Gönderen Konu: TELEVİZYONLARIMIZDA AÇIK OTURUMLAR  (Okunma sayısı 184 defa)

is

  • Administrator
  • Newbie
  • *****
  • İleti: 18
TELEVİZYONLARIMIZDA AÇIK OTURUMLAR
« : Şubat 13, 2020, 01:37:51 ÖS »
N.O.(NERIUM OLEANDER/ ZAKKUM) EKSTRESİ AÇIK OTURUMU/ DR. ZİYA ÖZEL İLE AÇIK OTURUM

           Bilindiği üzere, yıllarını araştırmalara vermiş, çalıştığı hastane bölgesinde bulunan zakkum ağacından damıtarak elde ettiği ekstreyi, bir kısım “ne yerse yesin” denilen hastalarda deneyerek bir sonuca varmış olan bir doktoru, televizyonlara çıkarmışlar; “elde ettiğim NO(NERIUM OLEANDER/ ZAKKUM) EKSTRESİ ile kanseri tedavi ediyorum” demişti. Bu doktor, Isparta Eğirdir Hastanesinde görevli iken, zakkum üzerinde yıllarca araştırmalar yapmış ve zakkum yapraklarını damıtarak bir ekstre elde etmiş olan Dr. Ziya Özel idi. Kanser ilâcı üreten çoban/ bilmem hangi meslekten bir kimse değildi. Böyle de olsa, bir kimse ben şunu buldum. Şu icadı yaptım demişse, ilgililerin bu sözlere kulak kabartması, nedir, ne değildir diye sorgulaması/ tarafsız kuruluşlar tarafından araştırılması, gerekmez mi? “İspat et” denilmesi gerekmez mi? Dr. Ziya Özel’ i televizyonda açık oturuma çıkardılar. Sağlık Bakanı Bülent Akarcalı orada, bir itirazcı profesör orada, Dr. Ziya Özel’ in avukatı rahmetlik Burhan Apaydın oradaydı.

           Açık oturumda, ZAKKUM EKSTRESİ’ nin kanser tedavi edici özelliğinin olup olmadığı üzerine tartışılmaktadır. Dr. Ziya Özel anlatıyor:

          Bu “N.O.(NERIUM OLEANDER/ ZAKKUM) EKSTRESİ' nin 2000 dozu dahi zehirli değildir. İşte size Amerika’ nın bir araştırma enstitüsünden rapor" deyip; oturumdaki herkese raporu gösteriyor. Bilindiği üzere bir ihtiyar bu sırada zakkum yaprağı yediği için zehirlenip ölmüştür. Vay efendim! Zakkum  zehirli! Doğru! Zakkum yaprağını doğrudan yersen zehirlidir. Bu ihtiyar kesin olarak bunu ispat etmiş oluyor. Ancak Dr. Ziya Özel’ in elde ettiği NO EKSTRESİ, laboratuvarda damıtılarak elde edilmiş ve 2000 dozunun dahi zehirli olmadığı raporla ortaya konulmuştur. Açık oturumdaki(sonradan kanserden vefat ettiğini duyduğumuz) rahmetlik profesör, hiçbir dayanağı olmadan, faydasının olamayacağını, denemelerinin yıllarca yapılması gerektiğini tekrarlayıp duruyordu.  Bu esnada açık oturuma katılan Sağlık Bakanı Bülent Akarcalı, “denemelerini yaptıralım. Neticeye ulaşalım.” Diyemedi.

           Dr. Ziya Özel elde ettiği ekstrenin yıllarca denemesini yapmış; hastalara verilen deneme dozunun hastaların % 60’ ında tedaviye cevap verdiği, % 40’ ında ise, cevap vermediği için, tedavi edilemeyeceği belirtilerek geri çevrildiğini, bildirdiği halde, katılımcıların biri tarafından, yapılanın yanlışlığından dem vurulmaktadır.

           Dikkat çekici bir örnek o açık oturumda yaşandı. Kanser hastalarının fazlalığı nedeniyle, dinleyici olarak gelen kanser hastası yakınlarının stüdyoya sığmaması sonucu, dışarıda beklemekte olan topluluktan bir kısmına düşünceleri soruldu. Mikrofon tutulan bir genç kız yüksek sesle bağırarak:

           -Ben tıp fakültesinde okuyorum. Annem kanser hastasıdır. Doktorlar, “yapılacak bir şey yok, “ne yerse yesin” dediler. “Ben annemin NO ekstresini kullanmasını istiyorum. Size ne” diye feryat etmesine şahit olduk. Elbette kanser hastası yakınlarının, bu tedavi yönteminden faydalanmak istemeleri en tabii haklarıdır. NO ekstresinin tedavi yöntemi olarak kullanıldığı televizyondan o esnada, açıkça kamuoyuna bildirildiğinden, hasta yakınlarının bu yöntemin dışlandığını görmeleri, feveranlarına/ öfkelenmelerine sebep olmuştur. İnsanların tedavi haklarının ellerinden alınmasına, hiç kimsenin hakkı yoktur. Bırakınız NO ekstresini kullansınlar. bu durumu açık oturumu yöneten görevlinin de belirtmesi gerekmez miydi? Gerekirdi. Ancak olmadı. Konuk olarak çağırdığı Dr. Ziya Özel' in yanında yer alamadı. İnanmıyorsa; çağırmayacaktı. İnanıyor ve çağırıyorsa, benim bu yazımda belirttiğim nedenlerle, yönetici olan kimse de Dr. Ziya Özel' in arkasında duracaktı. Olmadı.

           Açık oturumda Sağlık Bakanı Bülent Akarcalı’ dan beklediğimiz ne idi:

           “Tamam! Denemelerle elde edilen NO ekstresi’ nin, tesirli olup olmadığı/ tedavi edici özelliğinin bulunup bulunmadığı, bakanlığımızda kuracağımız bir teknik ekip vasıtası ile yapılacak deneylerle ispatına/ hastalarda kullanıp kullanılamayacağının belirlenmesine çalışacağız” diyebilmeliydi. “Derhal çalışmalara başlayınız” talimatını ilgililere verebilmeliydi. Bekledik. Olmadı. Böyle bir talimatı veremedi. Dr. Ziya Özel’ in onkolog profesörün saldırılarıyla karşı karşıya kalmasına seyirci kaldı.

           Kanser ilâçlarının araştırılmasının, memleketimize, hatta insanlığa sağlayacağı yararlar göz önüne alındığında, ne kadar önemli bir buluş olabileceğini söylemeye gerek bile yoktur. Zira memleketimizde kanser hastalığı alabildiğine yüksek seviyelerdedir. Bu nedenle, bir doktor tarafından yıllarca yapılan araştırmalarla elde edilmiş bir ekstrenin, tâbiri câizse, “tu kaka” edilmesi; sonraki günlerde, çıkan söylentilere göre diplomasının alınmaya kalkılması, ilim adına affedilebilecek bir hata değildir. Yetkili Sağlık Bakanı tarafından araştırmaya lüzum görülmemesi de ülkemiz adına yürekler acısı bir olaydır.

           Asrın buluşu olabilecek bir ilâcın varlığından/ bulunduğundan bahsedildiğine göre, tüm yetkili ve etkili kimselerin bu iş üzerine hassasiyetle ve önemle gitmeleri gerekmez miydi? Gerekirdi. Zira memleketimiz ekonomisine katacakları yanında, asıl faydası kanser hastalarına olan katkısı üzerinde durulması, her menfaatin/ her tür gelirlerin çok üzerindedir.

           Bu konuda olduğu gibi, diğer bütün meselelerde de, konu yüzeysel ve ilmî araştırmalardan uzak, şahsî düşünceler çerçevesinde yapılan itirazlarla, gündem saptırılmak suretiyle programlar bitirilmekte, faydası olacak araştırmalar, savsaklanma neticesi, gündemden düşürülmektedir. O programda bir hastanın şu ifadesi vardı:

           -Ben 13 yaşındayım. 13 sene önce Dr. Ziya Özel’ e geldiğimde, doktorlar, “ne yerse yesin” demişlerdi. Kanserin son evresindeydim. Dediğini şimdiki gibi hatırlıyorum. Bu durumda Sayın Bakan ne demeliydi?

           “Bu hastanın diğer doktorlardan aldığı raporları görelim. Tedavi yöntemiyle gelişmeleri takip ederek nasıl sıhhate kavuştuğunu araştıralım” talimatını vermesi gerekmez miydi? Gerekirdi. Ancak her konuda olduğu gibi, memleketimizde, kaide bozulmadı, ilmî araştırmalara başvurulup, gelişmeler izlenmedi. Böyle de oldu. İnkâr ile Dr. Ziya Özel’ in işi bitirilmeye çalışıldı. Bu durum, araştırmalara gönül veren/ müspet ilimlere gönül vermiş hiçbir ilim adamının düşeceği bir vurdumduymazlık değildir. Olmaması da gerekir.

           Genelde olduğu gibi; küstürülen ilim adamlarının her zaman düşürüldüğü sıkıntılara, Dr. Ziya Özel de düşürüldü. Küstürüldü. Amerika’ ya gittiği söylendi.

           Onkologlar televizyonlarda belirtirler:

           -Dünya ilâç kartelleri, bu tür çözümlere engel olmak için, her tür çabayı sarf ederler.

           Elbette kanser ilâcının bulunmasının, ilâç firmalarına getireceği zararların, yüzlerce milyar dolarları bulacağı ifade edilmektedir. İlâç üreten firmaların, kanser ilâçlarının bulunmasına engel olmak istemeleri, şahsî menfaatler çerçevesinde, kendilerince haklı görülebilir. Bu tür yanlış gelişmelere meydan verilmemesi için devlet yetkililerinin araya girmesi; denemeleri kontrollerine alarak, yanlış yönlere gitmesini engellemeleri gerekmektedir. Bu yapılmıyor/ yapılamıyorsa; o ülkede, yönetimde bir aksaklık var demektir. Kesinlikle bu tür çarelerin “tu kaka” edilmemesi için, devlet yetkililerinin bu tür programları, dikkatle izlemeleri gerekmektedir. Bu, aynı zamanda ilmî gelişmelerin yolunu açacak bir yöntemdir.

           Sağlıklarınızın devamlı olması dileklerimle…

           Saygılarımla. 05.02.2004 22:29

           ETİKETLER: Kansere çare; Kanserlilerin tedavi yolları; Kanserlilerin tedavi yöntemleri; NO ekstresi; Dr. Ziya Özel; Kanser tedavi edilebilir bir hastalıktır; Kanserden korkma, geç kalmaktan kork; Kanser ilâçları; Kanser ilâçları üreten firmalar;
« Son Düzenleme: Şubat 13, 2020, 01:52:04 ÖS Gönderen: is »