Gönderen Konu: YEREL SÖZLER(2) (M- Z)  (Okunma sayısı 92502 defa)

is

  • Ziyaretçi
YEREL SÖZLER(2) (M- Z)
« : Eylül 14, 2008, 03:39:32 ÖÖ »
YEREL SÖZLERDEN/ AĞIZLARDAN ÖRNEKLER (2) (M- Z)

M

www.koseyazilarinayorumlar.com

Maa: Bölüm (K.Maraş)

Maada: Başka, diğer (K.Maraş)

Maarim: Meğerse (Kayseri)

Mabal: Vebal, günah (Tokat)

Mabeyin: Oda (Giresun)

Mabeyn: Salon (Gümüşhane)

Macir: Göçmen, Gürcü, Acara’lı (Giresun)

Macirce: Macirlerin konuştukları dil; Gürcücenin Acara şivesi (Giresun)

Maçça: Dert, yara (Ankara)
   Hastalık (Kırşehir)

Madal: İştah, yeme isteği (Sinop)
   İştah (Giresun) (Ordu)

Madaf: Aranılan, beğenilen (Bartın)

Madallı: İştahlı (Giresun)

Madrabaz: Düzenbaz, işi gücü hile hurda olan, katakulleci (Çankırı);
   Düzenbaz (K.Maraş)

Mafir: Defa, kez, kere (Giresun)

Mağatcama: Meğerse, Onun İçin (Giresun)

Mağfir: Müddet, süre (Çankırı- İşine bi mağfir ara verdi.)

Mazı: Direk üzerindeki kiler (Giresun)

www.koseyazilarinayorumlar.com

N

www.koseyazilarinayorumlar.com

Naadar: Ne kadar? (Kayseri)

Naader: Ne kadar? (Gaziantep)

Nacak: Et parçalamaya yarayan küçük balta, (Çankırı) (Ankara) (Burdur) (Giresun) (K.Maraş)     

Necesen?: Ne yapıyorsunuz? (Azerbaycan- Samimi kimseler arasında söylenir)

Necesiniz? Ne yapıyorsunuz? (Azerbaycan- Resmi kimseler arasında söylenir)

Nefer: Kişi, insan, şahıs (Azerbaycan)

Nah: Al, alsana (Giresun)

Naha:Yarı aşağılama (Denizli)

Nahır: Sürü (Gümüşhane);
   Sığır sürüsü (Kars)

Nalın: Tahta ayakkabı, takunya, nalin (Çankırı) (Ankara)

Nalin: Tahta ayakkabı, takunya, nalın (Çankırı) 

Namazlağ: Namazlık, seccade (Çankırı) (Ankara) (Kayseri) (Giresun)

Namazlık: Beyaz Başörtüsü (Giresun)

Namazlo: Namazlık (Samsun)

Namırsı: Gedik (K.Maraş) 

Namırsiye: Cibinlik (K.Maraş) 

Namısa: Cibinlik (Burdur)

www.koseyazilarinayorumlar.com

O

www.koseyazilarinayorumlar.com

Obuz: Büyük su arkı, büyük kanal, vadi (Giresun)

Ocakbaşı: Raf,çıkıntı (Giresun)

Oçkur: Uçkur (Kars)

Oflaz: Gösterişli (Ankara)
   Uygun, normal (K.Maraş)

Oğunmak: Bayılma derecesinde ağlamak, katılmak (Çankırı) (Adıyaman)

Oğurlamaq: Çalmak, hırsızlık yapmak (Azerbaycan)

Ohçur: Uçkur  (Ahıska)

Oxlu: Oklu (Azerbaycan)

Oxşayır: Okşuyor (Azerbaycan)

Oxucu: Okuyucu, şarkıcı, muganni (Azerbaycan)

Okarı: Yukarı, Okaru (Giresun)

Okaru: Yukarı, Okarı (Giresun)

Okka: Ağırlık ölçü birimi (Giresun)

Okkalı: Ağır çeken madde, oturaklı ağırbaşlı kimse, güzel yapılmış yemek/ çay/ kahve (Çankırı)
   Ağır (Ankara)

Oklağaç: Hamur açılan yuvarlak uzun değnek, oklava (Çankırı) (Sinop)

Oklan: Sırığın kalını, uzun yuvarlak ağaç parçası    (Ankara)

Oklava: Hamur açılan yuvarlak uzun değnek, oklağaç (Çankırı)

www.koseyazilarinayorumlar.com

Ö

www.koseyazilarinayorumlar.com

Öbek: Küme, yığılan her şey (Çankırı- Otu öbek öbek yığdı) (Çanakkale)

Öcül öcül bakmak: Saf ve dikkatli bakış ( çocuklar için ) (Ankara)

Ödek: Korkak (Denizli)
   Ötlek (Kayseri)

Ödlek: Korkak (Çankırı) (Giresun) (K.Maraş)

Ödüsıtmak: Çok korkmak (Karaman) (Niğde)

Öflez: Zayıf, solgun (K.Maraş)

Ögeç: Bir yaşını geçmiş erkek keçi (Kars)

Öğendere: Öküzü idare etmek için kullanılan ucu sivri sopa, üngendere (Çankırı)
   Öküzü idare etmek için kullanılan ucu sivri sopa,    (Niğde) (Samsun)

Öğez: Küçük Sinek, sirke sineği, üvez (Çankırı);
   Küçük Sinek (Giresun)

Öğrende: Öküzleri dürtmeye yarayan uzun değnek (Zonguldak)

Öğrün: Gizli (K.Maraş)

Öğşelemek: Elle oğuşturmak (Çankırı- Kızgınlıkla ağzını burnunu öğşeledi.)

Öğürmek: Kusmak üzere olmak (Çankırı) (Giresun)

Öğürsemek: İneğin boğa istemesi, boğaya gelmesi, örsemek (Çankırı) (Giresun)

www.koseyazilarinayorumlar.com

P

www.koseyazilarinayorumlar.com

Paaç: Kor/ külde ekmek (Giresun)

Paanik: Köfte türü (Adıyaman)

Paazi: Hamurun bir ekmeklik topağı (Çankırı)

Paçavra: Eski kumaş/ bez parçaları (Çankırı)

Paçka: Küçük ev, serentiye benzer yapı (Giresun)

Paçetka: Mısır koçanı (Azerbaycan)

Paçuri: Paçavra (Giresun)

Padar: Çamın dış kabuğu (Giresun)

Pağa: Zornaklı kapıların kilit yeri (Adıyaman)

Pağaç: Külde yapılan ekmek (Giresun);
   Yuvarlak ve kalın bir tür ekmek, somun (Kars)

Pağaça: Pilekide pişen büyük ekmek (Ahıska)

Pağla: Fasulye (Kelkit/ Gümüşhane)

Pahal: Kıskanç, çekemeyen (Giresun)

Pahar: Çeşme (Bayburt)
   Çeşme (Kelkit/ Gümüşhane)

Pahıl: Cimri (K.Maraş);
   Kıskanç (Kelkit/ Gümüşhane)

Pakla: Fasulye (Giresun)

Pala: Bez parçası (Çankırı) (Ankara)

Palak: Ayı yavrusu, Manda yavrusu (Giresun )

www.koseyazilarinayorumlar.com

R

www.koseyazilarinayorumlar.com

Rafan gitmek: Çok hızlı ilerlemek (Giresun)

Rafık: Arkadaş, dost (Karaman)

Rahmet: Yağmur (Çankırı- Yağmur tüm illerde rahmet olarak ifade edilir)

Ramuk: Traktörlerin arkasındaki römork (Zonguldak)

Rasma: Sapan (Zonguldak)

Rayon: Bölge (Azerbaycan)

Razdaki: Razaki (Eskişehir)

Reçber: Çiftçi, rençber (Çankırı)

Relsla: Ray (Azerbaycan)

Reng: Renk (Azerbaycan)

Rıççik: Ağaç kökünün ince dalları (Adıyaman)

Riçaq: Vites (Azerbaycan)

Rik tikme: Kin bağlama (Adıyaman)

Rutubet nizamlayan: Rutubet ayarlayan (Azerbaycan)

Rutubete nezaret: Rutubet ölçen, rutubet kontrolu (Azerbaycan)

www.koseyazilarinayorumlar.com

S

www.koseyazilarinayorumlar.com

Sabiq: Sabık (Azerbaycan)

Sac: Sacayak üstüne konulup, ince ekmek pişirilen yaklaşık 60 cm çapında yuvarlak demir (Çankırı)
   Yufka pişirilen demir (Denizli)
   Ekmek pişirme aracı (Giresun)

Sacayak: Sac altına konulan üç ayaklı demir (Çankırı)
   Üç bacaklı demir (Zonguldak)
   Sacaltı, üç ayaklı demir (Giresun)

Sadalamak: Ne yapacağını şaşırmak (Ankara)
   Ne söylediğini bilmemek (Karaman)

Sadeyağ: Eritilmiş tereyağ, susuz tereyağ (Çankırı) (Niğde)

Sadır: Hayvan sidiği (Sinop)
   Sidik (Giresun)

Sadir: Ses (Kırşehir) 

Sadrazam: Cevizli lokum (Afyon) 

Saf: Kötülüğe aklı ermeyen, biraz fazlaca temiz duygulu (Çankırı)
           Ahmak, uyuşuk (Sinop)

Safa: Su bardağı (Karaman)

Sağdıç: Düğünde damadın yardımcısı, sağduç(Çankırı) (Kars)

Sağduç: Düğünde damadın yardımcısı, sağdıç(Çankırı) (Kars)

Sağlam ol!: Çok yaşa! (Azerbaycan- Hapşıran kimseye
   söylenen temenni sözü)

www.koseyazilarinayorumlar.com

Ş

www.koseyazilarinayorumlar.com

Şabalıt: Kestane (Azerbaycan)

Şabbaz: Şahbaz, hamarat (Afyon)
   Çevik hareketli, eli çabuk (K.Maraş)

Şadenlik: Bahşiş (K.Maraş)

Şadılamaymun: Şekilsiz, şekilden şekile sokmak (Afyon)

Şaklak: Tokat (Çankırı- Şaklağı vurursam feleğin şaşar)
             Kabarmış (Ankara)
   Ekmek tatlısı (Kayseri)

Şakuka: Yaban armudu (Adıyaman)

Şal: Kadinlarin beline veya boynuna taktigi kumaş (Kayseri)

Şalak: Ham/ kelek/ olmamış kavun, yağı az konulmuş yemek (Çankırı);
   Olmamış bostan/ kavun/ karpuz (Kırşehir);
   Pörsümüş içi geçmiş salatalık (Giresun)

Şalgacı: Gereksiz, boş (Karaman)

Şalgam: Tohumluk hıyar (Giresun)

Şamar: Tokat, sille (Çankırı) (K.Maraş)

Şamata: Fazlasyla gürültü etmek, rahatsızeden gürültü (Çankırı) (K.Maraş)

Şambal: Şekli bozulmuş, kafatası yapısı bozuk olan, Şambili (Sinop)

Şambili: Şekli bozulmuş, kafatası yapısı bozuk olan, Şambal (Sinop)

www.koseyazilarinayorumlar.com

T

www.koseyazilarinayorumlar.com

Ta: Daha (Giresun)

Taa: Duvarın içerisine yapılmış küçük dolap (K.Maraş)

Tabbasan: Yürümesini bilmeyen (Sandıklı/ Afyon)

Taca: Daha (Burdur)

Tada: Ağabey, baba (Ahıska)

Taflan: Kiraz'a benzer bir meyve, karayemiş (Ordu) (Giresun)

Taflan tuzlusu: Taflan'dan yapılan Giresun'a has bir yemek (Giresun)

Tafra: Küskün kimsenin naz etmesi (Çankırı-Tafra yapıp durma, yemeğe gel); Sinir (Karaman)

Tağ dibi: Pencere kenarı (K.Maraş)

Tağaryirlenme: Kendinden geçme (Kars)

Tahıldak: Ham incir (K.Maraş)

Tahra: Et kesme satırı (Çankırı) (Ankara)
   Odun ve dal kesme aracı (Burdur)

Tahtabı: Takunya (Kırşehir)

Tahtalı: Karpiştelerde çevresi açık gölgelikli tahta bölüm (Burdur)

Tahtalıköy: Mezarlık (Çankırı)

Tahtambeç: Evlerde iskele balkon, çıkma (Samsun)

Taxminen: Tahmini olarak, aşağı yukarı (Azerbaycan)

www.koseyazilarinayorumlar.com

U

www.koseyazilarinayorumlar.com

Uballak: Biraz ıslak, nemli (Zonguldak)

Uca: Yüce, “Uca dağların başında” (Kars)

Uçkur: Pantolan veya iç donunu bele bağlayan ip/ bez (Çankırı)
   Oçkur (Kars)

Uçuh: Yıkık (Kars)

Uçuk: Hastalık/ sıkıntı sonucu dudakta oluşan yara (Çankırı)
    (Burdur)

Ufra: Yufka açılırken kullanılan un (Burdur)

Uğra: Yufka ekmeği açılırken kullanılan un (Çankırı- Etrafa uğra saçıldı)
   Un (Denizli)

Uğrun: Gizli  (Çankırı)

Uğrun uğrun: Gizlice, gizli olarak (Çankırı- Genel olarak iki kelime birlikte kullanılır.)

Ufak tefek: Kısa boylu, zayıf çelimsiz kimse; küçük parça eşyalar (Çankırı- Genel olarak birlikte kullanılır)

Ufrasa: Kocakarı ilacı (Burdur)

Uğru: Hırsız (Çankırı) (Azerbaycan)

Uğrun: Gizli, saklı (Çankırı-Uğrun uğrun kaçtı) (Kırşehir)

Uğunmak: Ağlarken nefesi tıkanmak, katılmak (Çankırı)
   Canı yanmak, kendini parçalarcasına hareket etmek (Ankara)

www.koseyazilarinayorumlar.com

Ü

www.koseyazilarinayorumlar.com

Ü guşu: Puhu kuşu (Ankara)

Üçetek: Üst üste giyilen bayan elbisesi (Çankırı)

Üçün: İçin (Azerbaycan)

Üfecük: Küçücük (Zonguldak)

Üğüm: Fındık dalı; Fındık ağaçları (Giresun)

Üğüm üğüm: Tane tane (Çankırı- İrmik helvası üğüm üğüm olmuş)

Üğürtmek: Soğanın tohumlu dalı(K.Maraş)

Üğütlemek: Ayıklamak, ayırmak (Karaman)

Üleş: Leş (Adıyaman)

Üleşmek: Bölüşmek, paylaşmak(Çankırı) (Ankara)

Ülübü: Fasulye (Karaman)

Ülük: Çaydanlık gibi araçların su akıtılan bölümü(Burdur)

Ülüklü: Arazide kullanılan ağaçtan yapılmış su kabı (Burdur)

Ümmen: Saklambaç oyununda ebenin durduğu direk (Denizli)

Ümük: Boğaz, gırtlak, boyun (Çankırı) (Ankara)

Ün: Ses, bağırtı (Ankara) (Burdur)

Ünemek: Gelişmek, büyümek (Burdur)

Ünnemek: Çağırmak, seslemek (Çankırı) (Ankara) (Burdur)

Üngendere: Öküzü idare etmek için kullanılan ucu sivri sopa, öğendere (Çankırı)

www.koseyazilarinayorumlar.com

V

www.koseyazilarinayorumlar.com

Va: Ve (Azerbaycan)

Vacur vucur konuşma: Boş ve çok konuşma, anlaşılmayan konuşma (Çankırı- Vacur vucur konuşuyorlar.) (Giresun)

Vadıl: Salak (Karaman)

Vah: Üzüntü ifadesi, (Çankırı-Vah vah! Yazık olmuş);
   Deme!(Kırşehir)

Van: Hitap şekli (Gümüşhane)

Vanılamak: Bağırmak, kedilerin miyavlaması (Kayseri)

Vanneden: Ya!, vah vah! (Afyon)

Varivi: Yürü git/ gidiver anlamında bir kelime  (Sinop)

Varlı: Zengin (Kars)

Varlıklı: Zengin (Çankırı)

Varu: Varır (Samsun)

Vazaldak: İri, çabuk büyüyen, uzun boylu (Giresun )

Vele: İnce bez parçası (Afyon)

Velesbit: Bisiklet (Çankırı) (Kırşehir);
   Bisiklet, cin atı (K.Maraş)

Vedre: Kova, su kabı (Azerbaycan) (Kars)

Velen velen: Canı yanıyor gibi bağırmak,ağlamak (Ankara)

Velense: Battaniye (Burdur)

Velesbit: Bisiklet (Çankırı) (Ankara)
   (Kayseri) (Kırşehir)

www.koseyazilarinayorumlar.com   

Y

www.koseyazilarinayorumlar.com

Yaba: Tahta/ demirden beş- altı parmaklı ot/ saman yükleme aracı  (Çankırı)
   Ağaçtan yapılmış harman aleti (Ahıska)
   Saman, ot, vb. karıştıran alet (Kayseri)
   Dirgen, çatal (Gümüşhane)
   Harmanda sapla buğdayı savurtarak ayırma aleti (Zonguldak)

Yabanova: Kızılcahamam ahalisi (Ankara)

Yad: Yabancı (Kars)

Yadırgama: Birini yabancı görmek (Kayseri)

Yadırgı: Yabancı (Ankara)
   Yabancı (Kırşehir)

Yafta: Kurra ile bölüşmek (Karaman)

Yağır: Elbise v.s. nin  kirden meşin gibi olması, at ve eşekte yük vurmasıyla oluşan yara (Çankırı);
   Kir, yağlı, yaralı sırt (Ankara)
   At ve eşekte yük vurmasından oluşan yara. Suçluluk
   hissi (Burdur);
   Kir(Karaman)

Yağırnı: Sırt (Afyon)

Yağlaş: Muhallebi; unlu çocuk yemeği (Giresun)

Yağlıç: Sac üstünde yufka/gözleme pişirirken yağlamada kullanılan sopaya takılı tülbentle yapılmış araç, yağluç (Çankırı)


www.koseyazilarinayorumlar.com

Z


www.koseyazilarinayorumlar.com

Zaar: Zahir, herhalde, galiba (Çankırı) (Kırşehir);    
   Herhalde (Adıyaman)
   Sokak köpegi (Ankara)
   Köpek cinsi (Giresun)

Zaara: Buğdaydan yapılan un’un genel adı, zahra, zağra (Çankırı)
   Mısırdan yapılan un’un genel adı, zahra (Giresun)

Zabacca: Sabahleyin (Giresun)

Zabatcak: Yarın sabah (Giresun)

Zabayıtsız: Görgüsüz (Sandıklı/ Afyon)

Zabın: Zayıf, halsiz, fersiz, çelimsiz (Afyon) (Ankara) (Eskişehir)

Zabırtlak: İri, büyük (Bozat/Giresun )

Zabun: Çelimsiz (Kars)

Zafli konuşmah: Yüksek sesle konuşmak (Ahıska)

Zagidi: Cıbıl, yoksul Afyon)

Zağ: Karakarga, keskin, sivri (Kars)

Zağal: Tembel (Adıyaman)

Zağar: Küçük köpek yavrusu, köpek eniği (Çankırı) (Kars) (Kırşehir);    
   Uyuz köpek (Giresun)
   Köpek (Samsun)

www.koseyazilarinayorumlar.com

"ÇANKIRI- DİĞER İLLER VE AZERBAYCAN YEREL SÖZLER/ AĞIZLAR" KİTABIMA BAKINIZ.
« Son Düzenleme: Temmuz 18, 2009, 11:40:59 ÖÖ Gönderen: is »