zamanlarını dinlenerek geçirecekler diye düşünürsünüz. Doğru mu? Maalesef, altı üstü bir çay. Piyasada bulunan çay fiyatlarının 4 katı olunca kimse gitmediği için ve de belediyenin başka kimselere lâyık görmediği için, kapalı tuttukları bu göl ortasında köprüyle geçilen o güzelim tesis, yıllardır boş bekletilmekte, hizmet verilmemektedir.

           Olmadı sayın yetkili. Bırakın tanıdık eş dost ayağını, hak eden bir işletmeciye devredin ve deyin ki:

           -Bu tesis benim vatandaşlarımın dinlenmeleri, keselerine uygun yiyip içmeleri ve huzur içerisinde günlerini geçirmeleri içindir. Fiyatlar mâkul olacak. Hizmet ehli güvenilir olacak. Temizlik şartlarının sağlanmasından vaz geçilmeyecek. Gelen müşterilerinizin memnuniyeti son derece önemlidir. İşletmenizden memnun ayrılmayan müşterinin tâkipçisi olacağım. Lütfen temiz, kaliteli, güler yüzlü çalışanlarınızla hizmet vermeyi ana kural edinip; öyle çalışınız.

           Tamam mı? Tamam. İmzalayınız sözleşmeyi, bir yıl deneme süresi veriyorum. Bir yıl sonunda vatandaşlarım memnun iseler, önümüzdeki yıllarda da birlikte çalışabiliriz. Vatandaşa hizmetin püf noktaları kimsenin bilmediği şeyler değil. Herkesin, her kesimin istediği de budur.

           Zam konusunda aşırıya gidenlerin hizaya getirilememesi, anormal kâr marjlarına ses çıkarılmaması, hem dünyada, hem de gerçek dünyada mesuliyeti gerektirir. Bu nedenle, zamların kabul edilebilir olması esastır. Bir kısım tanıdıklarımızın zengin olması için vatandaşlarımızın derisinin yüzülmesi asla düşünülmemelidir. Yetkili makamlarda isek buna asla müsaade etmemeliyiz.

           Bilindiği üzere hastanelerimizde bulunan çay ocakları/ kafeteryalar ihale ile kiralanmakta olup; mâkul fiyatlarla satış yapan tek hastane kafeteryası görmedim desem yeridir. Acılı olarak gelen hastaların/ hasta yakınlarının, tâbiri câiz ise, "kazıklanmaları" hangi insanlığa hangi insafa sığdırılabilir? Sığdırılamaz. Acılı insanların kazıklanmalarıyla elde edilen paraların temizliğini sorgulayacak bir kimse acaba bulunmakta mıdır? Bulunamaz. Zira herkes, "benim hakkım" ifadesiyle kendi vicdanlarını susturabilmektedirler. Gerisi "lâf olsun; beri gelsin" kabilinden sözlerdir ki, kabul görülecek sözler değildir. 

           Üniversite kantinlerinde bir bardak çayın 2,50 TL./ 3,- TL. olması kabul edilebilir değildir. Sayın rektörlerimizin bunu halletmeleri gerekmez mi? Bu fiyatı veren öğrenci vardır. Veremeyen öğrenci vardır. Öğrencilerin içecekleri bir bardak çaya bu kadar yüksek ücret ödetilmesi insafla, merhametle izah edilebilecek bir husus değildir. Rektörlük çay bedelini sınırda tutmak üzere ihaleleri yapabilir. Öğrencilerini kazıklatmamanın yolu bu olsa gerektir. Bir bardak çayın mâliyetini her kahveci kesinlikle yapabilir. Maliyet hesabı yapmadan kiralayan kantincilerin insafına öğrencilerin bırakılması, akılla, mantıkla açıklanabilecek bir husus değildir. Bu işi yapanların da kimlerin sırtına basarak zengin olduklarının farkına varmaları gerekir. Zengin olmanın yolu fâhiş fiyatlar değildir. Zira hesapları verilmeyecek hiçbir aşırı kâr yoktur. Olamaz da. Fâhiş kârlar, her devlette  kanunlar çerçevesinde, sınırlandırılmıştır. Fırsatçılara meydan boş bırakılmamıştır.

           Kabul edilebilir fiyat belirlemeleriyle kurulacak tesislerimizin çalışıp, memleket ekonomisine katkılarının olması dileklerimle.

           Saygılarımla. 09.02.2020 16:39

           ETİKETLER: Zam nedir; Zamların yüksek olması kimlere zarar verir; Aşırı kâr eden tesisler; Fâhiş fiyatlar eziyet midir; Kazancın temizliği nasıl sağlanır; Ürün maliyetleri nasıl yapılır; İhalelerde fiyatların belirlenmesi yapılmalı mıdır; Kul hakkı ile gitmek; Kul hakkı geçirmek;
« Son Düzenleme: Şubat 13, 2020, 04:21:03 ÖS Gönderen: is »