Gönderen Konu: MASALCI' DAN İNCİLER(3)- KAYBOLAN KİLİM  (Okunma sayısı 10553 defa)

is

  • Ziyaretçi
MASALCI' DAN İNCİLER(3)- KAYBOLAN KİLİM
« : Kasım 16, 2008, 01:03:53 ÖS »
MASALCI' DAN İNCİLER(3)

KAYBOLAN KİLİM


           Tık! Tık! Tık! Kapı çalındı. Özge kapıya koştu. “Kim o” demeden kapıyı açmaması gerektiğini çok iyi biliyordu.

          -Ben Elif! Onu tanıyordu; kapıyı açabilirdi.

           -Haydi Özge kitaplarını al, bir de kilim al, bahçede kitap okuyalım. 

           Özge önce annesinden izin aldı. Kilimi ve kitaplarını kaptıkları gibi soluğu bahçede aldılar. Bahçenin en büyük çam ağacının altına kilimi serip; oturdular. Ilık bir rüzgar esiyordu. Güneş pırıl pırıl parlıyordu. Elif‘in annesinin yeni yapmış olduğu kurabiyeler de vardı. Çok nefis kokuyorlardı. Annesi kurabiyelerden almalarını istemişti.

           Özge ve Elif her cumartesi günü, bu ulu çam ağacının altında, birlikte kitap okurlardı. Birkaç sayfa okumuşlardı ki, yan bahçede oynayan çocuklardan Berk:

           -Özge, Elif! Haydi, bizim bahçeye gelin. Arkadaşlarla birlikte oyun oynayacağız. Yan bahçe daha büyük ve güzeldi. Burada daha fazla ağaç vardı. Çimlerde daha bakımlı ve yumuşaktı. Kızlar birbirlerine baktılar. Hemen kitaplarını kapatıp, kilimlerini katladılar ve dev çam ağacının dibine koydular. Berklerin bahçesine geçtiler. Arkadaşlarının oyunlarına katıldılar. Oyun gereği iki farklı takıma düştüler. Birbirlerine karşı top attılar. Top tuttular. Güldüler. Eğlendiler. Elif’in takımı yendi; Özge’nin takımı yenildi. Birbirlerine karşı oynasalar da, arkadaş olduklarını hiç unutmadılar. 

           Oyun bitti. Kitap okuma zamanı gelmişti. Özgelerin bahçelerine geçtiler. Ulu çam ağacının dibine bıraktıkları ne kilim, ne de kitaplar bıraktıkları yerde değillerdi. Özge:

           -Keşke eve bıraksaydık dedi. Maalesef bunu düşünememişlerdi. Kitapların kendi bahçelerinden kaybolacağı hiç akıllarına gelmemişti. Peki ya kilim neredeydi? Özge annesine ne diyecekti? Annesinin annesinden(ninesinden) kalma antika kilimin bahçeden kaybolduğunu nasıl anlatacaktı? Öyle ya! Annesi hep demez miydi?

           -Kızım tedbirini almadan hiçbir işe kalkışma. Ne yaparsan yap; önce tedbirini al. Tedbirini almadan, tevekkül ederek, eşyalarını orada burada bırakman doğru değil. Tedbirsiz tevekkül olmaz.

           Çam ağacının altında dakikalarca düşündüler. Kilimi almamış gibi yapmayı bile düşündüler. Fakat sonunda Özge:

           -Ben anneme her şeyi olduğu gibi, doğruca, anlatmaya gidiyorum. Anneme yalan söyleyemem. Dedi. Annesi her defasında:

          -Kızım hayatta her ne olursa olsun yalan söyleme! Her şeyi olduğu gibi anlatman, yalan söylememen büyük bir güzelliktir. İyi insanların sahip olduğu bir huy güzelliğidir. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” diyen Atalarımız ne güzel söylemişlerdir. Özge de yalan söylemek istemedi. Annesine olanları olduğu gibi anlatacaktı.

          Bütün bunları kısa bir zaman aralığında düşünürken; evlerinin kapısına kadar gelmişti.
Kapı birden açıldı. Annesi “Gel canım kızım” diyordu. Annesi Özge’nin söylemesi gerekeni anladığı için, ona yardımcı olmak istercesine:

          -Merak etme kızım! Kitaplarını ben eve getirdim, kilim de burada, dedi.

          Özge kocaman bir gülümseme ile arkadaşının yanına koştu. Çünkü hala nefis kokan kurabiyeleri yememişlerdi. Özge’nin annesi de onlara limonata yapmıştı. Elif’i limonata ile nefis kurabiyeleri yemek üzere evlerine çağırdı. Elif kurabiyeleri yerken, memnuniyeti yüzünden okunuyordu. Özge de annesine yalan söylemediği için çok memnundu.

Merve Sezgi
« Son Düzenleme: Ocak 19, 2011, 04:21:44 ÖS Gönderen: is »