Gönderen Konu: ADALET  (Okunma sayısı 21 defa)

is

  • Administrator
  • Newbie
  • *****
  • İleti: 16
ADALET
« : Şubat 13, 2020, 03:23:01 ÖS »
ADALET NEDİR? ADALETLİ KİMDİR?

           “En kuvvetli kimdir?” diye sorulduğunda; cevap “Gücünü adaletten alan insan” olmalıdır. Zira "adaletsiz güç", güç değil, zulüm aracıdır. Adaletsiz güç, ancak “kaba kuvvet” olarak değerlendirilebilir.

           Bir memlekette gücünü adaletten alan siyasiler, bürokratlar, sivil toplum örgütleri, demokratik kuruluşlar çoğunlukta ise, o memlekette “adalet hüküm sürmektedir” ya da “bu memlekette huzur vardır” denilebilir. Bu ifadeler, "Adalet mülkün temelidir" sözünün müşahhas/ şekillenmiş/ görünen yüzüdür.

           Gücünü kaba kuvvetten alan, adaletsiz kimselerin hâkim olduğu bir memlekette, adaletten ve huzurdan bahsedilemez. Memleketimize bakıldığında durum hiçte iç açıcı değildir. Adaletsizlik kol gezmekte, adaleti tesis edecek merciler, ne hikmettir bilinmez, seyirci kalmaktadırlar. Kapkaç yapanların, üç kuruşluk mal ya da para için, zarar verdikleri kimselerin hakkını koruyacak bir merci nerede ise bulunmamaktadır. Mağdurlar şaşkındır. Dolandırıcılar telefonlarıyla dolandıracakları kimselere ulaşmakta hiç zorluk çekmemektedirler. Bu telefonların otomatik olarak

(bilgisayar programcılarının ifadelerine göre, tâkip edilecek kelimelerin, ki bunlar emniyet teşkilâtının mesajlarla bizleri uyarmalarında kullandıkları kelimeleri, "savcıyım", "hâkimim", "emniyettenim" gibi kelimelerin programa dâhil edilmesi durumunda)

tâkipleri kolaylıkla yapılacakken; günlerce ve aylarca bu telefonlarla dolandırıcılık yapmaları anlaşılacak bir konu değildir.

           Diğer bir husus, insanları canından bezdiren, telefonla verilen reklâmlar konusudur. Adalet nerede dedirtecek kadar insanları, canlarından bezdirmektedir. Bu konuda da, yine aynı yöntemle, bilgisayar programlamaları ile, herkese aynı formatta gönderilen "bant kaydı reklamlar" ın takiplerinin yapılması ile, bu bant kaydı reklâmları gönderen firmalara ağır para cezaları kesilmesiyle bir anda bitirilebilecek bir konu iken, devamlı aranarak insanları meşgul etmeye devam etmeleri, hangi adalete sığmaktadır?

           Bazı kötü niyetli kimseler, belediyelerin mücâvir alanlarında yerlere saçılan el ilânları ile beyaz kadın ticareti yapmaktadırlar. Bunların tâkipleri, el ilânlarında verilen telefon numaralarından yapılabileceği gerçeği ortada dururken, bu ilânların hâlâ caddelerde görülmesinin sebebi ne olabilir? Tâkip edilmemelerini neye bağlayabiliriz?

           Bir başka örnek verelim. 105 sabıka dosyası olan(televizyonda spikerin ifadesidir. Kayıtlarda vardır) dolandırıcı, hırsız, gaspçı, tecavüzcü, üç kâğıtçı,  adlî kontrol şartıyla serbest bırakılmış; 7 ayrı dosyalık suç ile birlikte tekrar savcıların karşısına getirilmiş. Kolluk kuvvetlerinin böyle hapisten çıkarılmaması gereken bir kimse ile uğraşması kabul edilebilir mi? Devletin hükmünü verip cezalandırması gerekirken, serbest kalan suçlunun yeni suçlar işlemesi durumunda, serbest bırakanların vicdanları sızlamayacak mıdır? Hesap gününde, “nasıl veririm bu hatamın cevabını” denilmeyecek midir?

           Bir diğer örneği de insanlarımız televizyonlardan izledi. Sürüklenmiş, tren altına düşürülüp ayakları kesilmiş, kolu kırılmış, vücudundan öldürücü darbeler almış bir kadının, sanki sahipleri yok, gibidir. Hastanede yatmaktadır. Kadının hayatını karartan şahıs, adlî kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Darp, zulüm cuma günü olmuş; “pazartesi günü hastanede karşıma geldi. Güzel gözlü bayan nasılsın dedi ve gitti” diye anlatan mağdurun yanında devletin kolluk güçlerinin olması gerekmez miydi? Bu kadar câni yapıda bir kimse serbest bırakılır mıydı? Bu mağdurların dertlerini anlatacakları, ”olur mu böyle bir zulüm” diyebilecek bir merciin bulunmaması bu millete reva görülebilir mi? Kimlerdir bu adaletsizliğin sorumluları? Bu durum nereye kadar gidecektir? Adalet nerede denilse, yeri değil midir?Cevap verelim:

           Bu durum zulme, zulümle cevap verilmesine kadar gidecektir. Sonrası! Sonrasında, karmaşa sonucu el konulan adalet mekanizmasındaki gediklerin yamanması ve düzgün yaşama kurallarının herkesçe ve her kesimce kabul edilmesi ile son bulacaktır. Diye düşünüyorum. Başka bir yorum veremiyorum. Verenler beri gelsin.

           Saygılarımla. 17.07.2002 :19,06

           ETİKETLER: Adalet nedir; Adaletli kimdir; Adaletsiz olmak insanlığa yakışmaz; Adaletsiz olmak marifet midir; Adaleti sağlamak kimlerin görevidir; Adalet temsilcileri savcılar, hâkimler, avukatlar, mülkî âmirler; Adaleti sağlayan kanunların çıkarılışında aksaklıklar nelerdir;
« Son Düzenleme: Şubat 13, 2020, 03:54:33 ÖS Gönderen: is »