Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
KUR' AN ÂYETLERİ / İNSANLAR KENDİ KENDİLERİNE ZULMEDERLER
« Son İleti Gönderen: is Temmuz 31, 2021, 08:09:41 ÖS »
İNSANLAR KENDİ KENDİLERİNE ZULMADERLER

           ONLAR KENDİ KENDİLERİNE ZULMETTİLER

           ALLAH, "BİZ ONLARA ZULMETMEDİK, ONLAR KENDİ KENDİLERİNE ZULMETTİLER" DEDİ:

           11. Hûd Sûresi 101. Âyet- i Kerîme(234. Sayfa):
           "101. Biz onlara zulmetmedik, onlar kendi kendilerine zulmettiler. Allah’ı bırakıp da taptıkları tanrılar, Rabbinin emri gelince kendilerine hiçbir fayda sağlayamadılar. Hasarlarını arttırmaktan başka bir şeye yaramadılar."


           Allah' ın zâlim sıfatı yoktur. Bu nedenle, hiç kimse, Allah zulmetti diyemez. Demeye de hakları yoktur. Bu nedenle Âyet- i Kerîme' de belirtildiği gibi:

           “Onlar kendi kendilerine zulmettiler.”

           Kur’ an’ da Cennet ve Cehennem hakkında o kadar çok uyarı niteliğinde Âyet- i Kerîme vardır ki, bu kadar çok tekrarlanmasının hikmeti:

           Bu Âyet’ in ifade ettiği, insanların kendi kendilerine zulmettikleri, verilecek cezaları da hakettiklerini gözümüze sokarcasına tekrarlanmasında ve “uyarmadı denilemez” seviyede fazlasıyla ikaz edilmelerinde gizlidir. Bu kadar uyarıdan sonra, geçici dünya hırslarının bitirilmesi ile insanların kendi kendilerine zulmeder hale gelmemeleri için, bu uyarılar kesinlikle gereklidir. Bu kadar fazla tekrarında da, Allah’ ın geleceği görebilen Tek Varlık olmasının tesiriyle, gelecekte gördüğü, kullarının Âyet’ lere uymamalarının çok fazla olmasından dolayı, korkutmak üzere, uyarı Âyet’ leri de o kadar çoktur.

           Âyet' lerin hikmetlerini idrak edip; dünyalık işler yanında, âhiret hayatımızı da imar etmemiz dileklerimle.

           Saygılarımla. 31.07.2021 20:07

ÖNEMLİ NOT:

KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

BU FORMAT, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.
2
KUR' AN ÂYETLERİ / 3000 YILDIR SAKLANAN CESET(FİRAVUN' UN CESEDİ)
« Son İleti Gönderen: is Temmuz 31, 2021, 07:45:45 ÖS »
FİRAVUN' UN CESEDİ ÇÜRÜTÜLMEDİ İBRET OLSUN DİYE SAKLANDI
           FİRAVUN' UN BEDENİ ÇÜRÜTÜLMEDİ; ARKASINDAN GELENLERE İBRET OLSUN DİYE SAKLANDI:

           FİRAVUN' UN CESEDİNİN BOZULMADAN 3000 SENE MUHAFAZA EDİLMESİ, KUR' AN- I KERÎM' İN BİR MÛCİZESİDİR:

           10. Yunus Sûresi 92. Âyet- i Kerîme(220. Sayfa):
           “92- Biz de bugün senin bedenini arkandan gelenlere bir ibret olsun diye kurtaracağız. Bununla beraber, insanların birçoğu Âyet’ lerimizden yine de gâfildirler.”

           Firavun’ un 3000 yıllık bedeni, namaz kılar vaziyette Nil Nehri kenarında bulundu. Tahnit edilmiş(mumyalanmış) gibi, derisi üzerinde kurumuş vaziyette olup; çürümemiştir.

           1400 küsur sene önce Firavun Allah’ a isyan edenlerden olduğu için, Kur’ an’ da “Biz de bugün senin bedenini arkandan gelenlere bir ibret olsun diye kurtaracağız. Bununla beraber, insanların birçoğu Âyet’ lerimizden yine de gâfildirler.” Hükmü ile bedenini muhafazalı olarak 1400 sene sonrasında buldurmuş; inanmayanlar "Âyet' lerimizden gafildirler" diye de uyarılmışlardır. Aşağıdaki internet haberinde bildirildiği üzere, aynen:

           "Londra British müzesinde bulunan 3000 yıllık Firavun cesedinin ayrıntılı görüntüleri ortaya çıktı. Secde eder vaziyette bulunan Firavun' un cesedi görenleri hayrete düşürüyor.

           Firavun' un cesedi ilk olarak, Süveyş kanalı açılırken denizin kenarında küçük bir tepecikte bulunmuş ve Londra’ya getirilmişti. Görüntülerde Firavun'un saçlarının bir kısmının halen yerinde olduğu ve başının bazı azalarının etlerininde çürümeden durduğu görülüyor. Cesedin alın kısmında ise et kalmamış. Elleri ve ayakları secde eder vaziyette olan cesed diğer Firavunlar gibi mumyalanmamış. Fakat mumyalanmamasına rağmen tam 3000 senedir çürümeyen cesedin, Allahü Teala'nın ibreti olmak üzere, korunduğuna inanılıyor. Bundan daha büyük bir MÛCİZE olabilir mi?

           Tam bir ibret vesikası olarak vücudu hiç bozulmamış, etleri çürümemiş ve tüyleri dahi dökülmemiş şekilde ve secde eder vaziyette bulunmuştur." denilmektedir. KUR' ÂN- I KERÎM, BÖYLE, BİRÇOK MÛCİZELERLE DOLUDUR.

           İbret alıp, yaşantımızı Allah' ın istediği gibi dizayn etmemiz dileklerimle.

           Saygılarımla. 31.07.2021 19:45

ÖNEMLİ NOT:

KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

BU FORMAT, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.
3
KUR' AN ÂYETLERİ / DUALARIN KABULÜ
« Son İleti Gönderen: is Temmuz 30, 2021, 12:36:08 ÖS »
DUALARIN KABULÜ

           İNSANLAR HAYRI ÇARÇABUK İSTERLER:

           ALLAH, İNSANLARA, HAYRI ÇARÇABUK İSTEDİKLERİ GİBİ ŞERRİ DE ALEL- ACELE VERSEYDİ, ONLARIN HEMEN ECELLERİNİ GETİRİVERİRDİ:
           10. Yunus Sûresi 11. Âyet- i Kerîme(210. Sayfa):
           "11- Eğer Allah, insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de alel-acele verseydi, onların hemen ecellerini getiriverirdi. Fakat bize kavuşmayı ummayanları kendi hallerine bırakırız da azgınlıkları içinde bocalayıp giderler."

           İnsanlar her istediklerinin çarçabuk olmasını beklerler. Ancak en doğruyu bilen Allah, duaların karşılığında, en hayırlı zamanda isteklerimizi kabul eder. Zira en doğruyu, en doğru zamanda veren Allah’ tır.

           İnsanların dualarının tek kabul edeni, tek muhatabı Allah’ tır. Ancak Allah, dualarımızın kabulünün en doğru zamanda olmasını istediğinden, kabul zamanı biz insanların beklentilerinin çok ötesinde bir zaman dilimine kaymış olduğu görülebilir. Dualarımızın kabulünün uzak zamanlara kaymış olması durumunda, dualarımızın kabul olmadığı düşüncesiyle, bu gecikmeyi buruk karşılarız. Neden kabul edilmediğini sorgulamaya kalkarız. Aslında, kabul edildiği zamanın, "en hayırlı zaman olduğunu" bilmediğimizden acele ederiz.
 
           “Allah insanlara zerre kadar zulmetmez.”
           “Allah tüm insanların mutluluğunu ister.”


           Bu Âyet hükümleri çerçevesinde, Allah' ın dualarımızı kabul etmemesi düşünülemez. Muttaki kullar dua ederler, ne zaman kabul edileceğini Allah’ a bırakırlar. O zaman kabul edilme zamanının geciktiğini düşünmelerine gerek kalmaz. Zira en hayırlısı, “Allah’ ın tâyin ettiği zamandır” diyebilirler.

           Duaların kabul edilmemesi durumunda, inanmış kimselerin “vardır bunda da bir hayır” diyebilmeleri, imanlarının gereğidir. Bir şeyin hayır mı; şer mi olduğunu ancak Allah bilir. Allah hayırlı olmayan bir duayı kabul etmeyip; o duanın hayırsız olduğunu bildiği için, duanın kabul edilmemesi durumunda, inanmış olmanın, daha doğru ifade ile imanlı olmanın gereği olarak:

           -Allah' ın bildiğini biz bilmiyoruz. Duamın hayırlı olmadığını bilen Allah kabul etmedi. O halde Allah' ım beni seviyor. Benim mutsuzluğumu istemiyor" diyebilmeliyiz.

           Bunu kalben kabul edenlerin huzuru, bu çerçevede yaşadıkları takdirde, en hayırlı zamanda kabul edileceğini bilmelerinden ya da hayırlı olmadığını bilmelerinden kaynaklanır. Hiçbir zaman huzursuzluk hissi ile yaşamazlar. Zira Allah’ ın takdirine inanmak yüzde itibariyle % 5- 10 inanırım/ yüzde itibariyle % 85- 90 inanırım şeklinde olmamalıdır.

           İNANMAK, asıl manası ile İMAN ETMEK ŞEKLİNDE OLMALI, şu kadar inanırım bu kadar inanırım hesaplarına girilmemeli; iman etmek % 100 inanma şeklinde olmalıdır.

           Âyet’ te, “Allah, insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de alel-acele verseydi, onların hemen ecellerini getiriverirdi” demek suretiyle, dualarımızı Allah’ a arz ettikten sonra, kabul edilmesinin mutlaka Allah’ ın takdirine bırakılmasının şart olduğunu anlamamız gerektiğini bildirmektedir. Zira:

           “EN HAYIRLI ZAMANI ALLAH BİLİR.”

           Saygılarımla. 30.07.2021 12.37

           ÖNEMLİ NOT:

KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

BU FORMAT, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.


4
KUR' AN ÂYETLERİ / ALTIN VE GÜMÜŞLERİ KENDİ CANINIZ İÇİN BİRİKTİRMEYİN:
« Son İleti Gönderen: is Temmuz 22, 2021, 07:21:55 ÖS »
           ALTIN VE GÜMÜŞLERİ KENDİ CANINIZ İÇİN BİRİKTİRMEYİN:

           ALTIN VE GÜMÜŞLERİ KENDİ CANINIZ İÇİN BİRİKTİRMEYİN:
           9. Tevbe Sûresi 35. Âyet- i Kerîme(193. Sayfa):
           "35. O gün o altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak (onlara): «İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakalım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!» denilecek."

           Zira Allah, mal biriktirmeyi yasaklamış:

           İHTİYAÇTAN FAZLASINI İNFAK EDİN:
           2. Bakara Sûresi 219. Âyet- i Kerîme(35. Sayfa):
           
demiştir. Bu Âyet- i Kerîme çerçevesinde, ben Müslüman' ım diyen herkesin ihtiyacından fazlasını yoksul akrabaya, yoksul komşuya, uzak akrabaya, uzak komşuya, yolda kalmışlara, miskinlere, savaşanlara, ihtiyacı olanlara dağıtması gerekmektedir. Ölçü kesin olarak: "İHTİYAÇTAN FAZLASI" için geçerlidir. İhtiyacı olan kısmını da dağıtmaya kalkan kimse:

           ALLAH İSRAF EDENLERİ SEVMEZ:
           7. A’ râf Sûresi 31. Âyet- i Kerîmeler(155. Sayfa): Âyet' ine muhatap olur ki, bu da Allah' ın sakınmamız gerektiğini bildirdiği kurallardandır. Yardım ölçüsünü kaçırıp, kendi ailesinin ihtiyacı olanları da dağıtmaya kalkanlara ise:

           BUNUNLA BERABER MALINI SAÇIP SAVURMA:
           17. İsrâ Sûresi 26. Âyet- i Kerîme(285. Sayfa): demek suretiyle, Allah, infak etme konusunda bile aşırıya gidilmemesini bildirmektedir. Bu bildirmenin de ötesinde:

           MALLARINI SAÇIP SAVURANLAR  ŞEYTANLARIN KARDEŞLERİDİR:
           17. İsrâ Sûresi 27. Âyet- i Kerîme(285. Sayfa): demek suretiyle, mallarını infak etmede aşırıya gitmenin ne kadar kötü bir hareket olduğunu bildiren Allah, bu Âyet' i ile de, aşırı dağıtmaktan dolayı, ihtiyaç sahibi haline gelebilecek olan aile fertlerini korumaktadır.

           İhtiyaçtan fazlasının biriktirilmemesi, infak edilmesi Allah' ın bir emri olup; fakir fukaranın haklarının gaspı olan, ihtiyaçtan fazlasının biriktirilmesinden uzak kalmamız temennilerimle.

           Saygılarımla. 22.07.2021 19:21

           ÖNEMLİ NOT:

KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

BU FORMAT, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.
5
KUR' AN ÂYETLERİ / SABAH AKŞAM DEMEDEN ALLAH' I ZİKRET VE GAFİLLERDEN OLMA
« Son İleti Gönderen: is Temmuz 22, 2021, 06:52:59 ÖS »
           SABAH AKŞAM DEMEDEN ALLAH' I ZİKRET VE GAFİLLERDEN OLMA

           SABAH AKŞAM DEMEDEN,
           -KENDİ İÇİNDEN,
           -KORKARAK VE
           -YALVARARAK,
           -ALÇAK SESLE RABB' İNİ AN VE
           -GAFİLLERDEN OLMA

           EN BÜYÜK İBADET "ALLAH" İSMİNİN TESBİHATI, DİL İLE SÖYLENİP; KALP İLE TASDİK EDİLMESİDİR. GAFİLLERDEN OLMAMANIN ŞARTI BUDUR:

           7. A’ râf Sûresi 205. Âyet- i Kerîme(177. Sayfa):
           "205. Sabah akşam demeden, kendi içinden, korkarak ve yalvararak, alçak sesle Rabbini an ve gafillerden olma."

           Bu Âyet- i Kerîme, daima Allah' ı anmanın, Müslüman' ın Allah' ın emirlerinden gafil olmaması için gerekli olduğunun açık delilidir. "Sabah akşam demeden..." ifadesinde gün boyu Allah' ı anmanın gerekliliği bildirilmektedir. Birçok Âyet' te "öyle ise Allah' ı zikret" demek suretiyle, Allah' ın daima anılmasının tembihlendiğini unutmamalı, gaflet içerisine düşmemeliyiz. Bu tembihlemede dikkat edilecek hususlar:

           -Sabah akşam demeden,
           -Kendi içinden,
           -Korkarak,
           -Yalvararak,
           -Alçak sesle Allah' ı zikretmektir. Gafillerden olmamanın şartı da bunlardır.

           Bu tembihleme Allah katından' dır. Kulların bu Âyet' e uymalarının, birilerinin tâlimatıyla yapılacak dualardan daha makbul olduğunu bilmemeleri mümkün değildir? Zira Allah, bu görevi kullarına, inkâr edilmesi mümkün olmayan bu Âyet' i ile bildirmiştir. Bunun önüne geçecek olan, kulların tenbihledikleri/ görev olarak verdikleri derslerinin/ tesbihatlarının/ görevlerinin hükmü, bu Âyet karşısında, yetersiz kalır. Diyebiliriz ki, kulların çeşitli telkinlerle, Allah' ın Âyet' i ile verdiği görevlerin ihmalini gerektirecek desler, Allah katında hükümsüz olmaz mı?

           Ey Allah' ın kulları!

           Allah' ın bu Âyet ile verdiği görevin önüne, her türlü, şu veya bu kişilerin dersleri/ tesbihleri/ görevleri, geçmemelidir. Bu Âyet' in emrinin ihmalini gündeme getirmemelidir. Muttaki kullar öncelikle, Âyet' ler ile verilen görevleri yaparlar; ola ki zamanları var ise, kulların verdikleri görevlere tevessül ederler. Ancak:

           AKILDAN ÇIKARILMAMASI GEREKEN EN ÖNEMLİ HUSUS:

           "AYAKTA, OTURURKEN VE YANLARINIZ ÜZERİNDE HEP ALLAH’ I ZİKREDİN":
           4. Nisâ Sûresi 103. Âyet- i Kerîme(96. Sayfa): diyen Âyet'in kullara verdiği görevin yerine getirilmesi, "Ben Müslüman" ım diyen herkesin, en başta gelen görevidir. Bunun ihmalini gerektirecek herhangi bir ders/ tesbihat/ görev v.s. bu hüküm yerine geçemez.

           İMAN ETMİŞ OLANLARIN KALPLERİ ALLAH’ IN ZİKRİ İLE YATIŞIR(MUTMAİN OLUR):
           13. Ra’ d Sûresi 28. Âyet- i Kerîme(253. Sayfa):

           Bu Âyet’ de belirtildiği üzere, ayaktayken, otururken ve yan üstü yatarken Allah’ ın zikredilmesi ile, kulların kalplerinin huzur bulacağı, daimî zikir yapanların mutmain olacakları bildirilmektedir.  Allah, kullarının mutmain olması için gerekenin Allah’ ın tesbihatı ile mümkün olduğunu bildirmektedir ki, bu bildirimin garantisi Allah’ tan gelmektedir.

           Allah' ın zikrini her şeyin üzerinde tutarak ve hiçbir dünyalık görevimizi de aksatmamak kaydı ile zikrimizin devamı dileklerimle.

           Saygılarımla. 22.07.2021 18:50

           ÖNEMLİ NOT:

KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

BU FORMAT, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.


6
KUR' AN ÂYETLERİ / A' RAF NEDİR?
« Son İleti Gönderen: is Temmuz 22, 2021, 05:27:16 ÖS »
           MİZAN KURULDUĞUNDA CENNET VE CEHENNEMLİKLERİN TOPLANDIKLARI YER A' RAF' TIR

           A' RAF ÜZERİNDE DE, CENNETLİK VE CEHENNEMLİKLERİ SİMALARINDAN TANIYAN KİŞİLER VARDIR:
           7. A’ râf Sûresi 46. Âyet- i Kerîme(157. Sayfa):
           "46. Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. A’raf üzerinde de, her iki taraftakileri simalarından tanıyan kişiler vardır. Bunlar cennetliklere: «selâm olsun size» diye seslenirler. Bunlar henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi arzu eden kimselerdir."

           Mizan kurulup, tartıda sevapları ağır gelenler ile tartıda sevapları hafif gelenlerin bir arada bulundukları yer, A' raf' tır. Burada Cennet' liklerle, Cehennem' likler bir arada bulunurlar. Aralarında bir perde vardır. A' raf konusunda tartışılamayacağı, A' raf' ın varlığı, bu Âyet ile ispatlanmış olmaktadır.

           Âyet' lerin hikmetlerini anlayarak yaşayan kullarından olmak temennilerimle.

           Saygılarımla. 22.07.2021 17:25

           ÖNEMLİ NOT:

KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

BU FORMAT, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.

7
KUR' AN ÂYETLERİ / YİYİN, İÇİN FAKAT İSRAF ETMEYİN
« Son İleti Gönderen: is Temmuz 22, 2021, 04:46:30 ÖS »
           YİYİN, İÇİN FAKAT İSRAF ETMEYİN

           MESCİDLERE HER GİDİŞİNİZDE GÜZEL GİYSİLERİNİZİ GİYİN.

           YİYİN, İÇİN FAKAT İSRAF ETMEYİN.

           ALLAH İSRAF EDENLERİ SEVMEZ:

           7. A’ râf Sûresi 31. Âyet- i Kerîme(155. Sayfa):
           “31- Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde güzel giysilerinizi giyin ve yiyin, için, fakat israf etmeyin, Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”

           Güzel giyinmeyi, yemeyi ve içmeyi teşvik eden Allah, israf etmeyi yasaklamıştır. Zira “Allah israf edenleri sevmez.”

           Âyet- i Kerîme' ler, kıyamete kadar, hayatımızın her ân' ına kurallar koymuştur. İsraf etmek, ailemizin ihtiyacı olan kısmın da harcanması anlamına gelmektedir ki, Allah, israf edilmemesini bildirmek suretiyle, ailemizin haklarını da korumaktadır.

           Bu Âyet’ de Allah(c.c) israf etmemenin geniş anlamıyla, "ailemizin haklarının da gözetilmesi için israf edilmemesi gerektiğini” belirtmektedir.

           İsraf etmenin zararları yalnız ailemizin bütçesini yok etmekle kalmaz; genel anlamda memleketimizin değerlerinin de heba edilmesi sonucunu doğurur ki, neticesi, zaruret içinde yaşayan insanların çoğalmasını teşvik etmek anlamına gelir. İsraf, ülke sınırlarını da aşan problemlerin doğmasına da sebep olur. Küresel düzeyde, dünya nüfusunun da etkilenmesini gündeme getirir.

           Ülkemizde sadece ekmek israfının değeri uzmanların ifadeleri ile 3.000.000.000.- TL. dir. Bu rakamın okunması bile insanı zorlamaktadır. İsraf edilen ekmeklerin kazanılması ile ne kadar büyük bir nüfusun doyacağını hesaplamamız, israftan kaçınmamız için büyük bir itici güç olacaktır.

           İsraf edip, diğerlerinin haklarına tecavüz eder olmaktan Allah, herkesi korusun.

           Saygılarımla. 22.07.2021 16:45

           ÖNEMLİ NOT:

KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

BU FORMAT, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.
8
KUR' AN ÂYETLERİ / ALLAH KÖTÜLÜĞÜ EMRETMEZ
« Son İleti Gönderen: is Temmuz 22, 2021, 04:27:16 ÖS »
ALLAH KÖTÜLÜĞÜ EMRETMEZ

           DE Kİ: «ALLAH KÖTÜLÜĞÜ EMRETMEZ. ALLAH’A KARŞI BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ Mİ SÖYLÜYORSUNUZ?»:
           "7. A’ râf Sûresi 28. Âyet- i Kerîme(154. Sayfa):
           "28. Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: «Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti.» derler. De ki: «Allah kötülüğü emretmez. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?»"

           Bir kısım insanların, "Allah Kur' an' da kullarını cezalarla korkutmaktadır. Allah kullarının kötülüklerini ister mi?" Dediklerini duymuşsunuzdur.

           Bu sözün yanlışlığını ezelden bilen Allah, bu Âyet- i Kerîme ile, insanların kötülüklerini istemediği gibi,  cezalandırılmalarından da memnun olmaz. Bunun için de çoğu kereler, ikaz ederek cezanın varlığından söz eder, ki ders alınsın, uyanılsın, kötülüklerden yanlış yaşantılardan uzak kılınsın ister. Bu ikazlarının doğruluğunu perçinlemek için de, "...Allah kötülüğü emretmez...." demek suretiyle, kendisinin kötülüğü, hiçbir zaman emretmediğini belirtir.

           Kötülüklerden uzak kalınmasını, hayatımızın her safhasına uygulayabilenlerden olmamız temennilerimle.

           Saygılarımla. 22.07.2021 16:23

           ÖNEMLİ NOT:

KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

BU FORMAT, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.
9
KUR' AN ÂYETLERİ / KIYAMET GÜNÜ AMELLERİ TARTACAK TERAZİ HAKTIR
« Son İleti Gönderen: is Temmuz 22, 2021, 03:38:37 ÖS »
KIYAMET GÜNÜ AMELLERİ TARTACAK TERAZİ HAKTIR

           KIYAMET GÜNÜ AMELLERİ TARTACAK TERAZİ HAKTIR.

           TARTILARI AĞIR GELENLER KURTULANLARDIR:

           TARTILARI HAFİF GELENLER ZİYANDADIR:

           7. A’ râf Sûresi (8.- 9.) Âyet- i Kerîmeler(152. Sayfa):
           “8- O gün (amelleri tartacak) terazi haktır. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır.”

           "9- Kimin (sevap) tartıları hafif gelirse, işte onlar da âyetlerimize haksızlık etmelerinden ötürü kendilerini ziyana sokanlardır.”


           Bir kısım insanların mizan denilen tartı işleminin olup olmaması hususunda tartışmalarını bitirmek üzere bu Âyet- i Kerîme son sözü söylemektedir. Bâzılarının “mizanı” kabul etmemesine en güzel cevaptır. Âyet’ le sabit olması, inananlar için en güzel delildir.

           Yaptıkları sevapları, günahlarından fazla gelenler, kurtuluşa erenlerdir.

           Günahları ağır gelenler, Âyetlere haksızlık etmelerinden dolayı kendilerini ziyana sokanlardır.

           İYİLİK GETİRENE ON KATI MÜKÂFAAT VARDIR:
           6. En’ âm Sûresi 160. Âyet- i Kerîme(151. Sayfa):

           Bu Âyet' de, iyilik yapanlara 10 kat sevap verildiği; günahların da misliyle cezalandırılması belirtildiği halde, 10 kat kârlı olan insanoğlu hâlâ günahlarını eksiltip, sevaplarını artıramayacaklar mıdır? Allah’ ın bağışlayıcılığının ne kadar büyük olduğu, matematik hesapla ortadadır. Günaha 1 misli ceza; sevaba 10 misli mükâfat.

           Bu kadar bâriz farkla, hayatının her safhasında düzgün yaşayanların, hak yemeyenlerin, hırsızlık edip çalmayanların, yoksula yedirenlerin, malının fazlasını infak edenlerin, yolda kalmışlara yardım edenlerin, öksüzleri doyuranların ve giydirenlerin, ailesinin rızkını helâl kazançla sağlayanların, gerçek Mü' min' ler gibi yaşayanların mizanda, tartılarının ağır gelmesi gerekir. Zira Allah bire on sevap yazmışken, Cennet' in hak edilmemesi akıl dışıdır. Böyle bir duruma düşecek kimsenin günahlarının, sevaplarından 10 katından daha fazla olması gerekir ki, Cehennem’ i hak etmiş olsun. Bu kadar büyük farka rağmen, ziyanda olanların vay haline! Bâzı kimseler:

           "Allah Kur' anda bu kadar fazla Cehennem ile korkutma yoluna neden gitmiştir" diye sorarlar. Bu durumu da Kur' an- ı Kerîm' i tenkit için esas alırlar. Bu kadar korkutmaya rağmen ders alıp; günahlardan kaçanların yüzdesini bu soruyu soranlar verebilirler mi? Hayır. Veremezler. Zira devede kulak misali bir oranla insanlar günah işlemeye daha çok meyilli durumda, Cehennem' i hak etmek için can atar durumdadırlar. Ya korkutulmasalardı? Ne olurdu? Cevabını veremeyeceklerini bilen Allah, bu kadar fazla korkutmak suretiyle bir kaç kulunu daha kazanabilir miyim diye, bu kadar fazla Âyet' te, Cehennem ile korkutma yoluna gitmiş olsa gerektir.

           Kur’ an’ da bu kadar fazla Cehennem ile korkutulanların ders alamamış olmaları ve Cehennem’ e girecek duruma gelmelerini anlamak elbette mümkün değildir. Demek ki, Kur’ an’ ın uyarılarına kulak tıkayanların, gidecekleri yeri hak ettikleri bir gerçektir.

           Bu Âyet' in insanlara, doğru yolda kalarak, güzel işler işleyerek, Cennet' i hak etmenin yolunu, en kestirme yoldan göstermesini anlayanlardan olmamız temennilerimle.

           Saygılarımla. 22.07.2021 15:37

           ÖNEMLİ NOT:

KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

BU FORMAT, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.
10
1- KÂFİRLERİN ALLAH' TAN BAŞKA YALVARDIKLARINA SÖVMEYİN
2- HER PEYGAMBER' E İNSAN VE CİN ŞEYTANLARI DÜŞMANDIR:


KÂFİRLERİN ALLAH' TAN BAŞKA YALVARDIKLARINA SÖVMEYİN:
6. En’ âm Sûresi 108. Âyet- i Kerîme(142. Sayfa):
“108- Onların Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da bilmeyerek sınırı aşıp Allah'a sövmesinler. Biz, her ümmete yaptıkları işi böyle süslü gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. O, onlara ne yaptıklarını haber verir.”

Kâfirlerin taptıklarına sövülmemesi için ne güzel bir uyarı. Neden Allah onların taptıklarına sövülmemesini istiyor? "...Siz sövmeyin ki, onlar da bilmeyerek sınırı aşıp Allah'a sövmesinler..." Yol olmaması için çirkin sözleri, mü’ min kimseler söylememelidirler. Sövülmemesi âdaba daha uygundur.

Allah Âyet' inde bu konunun önemi nedeniyle ikazda bulunmuştur. Kimseye kötü söz söylenmemesi, Müslüman' ın uyduğu genel ahlâk kurallarındandır.

BİRBİRİNİZİ KÖTÜ LAKAPLARLA ÇAĞIRMAYIN:
49. Hucûrat Sûresi 11. Âyet- i Kerîme(517. Sayfa):

Bu Âyet’ i ile Müslümanları ikaz eden Allah, çirkin sözlerden uzak kalmamızın hikmetlerinden birini belirtmektedir. Birbirimize de kötü lâkaplarla hitap etmememizin daha doğru olacağının işaretini, yine bu Âyet’ i ile vermektedir.

*-*-*-

HER PEYGAMBER' E İNSAN VE CİN ŞEYTANLARI DÜŞMANDIR:

ŞEYTANLAR HEM İNSANLARDAN, HEM DE CİNLERDENDİR:

6. En’ âm Sûresi 112. Âyet- i Kerîme(143. Sayfa):
"112. Biz böylece, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar birbirini aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları iftiraları ile başbaşa bırak."

Bu Âyet' de, Peygamberlere düşman olanların şeytanlar olduğunu ve şeytanların da insanlardan ve cinlerden olduğunu öğrenmiş olduk.

"... Bunlar birbirini aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler..." cümlesinden, insan ve cin şeytanların insanlara ve cinlere vesvese verdikleri bildirilmektedir.

           Saygılarımla. 21.07.2021 22:17

ÖNEMLİ NOT:

KİTABIMIN FORMATI GEREĞİ:


1- EZBERLEMEMİZ GEREKEN ÂYET' LERİ KISACA BAŞLANGIÇ CÜMLESİNE KIRMIZI FONTLA;
2- ALTINA SÛRE NUMARASI, SÛRE ADI, ÂYET NUMARASI, HANGİ SAYFADA OLDUĞUNU MAVİ FONTLA;
3- ÂYET MEÂLİNİ SİYAH FONTLA YAZMAKTAYIM.

BU FORMAT, OKUMADA GERİ DÖNMELERİ ÖNLEME AÇISINDAN ZAMAN KAZANDIRACAĞI İÇİN, FAYDALI OLACAKTIR KANAATİNDEYİM.
Sayfa: [1] 2 3 ... 10